CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Bu milletin huzurunda Tayyip Bey’le ya birebir bir televizyonda, çünkü neden, bunlar şimdi kaçıyorlar ya bizden televizyondan, AK Parti de kaçıyordu, Ekrem İmamoğlu’nun seçimleri kazandığını gördüler, Binali Bey ne yaptı? Canlı yayına çıktı. AK Partililer önde koşarken yayından kaçarlar. Geriye düştüklerinde bu yayınlara koşarlar. Göreceksiniz önümüzdeki dönemde, eğer ‘hazırım’ diyorsa yarına akşam TRT’de çıksın bir benim karşıma o iftiracı yargı kolları başkanını savunsun, ben de o iftiraları nasıl atıldığını anlatayım ona. Hodri meydan” dedi.
Özgür Özel, şöyle devam etti:
“Ümit ediyorum biz de Ankara’nın yoğun temposundan yorulduğumuz belki birkaç sakin günü dinlenmek üzere, kafamızı toplamak üzere biraz da gündem izin verirse önümüzdeki yıllarda Bolu’daki bu güzel parktaki konaklama alanlarında geçirme imkanı buluruz.
Şüphesiz belediyelerin gelirlerini kesiyorlar, Tanju Başkan’ın hatırlattığı gibi silkeliyor, haksız, hukuksuz soruşturmalarla bizlere saldırıyorlar. Tüm belediyelere eşit davranması gereken iktidar, CHP’li yerel yönetimlere üvey evlat muamelesi yapıyor. Hatta elini kolunu bağlıyor. Milletin seçtiği belediye başkanlarının, inanmayıp mazbatasını iptal ediyorlar, bir daha seçiliyor. Beş yıl hizmet ediyor, alıp eski bir otobüsü köşede yakıp, ‘belediyenin otobüsleri yanıyor’ diyecek, iftira filmlerini çekecek kadar, işleyen metro yürüyen merdivenlerine birileri taş sıkıştırıp ‘metroda hizmet faaliyeti durdu’ diyene kadar, ‘İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde 550 tane terörist çalışıyor’ deyip sonra birini bile ispat edemeyip ‘ben bunu siyaseten seçim öncesi söylemiştim’ diyecek kadar, ‘İstanbul Belediyesi İSPARK’ı PKK’ya veriyor, PKK’lılar çalışacak, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin su faturalarını DHKP-C militanları dağıtacak’ diyene kadar, adil, centilmence bir yarış yerine, devlet imkanlarını ve her türlü dezenformasyonu kullananlar milletin karşısına çıktıklarında yine kantara çıkıp yarışmaya cesaret edemediler.
“Yeni oluşturdukları yargı kollarıyla CHP’li belediyelerin üzerlerine gidiyorlar”
Bu sefer de yargı oyunlarıyla, yeni oluşturdukları yargı kollarıyla CHP’li belediyelerin üzerlerine gidiyorlar. Bir yanda Mansur Yavaş’ın teslim edip AK Parti’nin kapattığı önceki döneme ait 93 yolsuzluk dosyası, bir yanda İstanbul’da 37 büyük yolsuzluk dosyası, bunun karşısında Melih Gökçek’in oğlunun işlettiği televizyon kanalına savcılık yerine giden kendisi suçlu olan ve dahil olmadığı soruşturma dosyasına dahil olup sonra millete iftira atıp kendi iftiracı olup kendini kurtarmaya çalışan bir takım meczupların karalamalarıyla Ekrem Başkan’dan sonra Mansur Başkan’a da saldırılarda bulunuyorlar. Ve toplamda Türkiye’de bütün belediye başkanlarımıza bak müfettiş geliyor daha biraz önce Sayın Gökan Zeybek’le değerlendirdik, sadece AKP’nin yargı kolları, savcılar eliyle değil, şöyle ifade edelim, bir belediye denetlenirken Sayıştay tarafından denetlenir. Ya da maliye müfettişleri tarafından, mülkiye müfettişleri tarafından denetlenir. Bir suç bulunursa suç duyurusunda bulunulur. Savcı gelir, soruşturma yapar. Suçun deliliyle birlikte suçluya ulaşır.
Kim suçluysa cezasını çeker. Buna CHP, tarihinde adil ve yerinde yürütülen bu süreçlere hiç itiraz etmedi. Niye etsin? Yıllardır bunlar böyle yürür, bir kusuru olan memur varsa, hele hele siyasi varsa onu taşımayız, o sırtımıza yük olur. Ama süreç öyle bir süreç değil, süreç kimin suçlanacağına önceden karar veriyorlar. Suçlu Ekrem İmamoğlu. ‘Hadi ona suç bulalım.’ Yapılmış denetimler, geçirilmiş teftişler, alınmış, temiz kağıtları, iç denetim temiz, dış denetim temiz, Sayıştay temiz, daha önce o konuda suç duyuruları yapılmış soruşturmalar temiz. Ama bu sefer gelelim bütün dosyaları alalım, Sonra bakalım buradan ne bulabiliriz, bir tane müteahhit bulalım, malıyla mülküyle özgürlüğüyle tehdit edelim. ‘Efendim ben bu işi yaptım ama at buraya bir imza. Açıktan da şunu verdim’ dedirtelim. Hatta o verilen şey, belediye başkanının cebine de değil, bazen kreşe sandalye almış, bazen bilmem ne yapmış, onu bile zorla de irtikap yazalım. Ya da iş adamının bütün HTS kayıtlarını döküyorlar. Bütün belediyenin bütün HTS kayıtlarını döküyorlar. Zaten o ilçenin içindeki iş adamıyla, o ilçedeki belediyeden bir çalışanı aynı baz istasyonunda bulup fosforluyorlar. ‘Filancaya para verdim, gerisini bilmiyorum’ de. O para nerede? Nereden buldun? Yok. Nereye verdin? Yok. Kamera kaydı yok. Bir hesaba yatmış mı? Yok. Birine verilmiş mi? Yok. O parayla altın, döviz alınmış mı? Yok. İspat yok. İftira var bunun üzerinden gidiyorlar.







