Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeni yasama yılına başlaması nedeniyle TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Filistin ve Gazze meselesine ağırlık veren bir konuşma yaptı.
. CHP nin katılmadığı TBMM nin açılış toplantısında Erdoğan, milletvekilleri tarafından ayakta karşılandı.
Erdoğan şunları söyledi:
-İsrail yönetiminin Gazze’de ve Filistin’in diğer bölgelerinde 2 yıldır sürdürdüğü soykırıma, bölgede estirdiği devlet terörüne en güçlü tepki 86 milyon vatandaşımızın temsil edildiği bu koltuklardan yükseldi. Gazze’deki toplu kıyma özellikle karşı sergilediği tavizsiz tavırla milletimizin vicdanına tercüman olan meclisimiz yayınladığı 7 ortak bildiri ile farkını ortaya koymuştur.
Özellikle genel kurul tarafından 29 Ağustos’ta kabul edilen İsrail’in Filistin halkına yaptığı soykırım hakkında zulme göz yumanlar ve gaflet çukurunda boğulanlar için çok güçlü bir mesaj teşkil etmiştir.
Filistin’i destekleyen parlamentolar grubu bünyesindeki çalışmalar da Gazze ve Filistin diplomasisi bağlamında meclisimizin bir diğer başarısıdır.
Hasılı bu yüce çatı Gazze sınavını tarihimize ve milli seciyemize yaraşır biçimde tam ve eksiksiz şekilde iftiharla vermiştir.
Filistinli mazlumlarla dayanışma sergileyen siyasi partilerimize ve değerli milletvekillerimize kalpten teşekkür ediyorum. Rabbim hepinizden razı olsun. Değerli milletvekilleri, biz de geçen hafta katıldığımız Birleşmiş Milletler 80. Genel Kurulu başta olmak üzere her platformda Filistin davasının gür sesi olduk.
Şahsımızı, hükümetimizi ve ülkemizi hedef alan karalama kampanyaları karşısında izzetli duruşumuzu en güçlü şekilde muhafaza ettik. Dünyanın en modern silahlarıyla topraklarına saldıran işgal kuvvetlerine kahramanca direnen Gazze’nin yiğit evlatlarını asla yalnız bırakmadık. Gazze’ye 102.000 tonu aşan insani yardım ulaştırarak İsrail’le ticareti bundan 1 buçuk yıl önce tamamen keserek uluslararası Adalet Divanında açılan soykırım davasına müdahil olarak daha burada sayamayacağımız nice diplomatik, hukuki, ekonomik adımla Allah’a hamd olsun. Gazzeli kardeşlerimizin yanında dimdik durduk.
Türkiye’nin çabalarının en yakın şahidi Gazzeli kardeşlerimizdir. Filistin halkı bizim kendileri için neler yaptığımızı, nasıl bir özveriyle gayret ettiğimizi çok ama çok iyi bilmektedir. Ancak buna rağmen ülkemizin ve hükümetimizin bu konuda sicili hiç de parlak olmayan çevrelerden gelen haksız ve hadsiz eleştirilere maruz kaldığını görüyor, bundan dolayı büyük üzüntü duyuyoruz. Ne şahsımız, ne de birlikte yol yürüdüğümüz arkadaşlarımız birileri gibi Filistin davasıyla 2 yıl önce tanışmadık.
Biz bu davaya ömrümüzü adadık. Allah izin verirse son nefesimize kadar da Filistin’in ve ilk kıblemiz Kudüs-ü Şerif’in hakkını korkusuzca savunmaya devam edeceğiz. Şundan hiçbir şüphe duymuyorum. İnşallah tarih Gazze’deki bu omurgalı duruşumuz sebebiyle Türkiye Cumhuriyeti’ni çağının vicdan abidesi olarak altın harflerle yazacaktır. Burada şunun da özellikle bilinmesini isterim.
Amerikan Başkanı Sayın Trump’la gerçekleştirdiğimiz görüşmede de Gazze’de akan kanın durdurulması gündemimizin ilk sırasındaydı. Bu konuda tekliflerimizi yaptık. Çıkış yollarını gösterdik. Kalıcı barış için nelere ihtiyaç duyulduğunu çok net biçimde ortaya koyduk. Bizim ilkemiz şudur. Savaşın kazananı adil bir barışın kaybedeni olmaz.






