Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Bağımsız Türkiye Partisi iftar
programında konuştu:
”Ayrılıkta azap var derler. Evet
ayrılıkta azap var. Bizler artık bu saatten sonra kimsenin özellikle muhalefetin ülkedeki
kötüye gidişi görüp yan yana gelmemenin hiçbir mazereti yok. Hani meşhur deyimdir,
armudun sapı, üzümün çöpü değil. Yan yana gelmek mecburiyetindeyiz yoksa biz bu
günlerimizi mumla arayacağız. Onun için inşallah hep beraber bir olalım, diri olalım, iri
olalım”diyen Yavaş şunları söyledi
– maalesef yargılamaları görüyorsunuz.
Hukuktan bahsetmenin imkanı yok. Şöyle ki daha hazırlık soruşturması gizli olduğu halde
kişinin kendi avukatının haberi olmadan çarşaf çarşaf her yerde ifadeler yayınlanmaya
başlıyor. WhatsApp gruplarında paylaşılıyor. İtibarsızlaştırmak için uğraşılıyor. Kendini
savunmak isteyenlerin de savunması asla mümkün değil. Zaten savunabilecekleri
televizyon kalmadı. Cenab-ı Allah beş parmağın beşini farklı yaratmış. Bütün insanları farklı
yaratmış. Kimsenin parmak izi, 6 buçuk milyar insanın birbirine benzemez. Demek ki
Cenab-ı Allah insanları farklı yarattığına göre bunun bir hikmeti var. Ama siz istiyorsunuz ki
‘hep aynı şeyi düşünün, bize itiraz etmeyin, biz ne dersek bizi haklı görün, hiçbir şeyi
eleştirmeyin.’ Eleştirince ne oluyor? İşte görevi eleştirmek olan, daha güzel bir Türkiye için
çalışan Bağımsız Türkiye’nin Sayın Genel Başkanı’nı götürüyorsunuz imza karşılığı sözünü
kesmeye çalışıyorsunuz. Bunun adı hukuk falan değil. Peki hukuk olmayınca ne oluyor. İşte
ekonomi bu hale geliyor. Elbette insanlar fikirlerini serbestçe ifade edecekler. Zaten AK
Parti iktidarı, iktidara geldiği zaman hep bundan bahsetti. Fikir özgürlüğü olacak dendi ama
bugün ifade hürriyetinden bahsetmek mümkün değil. Bunun da sonucu, hukukun
zedelenmesi sonucu ekonomiye yansıdı. Ve maalesef Türkiye;deki ekonomi durumunu
hepimiz görüyoruz. Emeklileri adeta açlığa mahkum ettiler. Veremiyorlar. Verseler
verecekler. Bakın 4 bin lira ikramiye zam yapamadılar. Paramız yok diye zam yapamadılar.
Ben Ankara Büyükşehir Belediyesi olarak emeklilerin bu durumunu gördüğüm için her ay
kendilerine düzenli olarak destekte bulunuyorum. Benim içim el vermiyor o insanların ne
hali varsa görsün diye el vermiyor. Ramazan’a girerken Ramazan;da hiçbir şeyleri eksik
kalmasın diye diğer desteklerimiz yanında 2 bin lira destekte bulunduk. Şimdi de bayrama
girerken 2 bin lira daha destekte bulunuyoruz. 200 bin küsur destek alan insanlara. Ve 81
bin emekliye düzenli şekilde destek oluyoruz, 81 bin. Yani bir yönetici komşusu açken tok
yatamaz sözünü kendisine ibret almalı ve ben şöyle bakıyorum. Bizim yönettiğimiz kentte
insanlar asla açlıktan ölmemeli. Biz izin vermemeliyiz gücümüzün yettiği kadar açlığa.
Soğuktan donmamalı kimse veya paramız yok diye çoluğunu çocuğunu kimse
okutmamazlık yapamamalı. Bu nedenle ben gerçek belediyeciliğin bu olduğunu
düşünüyorum.
Ben de diyorum ki; evet kim ne kadar harita çizerse çizsin, proje yaparsa
yapsın, görmedikleri bir şey var. Türk milletinin feraseti. Farklı farklı düşünsek de biz böyle
tehlikeli pozisyonlarda mutlaka Türk milleti olarak toplumca yan yana geliriz ve
direnmesini biliriz. İstiklal Harbi bunun en büyük örneğidir. Buradan ders almalılar. Her ne
kadar yüz yıl geçse de o ruh hepimizin içerisinde. Dün biz şehit aileleriyle birlikteydik.
Türkiye;de şu anda milyonlarca aile var. Allah korusun böyle bir tehlike olduğu zaman
‘Vatan sana canım feda’ diyebilecek binlerce aile var. Allah onları eksik etmesin. Efendim
son olarak Sayın Genel Başkan’ım şunu söyleyeceğim. Ayrılıkta azap var derler. Evet
ayrılıkta azap var. Bizler artık bu saatten sonra kimsenin özellikle muhalefetin ülkedeki
kötüye gidişi görüp yan yana gelmemenin hiçbir mazereti yok. Hani meşhur deyimdir,
armudun sapı, üzümün çöpü değil. Yan yana gelmek mecburiyetindeyiz yoksa biz bu
günlerimizi mumla arayacağız. Onun için inşallah hep beraber bir olalım, diri olalım, iri
olalım diyor, Cenab-ı Allah;tan Ramazan Bayramı’mızı mübarek kılmasını diliyor, hepinize
selam ve saygılarımı sunuyorum.





