YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin genel merkezinde Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu ile yaptığı görüşmenin ardından gerçekleştirilen basın toplantısında;“Kendisine kararından, açıklamasından hemen sonra açtığım tebrik telefonumda kararına duyduğumuz saygıyı, kararının kendisi ve memleket için hayırlı olmasını dilediğim telefonda da ifade ettiğim gibi bundan sonraki süreçte Sayın Mansur Yavaş’ın ve belediye başkanı arkadaşlarımızın alacakları her türlü karara saygılıyız, dedi.
“BAŞKANLARIMIZIN KARARINA SAYGILIYIZ”
Genel Başkan Özel, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın ve ardından da yedi ilçe belediye başkanının CHP’den istifasını nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine şunları söyledi:
“Kendisine kararından, açıklamasından hemen sonra açtığım tebrik telefonumda kararına duyduğumuz saygıyı, kararının kendisi ve memleket için hayırlı olmasını dilediğim telefonda da ifade ettiğim gibi bundan sonraki süreçte Sayın Mansur Yavaş’ın ve belediye başkanı arkadaşlarımızın alacakları her türlü karara saygılıyız. Ben önceki partimizden ayrılıp buraya gelme sürecinde hatırlıyorsunuz, hiç daha bu konular gündemde değilken ve herkesi davet ederken belediye başkanları ve belediye meclis üyelerinin durumlarının özel olduğunu, belediye meclisi dengelerinin özel olduğunu, belediye başkanlarının milletimiz tarafından bilhassa beldelerine, ilçelerine, illerine hizmet için görevlendirildiklerini, bu motivasyonla alacakları her türlü karara saygılı olduğumuzu ve kendilerini hiçbir karara zorlamayacağımızı ifade etmiştim. O gün bugündür de YENİ Parti bu tutumunu sürdürüyor.”
“MANSUR YAVAŞ, TARİHİN DOĞRU TARAFINDA DURDU”
“Butlan yönetiminin geçtiğimiz günlerde ve en nihayetinde devam ederek bugün yapmış olduğu bir açıklamayla… İşte sanki 31 Mart akşamının CHP’si kendileriymiş gibi ‘Yok efendim, bir partiden seçildin. Başka partinin Genel Başkanı’na nasıl bilgi verirsin?’ O ‘başka partinin Genel Başkanı’, 31 Mart seçim akşamının Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı. ‘Yok efendim, ya ya benimsin ya kara toprağın.’ Öyle bir şey yok. Hiçbir değer, ‘Ya benimsin ya kara toprağın’ denilebilecek ve böyle israf edilebilecek bir durumda değil Türkiye’de. Hele hele Mansur Yavaş gibi bir siyasetçinin, bir partinin hem de seçimsiz gelmiş, iktidar tarafından atanmış butlan yönetiminin kaprisleri ile terbiye edilmesi ve oranın siyasetine alet edilmesi söz konusu olamaz. Sayın Yavaş, butlan kararı çıktığı andan itibaren kurduğu tüm özenli cümlelerde seçilmeye vurgu yapmış, atanmışlığa ya da mahkeme kararıyla siyaset dizaynına itiraz etmiş, dolayısıyla tarihin doğru tarafında durmuştur. Biz de bunu kıymetlendirmiştik. Ben aynı noktadayım. Bundan sonraki süreçle ilgili de kendisinin birinci sorumluluğu Ankara’ya karşıdır, kendisine oy vermiş olanlara karşıdır. Bu sadece bir partiye ait seçmenler de değildir, çok daha kapsayıcıdır. Bunun geçmişteki durumunu bilmek, geleceğe dönük olarak da bunu kıymetlendirmektir önemli olan. Maksat eğer bugün hepimizin rahatsız olduğu bu iktidarı değiştirmekse bu noktada herkesin siyasetini sorumluluk çerçevesi içerisinde yerine getirmesi gerekiyor. Bir kez daha hayırlı olsun dileklerimi tekrar etmek isterim.”
YENİ Parti lideri Özel, Adalar Belediyesi’nde AKP’nin muhalefetsiz oylamada başkanvekilliğini kazanmasına ilişkin “İBB’de başkanvekili seçiminin yenilenmesi söz konusu olursa YENİ Parti, CHP ile iş birliği yapar mı?” sorusunu şöyle yanıtladı:
“Arkadaşlar butlan sözcüsünün çizdiği çerçeve, daha bugün ortaya koydukları sorumsuz çerçeveden bir haber ve gerçekten ne söylediğini bilmiyor. Düşünsenize o belediye başkanlarının tamamı bizim yönetimimiz sırasında belirlenmiş ve daha YENİ Parti’yi kurmadan önce demişiz ki ‘Belediye başkanlarının ve meclis üyelerinin durumu özeldir. Kimseyi YENİ Parti’ye geçme konusunda zorlamayacağız ve oranın dengeleri önemli.’ Acaba biz bu sorumlu dili kullanırken neyi kastediyorduk da AK Parti ile al-ver ilişkileri yapıp ‘Etimesgut’u ben alayım, İzmir’den bir belediyeyi sana kaptırayım’ derken, ya da geçmişte İstanbul’daki oylamalarda sorumsuz tavırlarıyla ilçe kayıplarına sebep veriyorken şimdi akılları başlarına ermiş de geçen gün açıklama yapıyor. ‘Efendim biz Adalar Belediyesi’ndeki riski gördük, YENİ Parti ile iş birliği yapıyoruz.’ Ne iş birliği? Adalar’da benim il başkanım Adalar’da, benim genel başkan yardımcım Adalar’da, benim yöneticilerim Adalar’da. Adalar’da kumpas kurulmuş. Bir utanmazlık peşinde AK Parti orada. Adalar’da partinin adı CHP, biz orada arkadaşlarımızı bırakmışız bir ikilik olmasın diye. Bir de tutmuşlar böyle konuşuyorlar. Yani butlan sözcüsünün söylediği sözün gerçeğe temas eden bir tarafı yok. Bugün ne yaşanıyorsa hep bu iktidarın, iktidar eliyle yargının, yargı eliyle CHP’nin dizayn edilmeye çalışılmasına alet olanlar yüzündendir. O yüzden kendini kıymetlendirecek, kendilerini meşrulaştıracak, yok işbirliğidir bilmem nedir. Ne işbirliği ya? Biz üzerimize düşen fedakarlığın en büyüğünü yapmışız. Arkadaşların tamamı gönlü YENİ Parti’de olan arkadaşlar, bizim yol arkadaşlarımız olmasına rağmen bir ikilik olmasın da İBB tehlikeye girmesin diye bir adım atmamışız, gelmek isteyene ‘Aman dur’ demişiz. Bir de tutmuş oradan bizle işbirliği yapacakmış. Bizim butlanla seçilmemişle, atanmışla, saray aparatıyla yapacak iş birliğimiz yok. Zaten gerekli sorumlu tavrı biz en üst düzeyde takınmış durumdayız. Biz milletin kabul etmediği, meşruiyet vermediği birisine bizim meşruiyet verip önem atfetmemiz, muhatap almamız söz konusu dahi olamaz.”
“MİLLET SANDIKTA DEFTERİNİZİ DÜRECEK”
“Esas mesele şudur. Adalar’da dokuz belediye meclis üyesi var. Yedisi 31 Mart akşamı CHP’sinden seçilmiş. Bu durumda beş arkadaşımızı hapse atıyorlar. İki arkadaşımıza görevden el çektiriyorlar, İçişleri Bakanlığı eliyle. Sonra mevcut seçilmiş olan belediye başkanvekilimizi tehditle, 600 şekerle hastanelik ediyorlar. İstifasını alıyorlar. Her zaman üçüncü güne koyduğu seçimi yedinci güne. Nedir yedinci gün? Yurt dışında olan iki belediye meclis üyesinin CHP’den döneceği tarihi bekliyor. Neden bekliyoruz? Çünkü o arkadaşlardan birisi kendi ifadesi, ‘Benim bir açığım vardı onu geçirdiler, onlara oy vermem gerekiyor.’ Diğerinin kendi işyeri ile ilgili bir mesele üzerinden tehdit ediliyor. Dün akşam durum dört dörtken bir anda CHP’li olarak seçilmiş ve görevden el çektirilmiş kişiyi gece karanlığında Adalar Kaymakamlığı’na götürüp göreve iade edip bu sabah onun oyunu garanti ediyorlar. Soranlara da diyor ki, ‘Ben eğer bunu kabul etmezsem beni içeri atacaklardı.’ Bu şartlar altında Adalar insanı yediye iki belediye meclis üyesini oluşturmuşken kendi kurdukları kumpasla Adalar’a çöküyorlar.
Benim burada sorum şuna: Gün gelecek ve sandık kurulacak. O Adaların seçmeni de, Üsküdar’ın seçmeni de, Bayrampaşa’nın seçmeni de, Gaziosmanpaşa’nın seçmeni de, Bursa’nın seçmeni de ya da ‘Ya bize geçeceksin ya içeri gireceksin’ diye devşirdiği Afyon’un, Aydın’ın seçmeni de sandık başına gidecek. Seçmeni tehdit edebilir misiniz? Seçmeni satın alabilir misiniz? Seçmene şantaj yapıp fikrini değiştirebilir misiniz? O millet sandıkta bunun gereğini yapacak, sizin defterinizi dürecek. Şu andaki mesele seçmenin gösterdiği sandık sabrından ibarettir. Bu topraklarda sosyal patlama sandıkta olur. Sandıkta sosyal patlamayı da görecekler, vermediği Adalar’ı tehditle, şantajla, vermediği Üsküdar’ı satın alarak… ‘Bana başkan yardımcılığı teklif edildi de o yüzden CHP’den AK Parti’ye geçtim’ diyor. Hani irade fesadı vardı bu durumda. Tehditle, şantajla satın alınarak ele geçirilen yani ‘Artık sen değil, bir başkası yönetecek’ denilen Üsküdar’ı, Bayrampaşa’yı, Gaziosmanpaşa’yı bu yöntemlerle alacaksın, sonra sandık gelince de bu millet diyecek ki ‘Ne yapalım canım? Tayyip Bey biz buraya da versek elimizden alıyor, o zaman ya gitmeyelim ya oy vermeyelim.’ Öyle bir şey yok. O seçim genel seçim ve o seçimde millet son kararını verecek. Bu yükselen tansiyon, bu yükselen öfke, bu haksızlıklar, bu millet iradesinin kendi kararının gasp edilmesinin hepsinin cevabını sandıkta verecek. Seçimden önce meydan okuyacağım Tayyip Bey’e. Göreceğiz bakalım Adalar’ın seçim sonucunu, Üsküdar’ın, Gaziosmanpaşa’nın, Aydın’ın. Son anket Sayın Genel Başkanım. Aydın’da yüzde 18 o topuklu efe diye nam salmış kişinin şu anda anket sonucu yüzde 18. Sokağa çıkamayan, insan içine çıkamayan, ankette yüzde 18’e gerilemiş bir siyasi paçavradan bahsediyoruz. Bu niye? Bugün Adalar’da ne yapıldıysa Afyon’da ve Aydın’da o yapıldı diye. ‘Ya bize geçeceksin ya içeri gireceksin.’ Bugün Adalar’da belediye meclis üyelerimizin iradeleri kimine maddi menfaatle, kimine cezaevi tehdidiyle, kimine ‘Siyasi yasağını kaldırırız, bize geçeriz’ diyerek sakata uğratılmıştır. Millet bunların hepsinin defterini teker teker sandıkta dürecek.”
“‘AMAN SUSALIM, BU İŞİN ÜSTÜNÜ KAPATALIM’ DİYORLAR”
YENİ Parti lideri Özel, yaşanan fon krizine ilişkin AKP’li isimlerin açıklamalarının sorulması üzerine şunları söyledi:
“Değerli arkadaşlar asrın dolandırıcılığıyla karşı karşıyayız. Bu asrın dolandırıcılığında son netleşen rakamlarla 455 bin tekil yatırımcı mağdur edilmiştir. Bunlar dolandırılanlardır. ‘Dolandıran kimler?’ derseniz şu anda yedi portföy yönetim şirketi ve 131 fon tasfiye edildi. Bu fonlarda birçok şirketin hisse senetleri vardı ve bu tasfiye edilen fonlar bir dönem normal yatırımcıya kapalıydı. O dönemde 1’e bin kazananlar oldu. Yani fon toplamda yüzde 970, yani ilk gün giren son güne kadar dursaydı açılana kadar değer kazanıyordu. Orada çok karlı bir fon var, dört yılda bu paraları kazanmış. Şimdi halka açılmış. ‘Zaten sıkıntı büyük’ ya da ‘Faizden para kazanmak istemiyorum’, ‘Borsaya yatırmak istiyorum’, ‘Paramın erimesini istemiyorum, enflasyon üzerinde getirmesini istiyorum’ diyenlere bir seçenek olarak gösterdiler. Hem de nasıl gösterdiler biliyor musunuz? Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kimi sarayda, kimi kabinede kerli ferli isimlerini ‘Bunlar da bu fonda’ diye diye gösterdiler. ‘Bunların paraları bu fonda’ diye diye gösterdiler. ‘Önemli bir çoğunluğu AK Parti seçmeni mağdurların’ diyorlar. Kimi işte faiz istemeyenlerin yatırımcı olarak yer aldığı yer olarak söylüyor. Esas olarak bu fonlarda o değerinin çok üstünde zıplatılan hisselere baktığınızda da iktidar seçmeninin tanıdığı iktidara yakın sermaye gruplarının hızla fiyatlarının katlanan hisseleri. ‘Oralara oynuyorlar. Bunlar kazanıyor. Bunlar kaybetmez, garantiymiş burası. Biz de koyalım. Sayın Bakan burada.’ Geçmiş kabine de Sayın Erdoğan bütün kabine üyelerini atayan kişi olarak soruyorum. Geçmiş kabinelerinizden bu fonda işlem yapan bakan var mı? Bu kabinenizde bu fonda işlem yapan ya da adına işlem yapılan bakan, bakanlar var mı? Sarayda üst düzey bürokratlardan, yakın çalışma arkadaşlarından kimlerin bu fon ile adı anılıyor? Bunların hepsi başta AK Parti çevrelerinde her yerde konuşuluyor. Ama öyle bir noktadayız ki, ‘Aman susalım, bu işin üstünü kapatalım.’ Bu işin üstü kapatılamaz. En az 2 milyon kişinin mağdur olduğu, 455 bin tekil yatırımcı en az 2 milyon kişinin birinci derece akraba olduğu, bir de borcunu ödeyemeyenler, bu fona parasını kaptırıp da başka mağduriyet yaratacaklar düşünüldüğünde meselenin çok daha büyük olduğu bir noktadayız.”




