<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yahya Aksoy &#8211; Çankaya Gazetesi</title>
	<atom:link href="http://www.cankayagazetesi.com/kategori/yazarlar/yahya-aksoy/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.cankayagazetesi.com</link>
	<description>Çankaya&#039;dan Güncel Haberler</description>
	<lastBuildDate>Sat, 21 Mar 2026 06:25:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">114105528</site>	<item>
		<title>Baharın müjdecisi; NEVRÛZ</title>
		<link>http://www.cankayagazetesi.com/2026/03/baharin-mujdecisi-nevruz-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Çankaya Gazetesi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Mar 2026 06:24:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yahya Aksoy]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cankayagazetesi.com/?p=92255</guid>

					<description><![CDATA[NEVRÛZ YAHYA AKSOY Nevrûz Bayramı, baharın müjdecisi ve şarkısıdır. Yeniden doğuş günüdür.Bu yeni gün mevsimlerin en bereketlisi baharın başlangıcıdır. Doğanın yeniden doğuşu,insanın doğayla birlikte yeni bir mevsime ve hayata heyecanla&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>NEVRÛZ</p>
<p>YAHYA AKSOY<br />
Nevrûz Bayramı, baharın müjdecisi ve şarkısıdır. Yeniden doğuş günüdür.Bu yeni gün mevsimlerin en<br />
bereketlisi baharın başlangıcıdır. Doğanın yeniden doğuşu,insanın doğayla birlikte yeni bir mevsime<br />
ve hayata heyecanla ve umutla başlamasıdır.<br />
Ulusun ulu günü, Navrûz, Baharın İlk günü,Novruz,Sultan-ı Nevruz, Mart Dokuzu gibi adlarla<br />
anılmaktadır.<br />
Semeni, nevruz’un sembolü olarak yetiştirilmekte.Buğday ıslatılıp çillenmeye başlayınca bir tabak<br />
üzerine bir parmak kalınlığında serilmekte, üzeri bezle örtülerek belli aralıklarla su serpilerek<br />
yeşermesi sağlanmakta,bir süre sonra da üzerindeki bez alınmakta ve iyice yeşerinceye kadar da su<br />
verilmektedir. Semeni (çimlendirilmiş buğday, bereketi, üretimi, yeniliği, tazeleiği temsil eden baharın<br />
müjdecisi olarak değerlendirilmektedir.<br />
Ulu İpek Yolu, nevrûz yolu olarak adlandırılmaktadır.Bu yol boyunca bütün ülkelerde bu geleneksel<br />
bahar bayramı ,kendine özgü bir anlayışla asırlardır kutlanagelmektedir. Kutlamalarda halk<br />
kültürünün tüm ayrıntıları,özgünlüğü bulunmakta ve görülmekte.<br />
Tarihi İpek Yolu boyunca, kültürlerin kaynaşması ile dünya kültür zenginliğine, yeni değerler eklenmiş<br />
ve İpek yolu kültür yolu olmuştur.Gelenek ve görenekler asırlarca yaşatılmaktadır.Tarih ve coğrafya<br />
insanlığın yaşamında özel ve anlamlı bir yere sahiptir.<br />
Kışın yorgun ve sıkıntılı günlerini üzerlerinden atmak isteyen insanlar, Baharın başlangıcı saydıkları 21-<br />
22 Mart günlerini geleneksel olarak binlerce yıldan beri şenliklerle karşılamakta, umutlarını<br />
tazelemekte, doğa gibi hayata yeniden doğmaktadırlar. Bu düşünce ve felsefe ile NEVRÛZ, bütün<br />
canlılarda ve insanda diriliş günü –doğuş günü-yeni gün olarak kabul edilmektedir.<br />
Gece ile gündüzün eşit olduğu 21 martı 22 marta bağlayan gece halk arasında yeni yılın, yıl başının<br />
başlangıcı olarak kabul edilmektedir.<br />
Su, toprak, ateş ve güneş kültü, insanlar için tarihi süreçte kutsal sayılmıştır. Bu değerleri doğal<br />
güzelliklerle ve sevgiyle birleştiren insanlar “ulu gün- yeni gün” dedikleri 21- 22 martlarda<br />
geleneklerini ve göreneklerini sergilemektedirler.<br />
Orta Asya’da,Anadolu’da,dünyanın dört yanında yaşayan Türklerin, Kafkaslarda, Balkanlarda ve Orta<br />
Doğuda yaşayan insanların, ve İranlıların yılbaşı olarak kabul ettikleri güne Nevruz-Yen Gün<br />
denilmiştir.Bu tarih idari ve mali yönden başlangıç tarihi olarak ele alınmıştır.<br />
Azerbaycan’da haritacılık alanında hizmet veren bir şirketin kurucusu ve yöneticisi olan Ali İhsan<br />
Tepetaş kardeşimin paylaştığı çok anlamlı mesaj: &amp;quot;Türk Ulusunun Nevruz bayramını<br />
kutlarım.Azerbaycanlı dostlarımın deyişi ile &amp;quot; ureyiniz umidli, umidleriniz atli, sevdaniz qanadli,<br />
sevinciniz qatli, sufreniz dadli, mekaniniz taxtli, omrunuz bextli, eviniz bereketli olsun!&amp;quot;<br />
Kaşgarlı Mahmut, ünlü “Divan-ü Lûgati-t Türk” adlı eserinde Nevruz hakkında bilgiler de vermiştir:<br />
Asırlar öncesine dayanan çok sayıda kaynakta bu bayram vaardı.</p>
<p>Toplumsal birlik ve dayanışmaya katkılar sağlayan geleneksel bayramlar, anlamına,ruhuna ve özüne<br />
uygun bir şekilde kutlanmalıdır&#8230;<br />
NEVRÛZ BAYRAMI kutlu olsun,Ülkemize ve bütün dünyaya huzur, barış,bereket ve mutluluk getirsin.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">92255</post-id>	</item>
		<item>
		<title>2026 KUTLU OLSUN</title>
		<link>http://www.cankayagazetesi.com/2026/01/2026-kutlu-olsun/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Çankaya Gazetesi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Jan 2026 12:08:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yahya Aksoy]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cankayagazetesi.com/?p=91112</guid>

					<description><![CDATA[YIL BAŞLARI HAYATIN KİLOMETRE TAŞLARI YAHYA AKSOY “… Menzili ırak bu yolu/Bu yola kim varası/ Müşkülü çok bu yolun/ Bunu kim başarası…/bildik gelen geçer imiş/Bildik konan göçer imiş/Aşk şarabın içer&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>YIL BAŞLARI HAYATIN KİLOMETRE TAŞLARI</p>
<p>YAHYA AKSOY</p>
<p>“… Menzili ırak bu yolu/Bu yola kim varası/ Müşkülü çok bu yolun/ Bunu kim başarası…/bildik gelen<br />
geçer imiş/Bildik konan göçer imiş/Aşk şarabın içer imiş/ Bu mânâdan her kim duyar…”( 1)-Yunus<br />
Emre<br />
Ünlü Şair Fikret Sezgin: “Yatağına sığmaz, saatler nehir…/Bu gün pazartesi, yarın kim bilir.” “Ses ipine<br />
söz asan ünlü şair Arif Eren, “Dört Mevsimden Hatıralar “şiirinde “Bir salıncakta geçmiş zaman<br />
sallanır/ Vefalı günler mevsim mevsim hatırlanır …/ “Bir Kuştur Zaman” şiirinde ,” Sorguya çekmeli<br />
kendini insan/Vicdanıyla baş başa kalınca/Hatanın tekrarına izin yok/Kafesten uçan bir kuştur<br />
zaman…/ Veysel ,“İki kapılı bir handa gidiyoruz gündüz gece…”/ Ünlü düşünür Montaigne, &amp;quot;Bir şey<br />
koparır bizden ,yıllar,akıp giderken&amp;quot; / Hz.Mevlâna, “Her gün bir yerden geçmek ne iyi/ Her gün bir<br />
yere konmak ne güzel/ Bulanmadan, donmadan akmak,ne hoş Dünle beraber gitti cancağzım/ Ne<br />
kadar söz varsa düne ait/ Şimdi yeni şeyler söylemek lazım…!”/ Düşünür Hesıdos (İşler ve Günler<br />
eserinde) “Turnalar gökyüzüne doluştu mu yağmurlu günler başlar…” / diye yaşamı ifade<br />
etmekteler…<br />
Bilim ve kültür dünyasında derin etkiler yaratan rahmetli Prof.Dr.Ahmet Taner Kışlalı Külür Bakanlığı<br />
yayınlarına yazdığı giriş yazısında şöyle demekte : “Günümüzün insanı,bildikleri ile yetinmeyen,hızla<br />
değişen koşularda kendini yenileyebilen,özgün,barışçı, insancıl,hoşgörülü,topluyla bütünleşmiş,kendi<br />
kişiliğini geliştirirken başkalarının gelişmesine de çalışan toplumsal bir varlık olmak durumundadır. Bu,<br />
çağın gereklerine uygun,ama kendi benliğinden ,toplumun öz kaynaklarından kopmamış bir insandır.<br />
Çünkü insan ,ancak ulusal özelliklerini koruduğu oranda,çağdaş uygarlığa, evrensel kültür<br />
değerlerinin oluşmasına ve zenginleşmesine katkıda bulunabilir.”(2)<br />
Zaman ve mekân içinde insanlar ve uygarlıklar incelendiğinde çok değişik inançlar, felsefeler ve kültür<br />
değerleri karşımıza çıkmakta ve bu durumları da halk sözleri özetleyerek pekiştirmekte:“ O eski<br />
günler! Nerede?/Ömür kıvama geldi zaman tükendi !/Tandır kıvama geldi hamur tükendi!/ Zaman<br />
devr-i daimdir,geçen insan ömrüdür!Takvimler, zaman değil ömür yaprakları oldular !&#8230;”<br />
Maya ve Aztek uygarlığında zaman ayarı evrendeki güneş,yıldızlar ve gezenlerin hareketlerine göre<br />
düzenlenir ve tapınakların yapım felsefesinde esas alınırdı. Tarihi bilgilere göre eski Roma&amp;#39;da günlerin<br />
sayılması konusunda kargaşa yaşanması üzerine imparator Jül Sezar, yeni yılın başlangıcını olarak 1<br />
ocak kabul eden &amp;quot;Jülyen Takvimi&amp;quot;ni M.Ö. 45 yılında uygulamaya koydu.<br />
1582 yılında Papa Gregoriyus, yeni yıl başlangıcını 25 Mart olarak kabul eden ve yılı on iki aya bölen<br />
&amp;quot;Gregoryen Takvimi&amp;quot;ni (Miladi takvimi) düzenledi. Bu takvim 1572 yılında yeniden düzenlenerek yıl<br />
başı 1 Ocak tarihine alındı.<br />
Hicretin 17&amp;#39;nci yılında Halife Ömer zamanında uygulamaya konulan &amp;quot; Hicrî Takvim&amp;quot; Müslüman<br />
ülkelerde Peygamberimiz Hazreti Muhammed&amp;#39;in(S.S.) Mekke&amp;#39;den Medine&amp;#39;ye göç yılı 622 başlangıç<br />
olarak benimsendi.<br />
Gelişen teknoloji ile birlikte küçülen dünyada ,mobil cihazlara yüklenen programlarla &amp;quot; GPS- Küresel<br />
Konumlama Sistemi&amp;quot; ile günümüzde gezegenlerin yerlerinin belirlenmesi dahil birçok konum<br />
belirleme işlemi yapılabildiği ifade ediliyor. Yapay zeka günümüzü sürüklüyor! Türkülere, şarkılara,</p>
<p>belgesellere, romanlara,dizelere,türkü lere, şarkılara ve tuvallere yansıyan, ölmez eserler bırakan<br />
üretken ve yaratıcı bir hayat sürekliliğini sürdüren antikalar gibidir.<br />
“Tozlar ve dumanlar olmasaydı, ademoğulları bin yıl yaşardı…”İbni Sina (980-1037)/Huzur içinde<br />
yenen yavan ekmek, endişeyle yenen ziyafet yemeğinden daha değerlidir.” Bilge EZOP-MÖ.-?&#8211;ölümü<br />
550 /“…İnsanlar her şeyi başka başka görürler, başka başka düşünürler : Düşünce ayrılıklarının asıl<br />
nedeni budur…/ Göklerin altındaki her şey, aynı yasanın ve aynı yazgının buyruğundadır…” Mantaıgne<br />
– denemeler, s. 19-76 Karaca y. /Âşık Veyesel’in söyleyişi ile “Koyun kurt ile gezerdi, fikir başka başka<br />
olmasa…”/Âşık Beyani :” …Sahip çık kimsye verme bir karış /Bu toprak üstünde başlat bir Yarış /Fikirle<br />
savaş yap fikirle barış/ kılıç en sonunda vurulur oğul..” sözleri bizi aydınlatmalar…<br />
N.Ferguson,” Dünyanın Finans Tarihi-Paranın Yükselişi” eserinde hayatın gerçeklerine ışık tutmakta:<br />
“Mangır,servet, kazanç,metelik; adına ne derseniz deyin,para önemlidir. Hıristiyanlar için para aşkı<br />
tüm kötülüklerin anasıdır. Komutanlar için savaşın payandası,devrimciler için işçinin<br />
prangasıdır…İspanyol fatihlerinin zannettiği gibi güümüşten bir dağ mıdır? Nasıl oldu da paranın<br />
büyük kısmının görünmez olup bilgisayar ekranlarındaki rakamlara dönüştüğü bir dünyada yaşamaya<br />
başladık? Para nereden geldi? Nereye kayboldu?<br />
Paranın yükselişi insanın yükselişi için elzemdir-Jacob Bronowski<br />
Bütün büyük tarihsel olayların arkasında finansal bir sır giizlidir ve bu kitap bu sırların en önemlisini<br />
aydınlatmak üzere yola çıkmıştır. Mesela rönesan sanat ve mimari piyasasında büyük bir patlamaya<br />
yol açmıştır.,çünkü mediiiiiiiici gibi İtalyan bamkerler doğudan öğrendikleri matematiği parasal işlere<br />
uygulayıp servet sahibi olmuşlardır. Hollanda,Habsburg İmparatorluğuna üstün gelmiştir…s-9-11<br />
Er yada geç her balon patlar… er yada geç fiatların düşeceği beklentisini düşünen alıcılarınkini, er<br />
yada geç hırs yerine korkuya bırakır… 1929 ve 1933 yılları arasında büyük buhran’nın başlamasına<br />
neden olarak Amerikan bankacılık sistemindeki büyük darama gösterilir…Fins aynı zamanda<br />
aramızdaki farklılıkları da körüklüyor.Şanslı ve zeki olan zenginleşirken, şanssız ve pek zeki<br />
olamayanları yoksullaştırıyor…”s-18<br />
Açgözlü hayaller paranın olmadığı bir dünya düşleyin, yeni insanlar kendilerine yaşamalrı için gerekli<br />
olan ne varsa fazlasıyla veren,yarın kaygısı olmayan, ne varsa fazlasıyla veren doğaya gövenen , yarın<br />
kaygısı olmadan yaşayan, avcı, toplayıcı atalarına benzeyecekler …” (3)<br />
Nobel Ödüllü iktisatçı Jeseph Stiğlitz başkanlığında önde gelen ekonomist ve uzman, gelir ve servet<br />
eşitsizliği konusunda yazdıkları raporda bağımsız bir uluslararası panel kurulması çağrısında<br />
bulunmaktalar. “…Dünyanın İklim krizi kadar eşitsizlik kriziyle de karşı karşıya olduğu, bunun da siyasi<br />
istikrarsızlık ve çatışmaların artmasına ve demokrasiye olan güvenin azalmasına “ yol açtığı<br />
gerçeğine dikkatleri çekerek günümüzde dünyanın en büyük sorunlarına çözüm bulunması<br />
önerilmekte. . (4)<br />
N.Hoca’nın“ insanların hepsi bir tarafa giderse dünyanın dengesi bozulur&#8230;&amp;quot; sözünü unutmadan ,<br />
çeşitli hastalıklarla mücadele eden dünyaya, iki gözle bakıp ayrıntıları ve farkları görerek , kökleri<br />
derinlerde sevgi ve dostluk çınarınızı büyüterek, sezgilerimizi toplumsal bakışla zenginleştirip ve<br />
dengeleri koruyarak ,gerçekleri gören , akıl ve mantık süzgecinde yeni bir yaşam anlayışıyla, sağlık ve<br />
huzur içinde yeni yılı ve yılları kutlayalım. Sağlığınız, umutlarınız ve mutluluğunuz sonsuz olsun…</p>
<p>) &#8211; Yunus Emre Şiirlerinden Gül Deste, Cumhuriyet Yan.İ.Başgöz- Bu Latif Çiçekler,s,44/s.21 / 2 -”Doç.Dr.Ahmet Taner Kışlalı-Kültür Bakanı<br />
,1979,(Düşün ve Toplum,İlkay Sunar,KB y.)/ 3 &#8211; A.World Without Money-S.Stndart-1979 /Paranın Yükselişi-The Ascent of Money- Naıll<br />
Ferguson-2028. Çevirmen ARIS- YKY.2011-Paranın Finans Tarihi./ 4) T.L.Friedman,The New York Times-Oksijen,21-27 Kas.2025.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">91112</post-id>	</item>
		<item>
		<title>EĞİTİM IŞIĞI ÖĞRETMENLERE SELAM</title>
		<link>http://www.cankayagazetesi.com/2025/11/egitim-isigi-ogretmenlere-selam/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Çankaya Gazetesi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Nov 2025 11:35:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yahya Aksoy]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cankayagazetesi.com/?p=90538</guid>

					<description><![CDATA[24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ YAHYA AKSOY Öğretmenler marşı “…Candan açtık cehle karşı bir savaş, Ey bu yolda ant içen genç arkadaş! Öğren, öğret hakkı halka, gürle coş; Durma durma koş./Şanlı&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ</p>
<p>YAHYA AKSOY</p>
<p>Öğretmenler marşı<br />
“…Candan açtık cehle karşı bir savaş,<br />
Ey bu yolda ant içen genç arkadaş!<br />
Öğren, öğret hakkı halka, gürle coş;<br />
Durma durma koş./Şanlı yurdum, her bucağın şanla dolsun;</p>
<p>Yurdum seni yüceltmeye antlar olsun.”</p>
<p>İsmail Hikmet ERTAYLAN</p>
<p>Bir ülkenin en büyük varlığı eğitimli insan gücüdür. Önemli ve önceliklidir. Ertelenemez.<br />
;Efendiler,milletimizin amacı, milletimizin ülküsü, bütün dünyada tam manasıyla medeni bir toplum<br />
olmaktır&#8230; Medeniyet yolunda yürümek ve başarılı olmak yaşamak için şarttır,” diyen Cumhurbaşkanı<br />
Gazi Mustafa Kemal başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunun 11.11.1928 tarihli toplantısında, “<br />
Millet Mektepleri Talimatnamesi “ kabul edildi. Resmi Gazete’nin 24 Kasım 1928 tarih ve 10481 sayılı<br />
nüshasında yayımlandı.<br />
Talimatnamede,TBMM tarafından kabul edilen yeni Türk harflerinin, kısa bir zamanda ve kolay<br />
surette her ferdin ve büyük halk kitlelerinin süratle okur yazar hale getirmek maksadı ile her Türk<br />
vatandaşının üye olarak kabul edildiği, ” Millet Mektepleri Teşkilatı” kuruldu.Teşkilât<br />
talimatnamesinin 4.maddesi: “Bu teşkilatın reisi umumiliğini ve Millet ‘Mektebi’nin Baş muallimliğini<br />
Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal Hz. Kabul buyurmuşlardır…”<br />
ATATÜRK’ÜN ; Millet mektepleri baş öğretmenliği; ni; kabul ettiği 24 Kasım tarihini esas alan<br />
MEB,ülkemize özgü olarak, bu tarihi ;ÖĞRETMENLER GÜNÜ; olarak belirlemiştir.<br />
UNECO ve İLO örgütlerinin önerileri üzerine ,5 Ekim 1966 tarihinde ;Öğretmenlerin statüsüne ilişkin<br />
tavsiye kararı alan Birleşmiş Milletler teşkilatı, 5 Ekim 1994’de 5 ekim tarihini ;DÜNYA ÖĞRETMENLER<br />
GÜNÜ; olarak ilân etmiştir. 100 ;e yakın ülkede bu tarih, “Dünya Öğretmenler Günü” olarak<br />
kutlanmaktadır.<br />
Batıda ilk öğretmen okulları da 1800 lü yıllarda kurulmuştur. Ülkemizde de ilk öğretmen okulu 16<br />
Mart 1848’de Darülmuallimin adıyla açılmıştır. Ülkemizin 173 yıllık bir öğretmen yetiştirme deneyimi<br />
söz konusudur. Böyle bir deneyime sahip öğretmenlerimizi, Atatürk, irfan ordusu diye<br />
nitelendirmiştir.<br />
Eğitime ve bu alanda hizmet verecek MEB larına büyük özen gösteren Mustafa Kemal, çocuklarımıza<br />
verilecek eğitim ve öğretimin temel ilke ve hedeflerini 27.10.1922 günü Bursa;da öğretmenlere<br />
verdiği söylevde şöyle ifade etmiştir:<br />
;&#8230;Okul,genç kafalara,insanlığı saymayı,ulus ve ülkeyi sevmeyi,bağımsız yaşamayı öğretir;bağımsızlık<br />
tehlikeye düştüğü zaman onu kurtarmak için tutulması gereken en doğru yolu öğreten<br />
okuldur.ülkemiz içinde uygar düşüncelerin, çağdaş ileriliklerin vakit yitirilmeksizin yayılması ve</p>
<p>gelişmesi gereklidir. En önemli ve verimli ödevlerimiz öğretim ve eğitim işleridir.Bu işlerde ne yapıp<br />
başarıya ulaşmamız gerekir. Bir ulusun gerçek kurtuluşu ancak bu yoldadır. Bu zaferin sağlanması için<br />
hepimizin tek can, tek düşünce olarak belirli bir program üzerinde çalışmamız gerekir.İleri ve uygar bir<br />
ulus olarak yaşayacağız…”</p>
<p>Atatürk‘ün çağdaş eğitim hakkındaki görüşleri:</p>
<p>&#8211; Eğitim milli olmalıdır. Bu milli eğitim gelecek nesillere kuvvetli bir milli his aşılamalı, milli birlik ve<br />
beraberlik duygusunu kuvvetlendirmeli ve toplum ihtiyaçlarına uygun olmalıdır.<br />
Eğitim bilime dayalı olmalıdır. &#8211; Eğitimde fırsat eşitliği sağlanmalıdır.<br />
&#8211; Eğitim işlevsel olmalıdır, öğretilenlerin toplum hayatında kullanılması önemlidir.<br />
&#8211; Eğitim meslek kazandırmalıdır.<br />
&#8211; Eğitimde cinsiyet farkı gözetmeden her iki cins de eşit hak ve İmkanlardan faydalanmalıdır.<br />
Okur-yazarlık bir ülkenin üretimini artırıyor diyen UNESCO, bütün dünyada İşlevsel Yetişkin Eğitimi<br />
Projesi; ile sorunlara çözüm aramakta.Ayrıca çağdaş eğitim konusunda, gelişen teknoloji ve bilim<br />
ışığında bütün ülkelerle işbirliğine gitmektedir.Ulusal ve evrensel boyutları olan eğitimin önceliği ve<br />
önemi bulunmaktadır.<br />
Dünya barışı içinde insanlığın gerçek saadeti, ancak bu yüksek ideal yolcularının çoğalması ve<br />
başarıya ulaşmasıyla olabilir; M.Kemal Atatürk (25.X.1931- Balkan Konferansı)<br />
Ülkemizin ve ulusumuzun her alanda yükselmesi için, uygulamalı eğitim anlayışını esas alan Köy<br />
Enstitülerinde yetişen öğretmenlerin ve onların yetiştirdiği öğrencilerin eğitim,kültür ve sanat<br />
tarihimizdeki özgün, seçkin, etkin ve örnek hizmetleri her zaman takdirle anılmaktadır.<br />
“…Sınıfa girdiği zaman cumhurbaşkanı bile,öğretmenden sonra gelir” diyen Mustafa Kemal, kültür<br />
ordusu olarak vasıflandırdığı öğretmenleri, memleketin bilim, kültür, ekonomi ve bayındırlık<br />
alanlarında kutsal amaçların yükselmesi için en önemli eğitim ve kültür ordusu olarak<br />
değerlendirmiştir.</p>
<p>ÖĞRETMENİM</p>
<p>Her gün her saat durmaz, sunarsın farklı bilgi /Kaderimin yolunu , çizersin öğretmenim.<br />
Karanlığın içinde&amp;quot;Bir elinde tebeşir, diğer elinde silgi /Hep yetişmemiz için, yazarsın öğretmenim,<br />
meşale&amp;#39; çiçeklerine, gözü gibi bakan sensin yakan sensin.Minicik neyinlere ilimle akan sensin/ Cehaleti<br />
bilginle ezersin öğretmenim.”</p>
<p>Allev Akboğa</p>
<p>Öğretmenler!</p>
<p>“Yeni nesli, Cumhuriyet’in özverili öğretmen ve eğitmenleri, sizler yetiştireceksiniz; yeni nesil, sizin<br />
eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin yeteneğiniz ve özveriniz derecesiyle uygun olacaktır.<br />
Cumhuriyet; fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister. Yeni nesli,<br />
bu kalite ve yetenekte yetiştirmek sizin elinizdedir. Sizlerin, seçkin görevinizin yerine getirilmesine<br />
büyük özveriyle varlığınızı vereceğinize hiç şüphe etmem.”</p>
<p>Okul, öğretmen, öğrenci,aile ve ulus eğitim alanında ve tüm alanlarda birbirini tamamlayan bir<br />
bütündür. Eğitim yakın çevreden başlar,aile,okul,öğretmen ile ülkeye ve dünyaya açılır…<br />
24 Kasım Öğretmenler Günü’nü kutlarken , hiç bitmeyen okul, eğitim, öğretmen sorunlarının<br />
çözülmesi ve eğitim alanında çağ dışı uygulamalara fırsat verilmemesi için en büyük gayret<br />
gösterilmelidir.Bu konuların önceliği ve önemi unutulmamalıdır. Başöğretmenimiz Atatürk başta<br />
olmak üzere aramızdan ayrılan tüm öğretmenlerimizi minnet ve şükranla anarken , sorunlarının<br />
çözülmesi dileğiyle başarılar.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">90538</post-id>	</item>
		<item>
		<title>BİR HAYAT HİKAYESİ</title>
		<link>http://www.cankayagazetesi.com/2025/08/bir-hayat-hikayesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Çankaya Gazetesi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 Aug 2025 13:36:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KÜLTÜR PENCERESİ]]></category>
		<category><![CDATA[Yahya Aksoy]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cankayagazetesi.com/?p=89447</guid>

					<description><![CDATA[YAHYA AKSOY KAMBUR’UN OĞLU* Garibindir anı hoş tut efendim işte biz gittik Gönül derler ser-i kuyunda bir divanemiz kaldı (Prof. Dr. Nihat BOYDAŞ) On beş &#8211; yirmi haneli ufak bir&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="html-div xdj266r x14z9mp xat24cr x1lziwak xexx8yu xyri2b x18d9i69 x1c1uobl">
<div class="html-div xdj266r x14z9mp xat24cr x1lziwak xexx8yu xyri2b x18d9i69 x1c1uobl" dir="auto">
<div class="html-div xdj266r x14z9mp xat24cr x1lziwak xexx8yu xyri2b x18d9i69 x1c1uobl" data-ad-rendering-role="story_message">
<div id="_r_9t_" class="x1iorvi4 xjkvuk6 x1g0dm76 xpdmqnj" data-ad-comet-preview="message" data-ad-preview="message">
<div class="x78zum5 xdt5ytf xz62fqu x16ldp7u">
<div class="xu06os2 x1ok221b">
<div class="html-div xdj266r x14z9mp xat24cr x1lziwak xexx8yu xyri2b x18d9i69 x1c1uobl">
<div class="xdj266r x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs x126k92a">
<div dir="auto">YAHYA AKSOY</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">KAMBUR’UN OĞLU*</div>
<div dir="auto">Garibindir anı hoş tut efendim işte biz gittik</div>
<div dir="auto">Gönül derler ser-i kuyunda bir divanemiz kaldı</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">(Prof. Dr. Nihat BOYDAŞ)</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">On beş &#8211; yirmi haneli ufak bir köyde ,(Yozgat Akdağmadeni) İnkışla’da arpalar ağarırken doğmuşum . Anam Meryem Gelin , Babam Kambur Reşit . Anam beni kundaklayıp yolma tarlasına götürmüş , yolma yığınının gölgesine yatırmış . Evde küçük çocuklara bakacak kimse olmadığı için beni belimden bir örme ile orta direğe bağlar , ağzıma da yalancı bir sormuk vererek , dışarı işlerini de görürmüş . Bacı dediğimiz Fındık halamın öksüz kızını büyük ağabeyim ile baş göz etmiş . Fakat ona hiçbir zaman gelin gözüyle bakmamış , kendi çocuklarından ileride tutmuş .</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Büyüdükçe döğüş çekiş bilmeyen , akıllı uslu , nazlım , yumuşcul bir çocuk olmaya başladım . Köylük yerde çocukların ayakları toprağa değer değmez işlerin kulpundan tutarlar . Mal davar gütme , Bağ bahçe bostan bekleme , Tarlaya değirmene harmana azık götürme , düven sürme gibi kolay işleri hep çocuklar yaparlar . Ben de okullar kapanınca köyün danasını güderdim . Köyde fazla kalamadım . Ama o günlerin tadı damağımda kaldı . Yatalı okul sınavlarını kazanınca okula kayıt oldum . Fakat ne yalan söyleyeyim köy hayatını hiç unutamadım .</div>
<div dir="auto">Mal gütme denince aklıma hep köyümüzün en yaşlı adamı Mevlüt Dede gelir . Çok yaşlı olmasına rağmen ebem , ebem diye ağlardı . Niçin ebem diye ağladığını sorunca ;</div>
<div dir="auto">&#8211; Beni ebem büyüttü yavrum , anamı hiç bilmem derdi.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Dede Balkan Savaşlarında tabur imamıymış . Üç dört Padişah gördüğünü söyler ;</div>
<div dir="auto">&#8211; Aha şu dereden akan su gibi kan aktığını bu gözler gördü yavrum der , 1948’de İsrail Devleti kurulunca Kıyamet Alameti olduğunu söyler ağlar gezermiş . Siz benim bu dediklerime bakmayın , büyüklerimizin söylediklerine göre Dedem Derin Hoca’ymış . İşte eski yazıyı okumasını ben (Osmanlıca) Mevlüt Dededen belledim .</div>
<div dir="auto">Bizim evde Kuran-ı Kerim bir mevlit bir de son kısımları yırtık Kerem ile Aslı kitabı vardı . Ama Kerem ile Aslı kitabını bulda oku ! Köyün gençlerinin elinde gezerdi .</div>
<div dir="auto"></div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Mevlüt Dede’nin çocuğu yoktu . Karısı İpek Bibi tam manasıyla bir çadalozdu . İşin en acı , belki de en komik tarafı İpek Bibi’mde Kufuf-i Sitte (Altı kusur , altı kaf ) altısı da mevcuttu . Kara , Kuru , Kalın , Kısa , Kambur , Kalık . Böyle bir kadınla evlenmiş olmak vur Allah’ın vurduğuna uygun düşüyordu . Halbuki rivayet odur ki hoca kısmının karısı güzel olmalı , Kufuf-i Sitte den hiç birisi bulunmamalı . Mevlüt Dede doğuştan Kara yazğılıydı . Dedem’le öküz gütmeye giderdik . Dede köyün mezarlığına (ziyaret) yaklaşınca sırtında çal-geçer değneğini eline alır , mezarlığa doğru sallayarak başlardı şikayete ;</div>
<div dir="auto">&#8211; Ben senin kulun , Resul ümmetin değil miyim ? Benim adım senin defterinde yok mu ? Yoksa sildin mi ? unuttun mu ? Ben senin Kanak Çukurunda fincan yüklü develerini mi ürküttüm ? Niye benim canımı almıyorsun ? Al gayrı emanetini , kurtar beni bu rezillikten her emrine kurban olduğum !</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Bir ömür boyu ahaliye imamlık yapan , bu dini maarif sandığının çocuklar gibi öküz peşinde koşması , mal gütmesi zoruna gidiyor olmalıydı . Haksız da değildi hani . İpek bibimin çenesi de çekilecek gibi değildi . Dedeme ‘’Ya Rabbi cürm-i tahsil-i ilimden tevbeler olsun ! dedirtmişti herhalde . Sabrın sonu çoktan gelip geçmişti .</div>
<div dir="auto">Bizim köyde ilkokul yoktu . Nida TÜFEKÇİ’nin babası Hamdi TÜFEKÇİ’nin doğrama işlerini yaptığı komşu köyün ilkokulunda okudum . Yalandan ne çıkar , Yazları yalın ayak , Kışları ham deriden çarıkla giderdim okula . Köşker Çarık güzeldi ama pahalıydı , herkes alıp ta giyemezdi . Babam okuma – yazma bilmezdi . Ama okuma yazmaya meraklıydı . Askerde adını yazmayı bellemişti . Eski yazı müfredatından (Osmanlıca) şın harfine kadar olan harfleri bilirdi . Okulu teftişe gelen Ahmet AKDAĞ ;</div>
<div dir="auto">&#8211; Reşit bu oğlanı okut demiş.</div>
<div dir="auto">Böylece bir sabah bizim yayladan Pazarören Köy Enstitüsü sınavlarına girmek için Akdağmadeni’ne gittik . Hiç unutmam çok bitli , pireli bir handa yattık . Ertesi gün sınava girdim . Bu sınavı kazandıktan sonra sözlü sınavlar için Pazarören Köy Enstitüsüne gittik . Sözlü sınavı sondan birinci olarak kazandım ama adı sonra Mimar Sinan İlköğretmen Okulu olan bu okulu ikinci olarak bitirdim (1960) .Okuduğum yıllarda okul müdürleri Bedrettin ALOGAN , Kazım ÖZSES , A.Hikmet PAR , Mustafa ŞEN idi . Hatırladığım hocalarımın bazıları Rasim ALTINTAŞ , Hacı Küçük KARACA , Necati CEBE , Sait Güngör ELGİN , Mevlüt DİLSİZ , M.Emin ARISOY , Dursun HATİPOĞLU , Ahmet KAYALIDERE .</div>
<div dir="auto">Öğretmen okullarında yabancı dil dersi yoktu . Lise mezunu da sayılmıyorduk . Müzik hocası Ahmet KAYALIDERE ingilizce kursu açmıştı . Yabancı dil öğrenmeyi çok istiyordum hemen gittim ama hoca param olmadığı için kursa almadı . Son harfleri olmayan bir sözlükten manasını bilmediğim kelime ezberlemeye başladım . Yabancı dil merakımın altında Mevlüt Dede’nin Osmanlıca öğretmesinin payı olmalıydı . Öğretmen okulunu dereceyle bitirince Nacar marka bir kol saati hediye ettiler . Her zaman her yerde güleryüzlü , mütevazi , insana huzur ve güven veren S.Güngör ERGİN hocam Osmanlıca çalıştığımı görünce ;</div>
<div dir="auto">&#8211; Nihat Osmanlıcayı bana da öğret ! diyerek gururumu kendime güvenimi arttırdı . Yüce tanrım böyle güzel insanları Arafta bırakmaz inşallah ! Yoksa ben de ;</div>
<div dir="auto">Kesmeseydi dilimi hançer-i layüsele</div>
<div dir="auto">İtiraz ederdim haşa Hz. Allaha bile !</div>
<div dir="auto">derdim .</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Yaz tatillerinde köye gelince , Kadı – kaymakamla oturup kalkmak , dil kırmadan konuşmak , şapka giymek , ağır oturup batman kalkmak tavsiyeleri yüzünden çocukluğumu doya doya yaşayamadım , erken büyüdüm !</div>
<div dir="auto">Öğretmen okullarını dereceyle bitirenler istedikleri üç ilden birine atanıyorlardı . Ben sırasıyla İstanbul , İzmir , Mardin’i seçtim . Mardin’e verdiler . Çünkü Arapça öğrenmek istiyordum.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Benzemez kimse sana</div>
<div dir="auto">Tavrına hayran olayım</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Mardin de bir yıl görev yaptıktan sonra G.E.E Resim Bölümü sınavlarını kazandım . Üç yıl sonra mezun olunca Sanat Tarihi Hocam Nurettin Can GÜLEKLİ ; &#8211; Ulan Allahsız bir lise diploması alda gel dedi .</div>
<div dir="auto">Hoca bende doktora yapacak yetenek ve kapasite görmüş olacaktı . Bitlis Lisesine tayin olunca hocamın söylediklerini unuttum . Bu lisede spor , yabancı dil , müzik derslerinde çok faal oldum . İlk işim kendime bir ud almak oldu . İki öğretmen , bir banka müdürü , iki doktor , bir hakim ingilizce kursu açtık . Bir iki ay sonra kurs bana ve Barış Gönüllüsü ingilizce hocası M.F. CROWLEY’e kaldı . Yabancı dil merakımın müdür olmamda çok faydasını gördüm .</div>
<div dir="auto">Kurs arkadaşlarımdan Dr. Mehmet İLKER , Dr. Rıfat ARIKAN , Hakim Okyay YİĞİTBAŞIN adlarını zikretmeden geçemiyorum .</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Kıbrıs Barış Harekatı günlerinde askerdim . Askerlik sonrası Ankara Atatürk Anadolu Lisesi’ne tayin oldum . Anadolu Lisesi seçkin bir okuldu , Müzik ve Yabancı Dil çalışmalarım devam etti . Ruşen Ferit KAM’ın öğrencisi Dr. Nazmi ÖZALP , İbnül Emin M.K. İNAL’ın Dar-ul Kemal geleneğini devam ettirmeye çalışıyordu . Müzik çalışmalarımıza Züftü BARDAKOĞLU (1903-1998) Arif BİÇER , Nezahat SOYSEV , Çinuçen TANRIKORUR ve daha başkaları da katılıyordu . Artık bir Ud’i idim . Notaya ve icraya hakimdim . Bugünlerde ney sazını tanıdım . Çok sevdim fakat geç kalmıştım . Bu okulda görev yaparken lisans , master ve doktora çalışmalarımı bitirdim . Danışmanım Prof.Dr. Haluk KARAMAĞARALI , Prof.Dr. Beyhan KARAMAĞARILI idi. Doktora jürimde görev alan Prof.Dr. M. HATİPOĞLU , Prof.Dr. Mücteba UĞUR , Prof.Dr.H.G YURTAYDIN’ı minnet ve şükranla rahmetle anıyorum.</div>
<div dir="auto"></div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Prof.Dr Mücteba UĞUR ‘’bizler hocaların çantasını taşıyarak , notlarını çoğaltarak hoca olduk. Siz ilkokul öğretmenliğinden geliyorsunuz! ’’ demişti.</div>
<div dir="auto">Haluk Hocam tırnaklarımla kayaları tırmanarak huzuruna geldiğimi söylemiş çaba ve gayretimi takdir etmişti. Beyan-ı Menazil-i Sefer-i Irakeyn , Ahlat Mezar Taşları bu güzel insanların eserleridir. Haluk Hocam aslen Yozgatlıydı . Adının Yozgat Belediyesi tarafından bir caddeye verildiğini Gazi Hastanesinde yatarken öğrendi . Bu olayın gerçekleşmesinde herkesten çok payım olduğu için mutluyum . Çünkü bu dünyada zerre kadar itibarım ve iştiharım varsa onu Haluk Hocama borçluyum . (1923-2009)</div>
<div dir="auto"></div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Dünya Bankası’nın Mali desteği ile program geliştirme faaliyetleri YÖK tarafından yürütülüyordu , ben de bu faaliyete katıldım . Dört resim , dört müzik eğitimcisi Amerika’ya gittik. Bu arkadaşların içinde dil bilen yoktu ! Resim eğitimciler hemen Resim Sergisi açmak istediler ! İsteklerini meslektaşım Mary’e söyledim güldü ;</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">-Nihat senin bu arkadaşların Türkiye’ye dönüşte Amerika’da resim sergisi açtık diyecekler . Öğrencilerinizin resimlerini getirseydiniz hemen açardım .Sizin öğrencileriniz çok yetenekli siz büyük bir kültürden geliyorsunuz . Ama çalışmalarınızın hepsi batı taklidi !</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">İbn-ül Emin (1871 – 1957 ) büyüğümüzün meşhur sözünü hatırladım .</div>
<div dir="auto">-Onlar bilinmek için çalışırlar !</div>
<div dir="auto">-Ben ise bilmek için okurum</div>
<div dir="auto">Amerikada sanat eğitimciler , sanat eğitimini dört temel disipline dayandırıyorlar ;</div>
<div dir="auto">-Atelye</div>
<div dir="auto">-Eleştiri</div>
<div dir="auto">-Estetik</div>
<div dir="auto">-Sanat Tarihi</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Bu disiplinler eşit olarak verilecek döünüşte böyle programlar yaptık , uygulayamadık . Herkes atelye türküsü söylüyor . Yıllar önce ben Gazi de öğrenciyken iki atelye hocası vardı . R.EPİKMAN , A.TURANİ şimdi ondan fazla .O yıllarda atelye hocalarının derslerde öğrencilerle birlikte resim yaptıklarını hiç hatırlamıyorum . Galiba yasaktı ! Sanat eğitiminin başka boyutları da , mesela şiir düşünülebilir .</div>
<div dir="auto">Kim sanattan söz ediyorsa , şiirden söz ediyor demektir . Çünkü</div>
<div dir="auto">Bala rev olan mana-yı mücerrettir</div>
<div dir="auto">Tasvir-i Mesiha nın büt hanede kalmıştır . Bir sanat eğitimcisinin şiir sanatına uzak kalması büyük bir eksikliktir . Emeklerimiz devletin harcadığı paralar boşa gitti . Resim bölümleri kendilerini sanatçı ilan eden , bilinmek için çalışan hocalar yüzünden özel atelye ! haline geldi . Yazık . ASU’da (Arizona State University ) bir gün yemeğe gittik . Servis yapan hanımın türk olduğunu söylediler . Karşısına geçip Muhammed Şehriyar’ın Heyder Babaya Selam şiirini okumaya başladım . (1906-1988)</div>
<div dir="auto"></div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Heyder Baba yıldırımlar çakanda</div>
<div dir="auto">Seller sular şakkıldayıp akanda</div>
<div dir="auto">Kızlar onu saf bağlayıp bakanda</div>
<div dir="auto">Selam olsun şevkatize elize</div>
<div dir="auto">Menim de bir adım gelsin dilize</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Bayram yeli çardakları yıkanda</div>
<div dir="auto">Navruz gülü kar çiçeği çıkanda</div>
<div dir="auto">Ağ bulutlar köyneklerini sıkanda</div>
<div dir="auto">Bizden de bir yad eyleyen sağ olsun</div>
<div dir="auto">Derdlerimiz koy dikkelsin dağ olsun</div>
<div dir="auto"></div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Okumaya devam ettikçe bizim kız ne söyleyeceğini ne edeceğini şaşırdı . R.H KARAY’ın (1888 – 1969 ) Eskici hikayesini hatırladım . Gözlerim yaşardı . Bizim resimciler belki Şehriyarı , ve de şiirini duymuşlardı . E.Delacroix’in sanat tanımı hakkındaki sözünü kesinlikle duymamışlardı . (1798 – 1869 ) Bunu bilmek için okumak lazımdı !</div>
<div dir="auto">Hayali Bey ( 1500-1557) , Aşık Veysel (1894-1973) şiirlerini birazda unutulmak korkusuyla yazmış olamazlar mı ? Hangi şairin , sanatçının eserlerinde tanatafobinin izleri yok ki ? Mesela Şeyhül islam Yahya (1561-1644 ) şu mısralarıyla hepimiz için biraz teselli olmuyor mu ?</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Kim anar yoluna can verdiğini ey Yahya</div>
<div dir="auto">Unuturlar seni biçare hemen ölmeye gör</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Her insanın dilek ve korkularından acılarından parçalar taşıyan bu mağmum denemeye gene Aşık Veysel’in mısralarıyla son verelim ;</div>
<div dir="auto"></div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Ben gidersem sazım sen kal dünyada</div>
<div dir="auto">Gizli sırlarımı aşikar etme</div>
<div dir="auto">Lal olsun dillerin söylersen yada</div>
<div dir="auto">Garip bülbül gibi ahuzar etme</div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">Sen petek misali Veysel de arı</div>
<div dir="auto">İnleşir beraber yapardık balı</div>
<div dir="auto">Ben bir insanoğlu sen bir dut dalı</div>
<div dir="auto">Ben atamı , sen ustanı unutma</div>
<div dir="auto"></div>
</div>
<div class="x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto">NOT</div>
<div dir="auto">* Babam kamburdu . Kamburluk onun kusuru değil gururu olmalıydı . Kayseri de asker ocağında bambu hastalığına yakalanmış sakat kalmış . Maaş bağlanmasını da istememiş . ‘’Atam Azerbeycan da şehit , yevmil mahşerde yüzüne bakamam’’ demiş . Muayene eden Tb.Yüzbaşı ile kucaklaşıp ağlamışlar .</div>
<div dir="auto">*Uzun zaman her türlü işlerimi koşarak yapan yakın akrabam Özkan YILDIRIM’a teşekkür ederim .</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">YAHYA AKSOY</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div>
<div class="xabvvm4 xeyy32k x1ia1hqs x1a2w583 x6ikm8r x10wlt62" data-visualcompletion="ignore-dynamic">
<div>
<div>
<div>
<div class="x1n2onr6">
<div class="x6s0dn4 xi81zsa x78zum5 x6prxxf x13a6bvl xvq8zen xdj266r xat24cr x1c1uobl xyri2b x80vd3b x1q0q8m5 xso031l x1diwwjn xbmvrgn x10b6aqq x1yrsyyn">
<div class="x6s0dn4 x78zum5 x1iyjqo2 x6ikm8r x10wlt62">
<p>&nbsp;</p>
<div>
<div class="x1i10hfl xjbqb8w x1ejq31n x18oe1m7 x1sy0etr xstzfhl x972fbf x10w94by x1qhh985 x14e42zd x9f619 x1ypdohk x3ct3a4 xdj266r x14z9mp xat24cr x1lziwak xexx8yu xyri2b x18d9i69 x1c1uobl x16tdsg8 x1hl2dhg xggy1nq x1fmog5m xu25z0z x140muxe xo1y3bh x1n2onr6 x87ps6o x1lku1pv x1a2a7pz x1heor9g xnl1qt8 x6ikm8r x10wlt62 x1vjfegm x1lliihq" tabindex="0" role="button"></div>
</div>
</div>
<div class="x9f619 x1ja2u2z x78zum5 x2lah0s x1n2onr6 x1qughib x1qjc9v5 xozqiw3 x1q0g3np x1ws5yxj xw01apr x4cne27 xifccgj x123j3cw xs9asl8"></div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">89447</post-id>	</item>
		<item>
		<title>EĞİTİM TARİHİNE NOT DÜŞEN ESER</title>
		<link>http://www.cankayagazetesi.com/2025/02/egitim-tarihine-not-dusen-eser/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Çankaya Gazetesi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Feb 2025 12:42:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KÜLTÜR PENCERESİ]]></category>
		<category><![CDATA[Yahya Aksoy]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cankayagazetesi.com/?p=86880</guid>

					<description><![CDATA[EĞİTİM TARİHİNE NOT DÜŞEN ESER YAHYA AKSOY “Aydınlar,gidecekleri yörelerde başlı başına bir âlem yaratbilirler./Halka yaklaşmak ve halkla kaynaşmak daha çok ve daha fazla aydınlara yönelen bir görevdir&#8230;”Atatürk &#8220;Kitaplar vardır, kimileri&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>EĞİTİM TARİHİNE NOT DÜŞEN ESER</p>
<p>YAHYA AKSOY</p>
<p>“Aydınlar,gidecekleri yörelerde başlı başına bir âlem yaratbilirler./Halka yaklaşmak ve halkla kaynaşmak<br />
daha çok ve daha fazla aydınlara yönelen bir görevdir&#8230;”Atatürk<br />
&#8220;Kitaplar vardır, kimileri yalnız ve yalnız özel kitaplıklara girebilir/ Olağanüstü yazılarla yazılmıştır<br />
kimileri.&#8221; Andre Gide<br />
“Tarihi yaratan insan,kendini tarih içinde yazıyla, “kitap”la bulmuştur.Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı<br />
&#8220;Bir Eğitimci Gözüyle 1950&#8217;lerden Günümüze Türkiye ( online sipariş:Q nkmkitap.com)&#8221; kitabını yazan<br />
Doç.Dr. Abdulkadir Çakır eserinde yer alan önsözünde şöyle demekte: &#8221; Orta ve yüksel öğretimini<br />
devletin sunduğu olanaklarla yatılı okullarda tamamlayan yazar, 1950 &#8216;lerden günümüze ülkemizde<br />
özellikle eğitim alanında olup bitenleri bir eğitimci gözüyle gelecek kuşaklara yansıtmak,kayda geçirmek<br />
ve tarihe not düşmek amacındadır&#8230; &#8221;<br />
Kayseri Pazarören Mimarsinan ilk öğretmen okulunda (1954-61) aynı sıraları ve kaderi paylaştığım can<br />
kardeşim ve sınıf arkadaşım Abdulkadir Çakır , anı ve gözlemlerine yer verdiği eserini, &#8220;Güzel kardeşim<br />
Yahya&#8217;ya sevgilerimle&#8221; notu ve imzası ile bana gönderdi. Büyük bir mutluluk,ve heyecanla geçmişi bir<br />
kez daha yaşayarak ve anımsayarak okudum. Sınıf arkadaşımla bir kez daha gurur duydum ve<br />
telefonla kendisini arayarak duygularımı paylaştım. Atatürk’ün kurduğu çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin<br />
yatılı okullarında okuyarak hayata atılan ve başarı ile milletimize ve devletimize hizmet eden bizim gibi<br />
sayısız insanımıza selam olsun.<br />
Sözü sonsuzlaştıran,anıları ve geçmişi geleceğe taşıyan kitaplar, insanlığın ortak belleği olarak<br />
&#8220;DÜNYA KÜLTÜR MİRASI&#8221; arasında saygın,seçkin ve özel yerlerini almaktadırlar. Abdulkadir Çakır<br />
kardeşimin eseri de bu anlamla kitaplar arasında yerini almıştır. Gönülden kutluyorum.<br />
Geçmişten geleceğe uzanan düşünsel ürünleri saptayarak ,insanlığın belleğini topluma ulaştırmak<br />
kitaplarla olmaktadır. En kutsal koku &#8220;kitap kokusudur&#8221; çünkü içinde dünya insanlığının kimliği , duygu,<br />
düşünce ve benliği bütün kültür boyutları ile yoğrulmuştur.<br />
içinde yetiştiği çevrenin ürünü olan insan, kitaplarla bütünleştikçe dünya insanı olur.Baş döndürücü bir<br />
hızla gelişen teknoloji dünyasının acımasız çarkları arasında insan beynini ve benliğini koruyacak olan<br />
kitaptır. &#8220;İNSAN OKUR&#8221; ve bu haliyle diğer canlılardan farklı konuma gelir.<br />
Rahmet Prof.Dr.A.Taner Kışlalı,Kültür Bakanlığı döneminde yayınlanan eserlere yazdığı sunuşta şöyle<br />
demekte: “ &#8230;İnsan içinde yetiştiği çevrenin bir ürünüdür. Benzer koşulları paylaşanlar benzer biçimde<br />
düşünürler&#8230;.Kitap insanlığın belleğidir. Zaman içinde unutulabilir ama yazıya geçmiş her şey belge<br />
niteliği taşır. ‘Söz’ü sonsuzlaştıran kitaptır&#8230;”<br />
Savaşlar ve devrimler arasında, dünyanın her alanda en seçkin ve örnek devlet adamı olan Mustafa<br />
Kemal Atatürk,kitap okumada en önde gelmekte olup binlerce kitabı altını çizerek okumuş ve<br />
ATATÜRK hakkında çeşitli dillerde binlerce yerli ve yabancı kitap yazılmıştır. Dünyada<br />
,okuyan,uygulayan, fikir ve düşüncelerini zirveye taşıyan tek devlet adamı Atatürk olmuştur.<br />
Çağdaş uygarlığa, evrensel kültür değerlerinin oluşmasına , buluşmasına, kuşaklar arası yolların<br />
kesişmesine ve zenginleşmesine en temel katkıları sağlayan kitapları buluşturan ulusal ve uluslararası<br />
&#8220;KİTAP FUARLARI&#8221; insanlığa açılan aydınlık bir pencere oluşturmakta ve insanlarla buluşup kaynaşan<br />
kitaplar, evrensel dostluğa, barışa, sevgiye ve bilgiye en büyük katkıyı da sağlamaktadır.Kitap fuarları<br />
&#8220;KİTAP BAYRAMI&#8221; olarak değerlendirilir. Ülkemizde ve dünyada yapılan fuarlara katılan</p>
<p>yayıncılar,yazarlar ve bu alanda hizmet veren diğer kurum ve kuruluşlar ülkemiz ve dünya kültürüne en<br />
büyük katkıyı sağlamaktadırlar.<br />
Gazeteci Melih Aşık ,&#8221; İstanbul TÜYAP kitap fuarında,rengarenk binlerce kitap yıldızlar gibi yanıp<br />
sönüyor&#8221; ifadesini kullanmış.<br />
İstanbul&#8217;da,Frankfurt&#8217;ta,Tokyo&#8217;da ve dünyanın diğer kentlerinde düzenlenen ünlü kitap fuarlarında<br />
dünyanın en seçkin ve saygın yazarları ve kitapları ile buluşanlar , mutlu insanlar olma şansını<br />
yakalayanlardır.<br />
Türkiye ve ABD ‘de çeşitli öğretim ve ğitimlerden sonra , 1992 yılında Yrd.Doç.Dr.Unvanıyla Konya<br />
Selçuk Ü.Eğitim Fak. İngilizce Böl. Öğretim üyeliğine atanan ve uzun yıllar değişik üniversitelerde göreve<br />
devam eden Abdulkadir Çakır,eğitim tarihine ışık tutan, yol gösteren ve okuyan herkesin kendinden bir<br />
parça bulacağı eserinde şöyle demekte: “ Bir ülkenin gelişip kalkınmasının ön koşulunun o ülkenin<br />
yapısına uygun bir eğitim sisteminin uygulanmasıyla yapılabileceğini ,gelişmiş ve geri kalmış ülkelerin<br />
eğitim sistemlerine bakarak ve 60 yılı aşkın çeşitli eğitim kurumlarında edindiğim deneyim ve<br />
gözlemlerime dayanarak söyleyebilirim&#8230;/&#8230; Cumhuriyetin ilk döneminde sağladığımız kalkınma hızını<br />
yakalayamadım. Köklü, kimlikli,özellikli eğitim kurumlarımızı kapatmak yerine günün koşullarına göre<br />
yenileyebilseydik. Diz de gelişmiş ülkeler düzeyine çıkardık&#8230;”<br />
Kitaplar, içerdiği bilgiler ve anılarla birlikte yazarını da geleceğe taşır.sonsuzlaştırır.. Özü ve sözüyle<br />
kitaplar, insan ve dünya gerçeğini yansıtarak tarih,eğitim ve kültür dünyasına değer katarlar&#8230;</p>
<p>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">86880</post-id>	</item>
		<item>
		<title>HAYAT KİLİM GİBİDİR !</title>
		<link>http://www.cankayagazetesi.com/2025/01/hayat-kilim-gibidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Çankaya Gazetesi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Jan 2025 13:34:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yahya Aksoy]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cankayagazetesi.com/?p=86383</guid>

					<description><![CDATA[HAYAT KİLİM GİBİDİR ! YAHYA AKSOY Çankaya Köşkü’nde Atatürk’ü ziyaret eden bir öğrenci,hatıra defterine not düşmesi için uzatır. Atatürk, “Hatıra defterin hayat defterin olsun.Bütün anılarını burada yaz ki geleceğe armağan&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>HAYAT KİLİM GİBİDİR !</p>
<p>YAHYA AKSOY</p>
<p>Çankaya Köşkü’nde Atatürk’ü ziyaret eden bir öğrenci,hatıra defterine not düşmesi için uzatır. Atatürk, “Hatıra<br />
defterin hayat defterin olsun.Bütün anılarını burada yaz ki geleceğe armağan kalsın&#8230;”der.<br />
“Hayatta kendi yolunu bulamayan başkasının yolunda yalpalar&#8230;”Muazzez İlmiye Çığ<br />
Hayatı iyi oku kilim gibi doku, zeytin ağacı gibi koru. Asırlar öncesine uzana insanlar, halı, kilim ve ağaçlar üzerine<br />
söylenen ve yazılanlar yaşamın felsefesini geçmişten geleceğe taşımaktadır. Altaylarda dokunan pazırık halısı,<br />
Kaşkar ve Turfan&#8217;dan Orta Asya&#8217;ya ve oradan Anadolu&#8217;nun dört bir yanına taşınan el emeği, göz nurur ve ruh<br />
taşıyan dokuma sanatına hayat veren halı ve kilimlerin motiflerinde ve desenlerinde halkın kültürel kimliği bulunur.<br />
Geçmişi geleceğe taşır&#8230;.<br />
PAZIRIK halısı, eski Türk yurtlarından Altay Dağları&#8217;nın PAZIRIK vadisinde Hun kurganlarında bulunmuş olup,<br />
zaman olarak da M.Ö. V. ve III. yüzyıllar arasına ait olduğu belgelenmiştir.<br />
Orta Asya&#8217;nın bağrından çıkmış olan özgün PAZIRIK HALISI ve ŞARK HALISI ,Türk halıcılık sanatının temelini</p>
<p>oluşturmakta, bozkırda yaşayan ve gelişen Türk kültürünün temel değerleri olan &#8220;at-geyik-ağaç-kuş- su- ateş-<br />
toprak gibi atalar kültünü yansıtmaktadır. &#8221; Şark kültürü ve sanatı değerlerinin, efsanelerden gerçeğe uzanan</p>
<p>özünü ,Şamanizmin izlerini ve bütün gizemini, şark halısının ilmikleri arasında bulabiliriz.<br />
Kurganlardan çıkan buluntu PAZIRIK halısının bozulmamış renkleri, desenleri ve motiflerinde yer alan,<br />
göbeğinde simetrik kareler içerisinde çiçek motifleri, bunun çevresini saran çizgiler arasında sıralanmış uyumlu<br />
geyik desenleri,onu saran çerçevede yıldızlar, onu saran çerçevede geleneksel kıyafetli birbirini izleyen atlı<br />
biniciler ve en son dış alanda toprak ve suyu simgeleyen saçaklar, cennet kuşu motifleri, at haşaları, ayin figürleri,<br />
bukleler, dolamalar,lüleler ,ilmikler bize çok ayrıntılı kültür ve sanat sayfaları açmaktadır.<br />
Altay&#8217;larda eski Türk budunlarının yurtlarında Pazırık ve Başadur bölgelerinde, kurganlardan asırlar sonra<br />
çıkarılan PAZIRIK halısı, dokuma sanatında, renk, ışık, desen, ahenk, ruh ve anlam bütünlüğü ilmiklerle<br />
sarmalanmıştır. PAZIRIK halısı kitaplara, kataloglara, şiirlere ve makalelere sığmayacak otantik ve özgün bir<br />
yüceliktedir.<br />
Petrograd Eremitage Müzesi&#8217;nde bulunan Altay kazılarında ortaya çıkan buluntular arasında yer alan ve ahşap<br />
zeminde üzeri cam kaplamalı koruma alanı içerisinde özel korumalı demir kapılar ardında saklanan Pazırık<br />
halısı&#8217;na ait en güzel örnekleri görmek kolay olmamakta.<br />
Halı ve kilimleri ile ünlü Milas için şiir yazan Maksut doğanIn ifadesiye ;”&#8230;Milas köyleri düz ayak değil/İçime yığılı<br />
durur yollar/ Alıp başımı gidesim gelir/ Fesleğen Yaylasında nar yeyip/ Karacahisar halısına binesim gelir/ Başımda<br />
bulutlardan bir sarık/ Dur durak bilmeyen insanlara/Sususz kalmış derelere varasım gelir.”<br />
.<br />
&#8220;Ruh neşesini çalışmakta bulur.&#8221;SHELLE./Bir Uygur atasözünün ifade ettiği gibi &#8221; Yer doymazsa er<br />
doymaz.”/“Dünya durmayan bir salıncaktır:Orada her şey toprak, Kafkas’ın kayalıkları ,Mısır’ın<br />
piramitler,hem çevresiyle birlikte,hem de kendi kendine sallanır.” Montaıgne<br />
Balıkesir Sındırgı,Yahyalı, Bünyan, Sarız , Kuruhöyük,Çanakkale, Kars,Aydın Çine, Konya, Uşak<br />
Eşme,Kilis,Gazi Antep,Muğla Milas başta olmak üzere ülkemizin dört tarafında yünleri kök boya olan el<br />
dokuması yastık, yolluk, seccade, halı,kilimlerin tezgâhlarda dokunarak üretilmesi geçmişten geleceğe<br />
uzanmak. İç ve dış pazarlarda ilgiyle karşılaşmakta. Kullanılan malzeme/Kullanılan boyalar/Kullanılan renkler/Dokuma<br />
tekniği./Ölçüler mesleki eğitim okullarında ele alınmakta<br />
Bu alanda Eşme dokumaları bize en güzel örnekler sunmakta.:Yörük-Türkmen kökenli yerleşim yeri olması<br />
sebebiyle göçebe kültürünün pek çok özelliğini göstermektedir. Kökboyası kilim ve halı kültürü bunun temel<br />
göstergesidir. Yöresel birikim ile dokunan Eşme kilimi Anadolu’nun başka yörelerinde olmayan yapısal özelliklere<br />
sahiptir. Eşme Kilimleri, genelde tacirlerin siparişleri ile, ticari amaçla dokunmaktadır. Bunun yanı sıra, Eşme<br />
halkının kendi evleri için dokudukları kilimler vardır ve az da olsa bazı evlerde halen kendi ihtiyaçları için dokuma<br />
yapılmaktadı.<br />
Öteden beri halkın kendi ihtiyacı için dokuduğu eski kilimlerde iplikler, dokuyucu tarafından evde eğrilip bükülmüş<br />
ve yine evlerde kök boya ile boyanarak hazırlanmıştır. Bu kilimler rengi, yangısı (motifi) ve kompozisyonu ile<br />
bölgeye has özellik göstermiştir. Eşme’de kilimler, evlerde “Istar” denilen dik tezgâhlarda, kadınlar tarafından<br />
dokunulmaktadır.</p>
<p>Eşme kilimi adından da anlaşılacağı gibi geçmişten günümüze aslında bir kilim dokumadır. Ancak bu dokuma farklı<br />
ürünlerin yapımına da imkân veren bir dokumadır. Teknik açıdan ve özellik açısından hiçbir fark olmamakla birlikte<br />
farklı boy ve ende dokunarak farklı ürünler ortaya konmuştur. Eskiden bu dokuma ile elde edilen ürünlerin en<br />
önemlisi kilimin yanı sıra çanta, heybe, yastık kılıfları, minder kılıfları, sofra bezi gibi ürünlerdir. Günümüzde ise kilim<br />
çoğunlukla yer döşemesinde kullanılmaktadır. Ayrıca araç içi koltuk döşemeleri de Eşme kilimi ile elde<br />
edilebilmektedir. Modern kullanım alanı ise duvar panolarıdır.Uluslararası festivallerle tanıtımı yaygın ve etkin bir<br />
şekilde yapılmakta&#8230;<br />
Altınbaş Kilimi: Eşme için özel olan ve benzerini Reyhanlı Türkmenleri’nin de dokuduğu bir kilim<br />
,Altınbaş Kilimidir. Altınbaş kilimlerinde motif ve kompozisyon ,ayrı bir özellik gösterir.Tek eksen üzerinde sıralanmış<br />
dikdörtgen toplar kıvrım denilen , taban tabana gelecek biçimde yerleştirilmiş ‘’eli belinde kız’’ ve tavşan Topuğu<br />
motifleri ile dolguludur. En eski Altınbaş kilimlerinde dörtgenlerin ortasında bir kıvrım onun etrafında Tavşan Topuğu<br />
motifleri bu kilimlere özgü bir şekilde sıralanmıştır.Dikdörtgenler dışında kalan kilim zemini yine bu kilimlere has çok<br />
zengin motiflerle süslenmiştir.Kilimler bordürlüdür. Bordürler de yine bu kilimlere has motiflerle bezenmiştir.<br />
Zemin ve bordürlerde Bintepe , Kurbağacık , Elmacık , Kazan kulpu , Sandıkulpu , Yılıkıç , Bukağı ve diğer zengin<br />
motiflerle süslenmiştir.<br />
Toplu Kilim: Toplu kilimlerde genel olarak baklavaya yaklaşan iç içe kancalı basık altıgen madalyonlar bir eksende<br />
tek veya çift sıra halinde yan yana yerleştirilmiştir. Madalyonlara bölgede Top denir. Top sayısı kilimin büyüklüğüne<br />
göre değişir. Top sayısına göre kilime ad verilir. Üç, beş ya da yedi toplu kilim gibi. Bu kilimlerde kancalı altıgenlerle<br />
dolgulanmış toplar genelde merkeze doğru eşkenar dörtgene dönüşür. Kilimlerin bir kısmında ise toplar basamaklı<br />
ve kancalı ya da kıvrımlı dikdörtgenlerle süslenmiştir. Ortada bir eksende sıralanan topların yanı sıra aradaki<br />
boşluklara ana toplardan daha küçük ölçüde iki taraflı toplar yerleştirilen kilimlere Yan Toplu Kilim denir. Yan topların<br />
büyüklüğüne göre arada boşluk kalır veya kalmaz. Boşluk kaldığı takdirde kilimin zemini çeşitli motiflerle dolgulanır.<br />
Bu kilimler genelde tek bordürlüdür. Su, toprak, doğa , canlılar ve yaşam felsefesi ilmik ilmik motiflere aktarılır.<br />
Halının yaşı : Halının yaşı eski bir halıda aranan özelliklerin başında gelir. Bugün bir halının antika olabilmesi için yaklaşık 100 yılın üzerinde bir<br />
yaşa sahip olması gereklidir. Çünkü antika bir halıda aranan diğer özelliklerin sadece böyle bir halıda olma olasılığı vardır.<br />
“&#8230;Kıyamet kopsada durma ağaç dik/ Zelzeleyi önler belki yerden kök/Kin kibir ise bunu kalpden sök/ Gizlenmez bu leke görülür oğul&#8230;” Âşık<br />
Beyani<br />
Hayat ağacı Zeytin kutsaldır. Ayeti ve Duası vardır.”Sizin için hurma,incir ve zeytin ağaçları yarattım” ilahî buyruğu<br />
bunun en kutsal ifadesidir.Zeytin Mitolojik efsanelerde, kutsal kitaplarda,destanlarda, şiirlerde,doğa ve insanla ilgi<br />
bilimsel eserlerde adı hep en başta geçen zeytin ağacı, hayat ağacı olarak tanımlanır. Zeytin ağacı hayatın simgesi<br />
ve hayat kaynağıdır, Efsaneye göre , Apollon ve Kyrene’nin oğlu,güneş,sanat, müzik,şiir ve hitabet tanrısı Aristaios,<br />
zeytinden yağ çıkarmayı icat ederek insanlığa armağan etmiş.<br />
Dünyada zeytinin ilk endüstriyel tesisi Urla’da yapılmış. Anadolu’da çok zengin ve çok derin bir zeytin ve zeytin<br />
yağı kültürü vardır. Mitolojik öykülerde örneklerini görebiliriz. İlk zeytin ağacı Delice’nin evcilleştirilldiği coğrafya<br />
Urla bölgesidir&#8230; Mardin, Hayat ve İzmir’e uzanan ve aşılamaya dayanan zeytinler güncelliği korumakta. Bu kültür<br />
değerimiz UNESCO tarafından “ Somut Olmayan Külür Mirası” listesine alınmıştır.<br />
“Zeytin Ağacı Gibi Yaşlanmak&#8230; Zeytin ağacına boşuna ölümsüz ağaç demezler. Kutsal kitaplarda yer<br />
alan . barış, sağlık, bereket, uzun ömür,saflık anlamları ile yüklü,binlerce yıllık bir kültür ürünü ve sıkılan<br />
ilk dane olan zeytinin duası bulunmakta: &#8220;Allah ömrünüzü zeytin ağacı gibi uzun,zeytin gibi<br />
bereketli,zeytinyağı gibi sıhhatli yapsın.”Cennette iki ağaç vardır: Biri incir &#8216;gerçek ağacı&#8217;,diğeri ise zeytin &#8216;<br />
hayat ağacı&#8230;Hayatı kilim gibi doku, zeytin ağacı gibi koru&#8230;<br />
“Dünyadaki her şeyin bir sebebi vardır. Her bitki bir hastalığı tedavi etmek için büyür. İnsan tabiattan uzaklaştıkça kalbi<br />
katılaşır./ “Yanlışı gören ve önlemek için el uzatmayan yanlışı yapan kadar suçludur.”(Kızılderili özdeyişi) /Doğayı anlayan<br />
Özgürlüğü keşfeder(Spinoza) / Korkulmasın,işler kötü, gün solgun diye,Güneşli günlere kapalı kalmaz pencereler( Maksut<br />
Doğan)/ Seçimleriniz kaderinizdir, başka kimse sizi kurtaramaz(Satre) sözleri ışığında takvimler değişirken yeni bir yaşam<br />
anlayışı,iradesi ve ümidi ile yeni yıllara koşmanızı dilerim.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">86383</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
