“KADINLARIN KORKMADAN YÜRÜYECEĞİ, ÇETELERİN İSE FARE DELİKLERİNE SAKLANMAK ZORUNDA KALACAKLARI BİR TÜRKİYE VAAT EDİYORUZ”
Zafer Partisi Genel BaşkanıProf. Dr. Ümit Özdağ, İstanbul Pendik’te düzenlenen programda Türk kadınlarına seslendi. Ümit Özdağ’ın yanında olduklarını ifade eden.
kadınlar, ‘Atatürk’e söz olsun, Mete Han’a söz olsun, Nene Hatun’a söz olsun, Zübeyde Annemize söz olsun, Tomris Hatun’a söz olsun; Cumhuriyet’i ilelebet yaşatacağız. Anadolu kalesini muhafaza edeceğiz, dediler.
Prof. Dr. Ümit Özdağ toplantıda kadınlara hitaben şunları söyledi:: “Bugün burada görünmeyen, çoğu zaman görünmek istemeyen, emeğiyle bu ülkeyi ayakta tutan kadınların sessiz çığlığını güçlü bir haykırışa çevirmek için bir araya geldik.
‘Atatürk’ün kızlarının buluşması’ dedik bu buluşmaya. Çünkü gerçekten öylesiniz. Onun kurmuş olduğu Cumhuriyet’i yaşatmak, 21. yüzyıla taşımak, çocuklarınıza ve torunlarınıza devretmek için mücadele ediyorsunuz. Atatürk ve Cumhuriyet, Türk kadınına sadece seçme ve seçilme hakkı vermedi; kadını görünür kıldı, vatandaş yaptı, eğitime taşıdı, meslek sahibi yaptı, kamusal hayatın öznesi haline getirdi.
Cumhuriyet, kadını sadece anne olarak değil, aynı zamanda yurttaş olarak gördü. Erkeklerle aynı haklara sahip yurttaş olarak gördü. Ve Cumhuriyet’in yükselişi hem kadınla oldu hem de kadınların yükselişi sayesinde oldu. Ekonomi büyüdü, eğitim yükseldi, üretim arttı, toplum ve devlet güçlendi.
Ama ne yazık ki bugün gelmiş olduğumuz noktada bir gerileme süreci içerisindeyiz. Adeta görünmez bir el, kadını görünmez hale getirmeye çalışıyor, geriye itmeye çalışıyor. Açık yasaklarla yapmıyor bunu. Ekonomik baskıyla, güvencesizlikle, yoksullukla ve korkuyla adeta geleceğini elinden alıyor. Kadınlara doğrudan ‘çalışmayın’ denmiyor ama çalışma şartları ağırlaştırılıyor.
Bu süreç devam ederken Türk kadını da sabah kalktığı zaman ağır yoksullaşmanın içerisinde çocuğunu yarı aç, yarı tok okula yollamak zorunda kalıyor. Okula giden çocukların üçte birinin sabah evden kahvaltı yapmadan gittiğini biliyoruz. Keza pazarlarda filenin ancak üçte birini onlarca tezgahı dolaştıktan sonra doldurup mutsuz bir ifadeyle evine dönen yüzlerce kadını Türkiye’nin değişik yerlerinde gördüm.
Türk halkının yüzde 90’ı yoksullaşıyor ve bu yoksulluk özellikle kadının omuzlarına çöküyor. Çünkü evde tencereyi o kaynatmaya çalışıyor. Fakat her geçen gün bunu başarması daha zor hâle geliyor. Ve sanki bu yaşanan onun suçuymuş gibi algılanıyor. Oysa bu, o yoksulluğa mahkûm edilen ailelerin, kadınların suçu değil. Bu suç, bugünkü iktidarın uygulamış olduğu ekonomik politikaların sonucu ve suçlu da AK Parti iktidarı.
Keza kadınlar son yıllarda gittikçe daha fazla, çocuklarının zor kazanmış oldukları üniversitelere ekonomik sıkıntılardan dolayı gidemeyip bıraktıklarına şahit oluyorlar. Yıllarca dişlerinden tırnaklarından artırarak çocuklarını üniversite kazansın diye çalışıp yetiştirip üniversiteye yollayan bir anne, sonra görüyor ki çocuğu üniversiteyi bırakmak zorunda kalıyor. Çünkü ekonomik olarak devam etmesi mümkün değil. Mümkün olanlar da sonra çocuklarını eğitim sonrası evde işsiz olarak seyretmek zorunda kalıyorlar. Bazı rakamlara göre 4 milyon, bazı rakamlara göre 6 milyon ev genci var. Ne eğitimde ne de işte. Annelerinden, babalarından aldıkları harçlıkla hayata tutunmaya çalışan gençler.
Bunun sorumlusu da AK Parti iktidarı. 2002’den beri uygulamış olduğu yanlış politikalarla Türk ekonomisini günlük kararlarla yönetmesinin sonucu. Yeni fabrikalar açmamasının, var olan fabrikaları özelleştirme adı altında elden çıkarmasının sonucu.





