”Sizi biz değil, Millet durduracak !”

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Muğla’da gerçekleştirilen Millet İradesine Sahip Çıkıyor Mitingine katıldı. Burada konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, “Bundan sonra artık bu mücadele Erdoğan’dan bir şey isteme mücadelesi değildir.Erdoğan’dan bir şey istersem yazıklar olsun. Ondan bir tek şey istiyoruz. Erken seçim sandığını istiyoruz.  dedi.

Özelözetle şunları söyledi:

“Bugünün özel bir anlamı var. 19 Mart darbesinden beri tam 333 gün geçti. 333 gün. O gün demiştim ki, hangi gün hatırlayalım. 47 yıl sonra partimizi birinci parti yapıp, Türkiye’de yüzde 65’e hizmet götürmeye milletten yetki alıp, bütün Türkiye’de çok büyük başarılara imza atıp Ak Parti’yi de tarihinde ilk kez ikinci bırakıp birinci parti olduğumuzda Adalet ve Kalkınma Partisi, bizi tebrik etmek, bizimle hizmette rekabet etmek, eğer genel seçimleri de kazanırsak bize ülkeyi teslim etmek yerine başka bir şeye kalkıştı. 19 Mart tarihinde, millete, ‘Hayır senin değil benim dediğim yönetecek’ dedi. Bir de ‘Beni seçersen millidir, beni seçmeyince kirlidir’ dedi. Milli iradeye, ‘Mundar oldu’ da dediler bir sürü sözler de söylediler. Geçmişte seçimleri iptal ettiler, yine kazandık, bir daha kazandık. Bu sefer AK Parti bizi gençlik kollarıyla, kadın kollarıyla, ana kademesiyle yenemeyeceğini anladığı için yargı kollarını kurdu. Hiçbir partide olmayan, demokrasiye yakışmayan ve darbeyi tankla, topla değil cübbeyle yaptıran bir işe kalkıştılar. Bu milletin seçtiklerini içeri atıp bu millete ayar vermeye, bu milleti sindirmeye ve geriye çekilmeye zorladılar.”

“ARKASINA TRUMP’I ALMIŞ, BİZE MEYDAN OKUYOR”

“Bu ülke devletini sever. Çağırır, askere gider. İster, vergi verir. Laf söyletmez. Gün gelir, onun için canını verir. Ama sen devleti milletin karşısına dikersen, devleti bir partinin ilan edersen, kendi çıkarın için devleti işin içine sokarsan, alet eder ve onu lehine kullanırsan bu millet buna ‘Dur’ der. İşte 31 Mart’ta bu millet valilerin AK Parti il başkanı gibi çalışmasına, kaymakamın ilçe başkanlığı görevini üstlenmesine, uzman çavuşlarımızın emir altında hiç gitmedikleri ve bir daha hiç olmayacakları illerde, ilçelerde zorla oy kullandırılmasına, seçimdeki baskılara, haksızlıklara; yani devleti partinin, partiyi devletin sahibi gören AK Parti’nin kara düzenine karşı dimdik durmuştur. Ne zaman devletle millet yarışır, millet kazanır. Tayyip Erdoğan, arkasına devleti almış, devletin gücünü almış, Trump’ı almış. Bize meydan okuyor. Vallahi de biz kazanacağız. Çünkü biz milletin tarafındayız. Arkamızda millet var. İşte bu şartlar altında 19 Mart günü bu darbeye maruz kaldığımızda şunu söyledik; ‘Her darbenin bir hedefi var. Bu darbe öncekilerden farklı. Öncekilerden darbe iktidara yapılıyordu. Bu sefer darbeyi iktidar yapıyor. Kime yapıyor? Kendinden sonraki iktidara. Kim yaptırıyor? Cumhurbaşkanı. Niçin yaptırıyor? Kendisi için. Kime yaptırıyor? Kendinden sonraki Cumhurbaşkanı’na. Burada madem ki devletin savcısı AK Parti’nin yargı kolları başkanı olmuştur; madem ki devlet AK Parti’yi – AK Parti devleti kendisiyle iç içe geçmiş olarak Erdoğan’ın elinde bulmuştur, o zaman buna milletle direnmek lazım. Darbenin hedefi bir sonraki iktidardır. Sembolik hedefi Saraçhane binasıdır. O zaman orayı kayyıma vermemek, teslim olmamak, milletle bir savunmak lazımdır. Çağırdık, ‘Saraçhane’ye gelin.’ Biz bunu söylediğimizde anında İstanbul Valiliği beş gün boyunca üç kişinin bir araya gelmesini yasakladı. ‘Oraya gelemezsiniz’ dedi. Yetmedi otobüsleri durdurdular, köprüleri kaldırdılar, metroları yasakladılar, vapurları bağladılar ve ‘O meydana bir kişi bile giremeyecek’ dediler. Arkadaşlar dedi. ‘Eyvah ne olacak?’ ‘Ne olacaksa bu akşam olacak’ dedim. ‘Ya bu millet gelip Cumhuriyet’e sahip çıkacak, demokrasiye sahip çıkacak. Ya da onlar kazanacak.’ O gün Vatan Emniyetin önünde 4 bin Cumhuriyet Halk Partili, İstanbul Üniversitesi’nin önünde 2 bin 500 üniversite öğrencisi bu çağrıdan sonra önündeki bariyerleri yıktılar, Saraçhane’ye geldiler. Böyle oranın balkonundan onlara konuştum. Dedim ki, ‘İstanbul’u buraya çağırın. Bugün akşam 8.30’da bu otobüsün üstünden konuşacağım.’ O akşam o çalışmayan bağlı vapurlara, kalkmış köprülere ya da çalışmayan trene, metroya aldırmadan 16 kilometre yürüyenler, 15 kilometre yürüyenler bir şekilde geldiler ve Saraçhane Meydanı’nda bu ülkenin demokrasisine sahip çıktılar. Tam 110 bin kişi. O gün bugün 89’ncu kez bu otobüsün üstündeyiz. O gün bugündür diyoruz ki; ‘Öğrenci kurtulmadan polis kurtulmaz. Emekli kurtulmadan emekçi kurtulmaz. Çiftçi kurtulmadan esnaf kurtulmaz. Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz.’ Hepinizin yüreğine sağlık, teşekkür ediyorum. Milas Meydanı’nda iğne atsak düşecek yer var mı? O zaman bu sığmamış kardeşlerime de böyle bir el sallayım. Helal olsun Milas’a, bu muhteşem kalabalığa.”

“YOLUN ÜÇTE BİRİNİ YÜRÜDÜK”

“19 Martlar darbesinden bugüne tam 333 gün geçti. O gün demiştim ki ‘Gerekirse Cumhuriyet tarihinin, dünya siyasi tarihinin en uzun kampanyasını yapacağız. Gerekirse bin gün kampanya yapacağız.’ O gün lafı hafife alanlar olmuştu. Bugün 333’üncü gün. İlk günkü azimde miyiz, ilk günkü enerjide miyiz? Biraz önce sordum Gemini, yapay zekaya. Ver yemini, şaha kalksın Gemini. Dedim ki ‘666 gün sonra tarih nedir?’ 13 Aralık 2027. Hani diyorlar ya ‘Kasım 2027’de yapacağız seçimi, daha önce yapmayız.’ Yani bugüne kadar üç günün biri geçti, ikisi kaldı. Bininci güne ulaştığımızda AK Parti iktidarından kurtulmuş olacağız. AK Parti’nin kara düzeni bitmiş olacak. Vallahi yolun üçte birini yürüdük. Ben ilk günkünden daha enerjik, daha güçlü, daha heyecanlı ve daha kararlı hissediyorum. Siz de öyle hissediyor musunuz? Bu meydanlar doldukça… Yani dediğim şu; pijamalar çıkıp, kumandalar bırakılıp, en yakındaki çağrıldığın meydana koştuğunda hiçbir şey zor değil. O zaman başaracağız. Asla ve asla katlanmak zorunda değilsin. Bize katılabilirsin ve sen kazanacaksın. Bu emekli maaşına, bu düşük ücrete, bu yoksulluğa, bu enflasyona, bu zamlara, işsizliğe, adaletsizliğe, haksızlığa katlanmak zorunda değilsiniz. Bir çaresi var. Var bir çaresi, onun da adı; Cumhuriyet Halk Partisi.”

“MİTİNG MİTİNG ANLATTIM, BU KADAR GÜÇLÜ ANLATAMAZDIM”

“Milas’tan ilan ediyorum ki AK Parti’nin kara düzeninin sonu gelmiştir. Artık kısa çöp, uzun çöpten hakkını alacaktır. Bu meydanları dolduran yoksullar, orta direk, ezilenler bu zengin ülkenin zenginliğinden payını alacaktır. Hep birlikte çalışıp, daha çok kazanıp, daha adil bölüşeceğiz. Zenginlerin bir elinin yağda, bir elinin balda olduğu, verginin yüzde 88’inin bu meydanlardan toplandığı AK Parti’nin kara düzenini yıkacağız. Çok kazanandan çok alacağız, az kazanandan az alacağız, garibanın yakasından bu kirli elleri çektireceğiz. AK Parti’nin kara düzenini hep birlikte yeneceğiz. Bu AK Parti’nin kara düzeninde, bakın nasıl suçüstü yakalandılar. Bir gün akşam İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı. Ki hatırlayın; ne kadar tartışmalı karar varsa geçmişte hepsini alan, sonra da Anayasa Mahkemesi hak ihlalleri verdiği halde terfi ettirilen, ödüllendirilen birisi. Önce hakimdi. Siyasete girdi, Bakan yardımcısı oldu. Oradan İstanbul Cumhuriyet başsavcısı oldu. Çıkmış televizyona diyor ki… ‘Ben düne kadar…’ Bakın onun ağzıyla söylüyorum. ‘Ben düne kadar İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı’ydım…’ Gece 23.59’da başsavcı. Güya tarafsız. Güya adil. Güya partisiz. Güya herkese eşit. Ama 23.59’da bu noktada, 24.00’te daha görevinden ayrılmadan, bir imzasıyla Erdoğan’ın Adalet Bakanı oldu. Ertesi gün Erdoğan’la birlikte AK Parti’nin İl Başkanları Toplantısı’na katıldı utanmadan ve AK Parti’nin il başkanlarına diyor ki ‘Partimizin başarısı için çalışacağım.’ Bütün Türkiye’nin önünde bugüne kadar 89 miting anlattım. ‘Bu dava siyasidir’ diye. 89 miting, bu kadar güçlü anlatamazdım. Akın Gürlek siyasidir. AK Partilidir. AK Parti il başkanlarının önünde ‘Partimiz için çalışacağım’ diyen kişi, bir gün önce Ekrem İmamoğlu’na, arkadaşlarımıza iftira atan, zulmeden kişidir. Burada bir kez daha milletimizin, yüce Türk milletinin önünde söylüyorum ki: Bu dava siyasidir, Akın Gürlek siyasidir. Bunların hepsi iftiradır, canlı yayına cesaretleri yoktur, ama canlı yayını da tutuksuz yargılamayı da arkadaşlarımızın masumiyetini kanıtlamayı da biz hep birlikte başaracağız. Hep birlikte başaracağız. Arkadaşlarımıza inanıyor musunuz? Bu sahtekarların, iftiracılarına yalanlarına karşı seçtiklerinizin arkasında mısınız? Hep birlikte başaracak mıyız?”

“DÜNYANIN EN SİYASİ DAVASIDIR”

“Dünya siyasi tarihine geçecek ki dünyanın en siyasi davası İstanbul Büyükşehir davasıdır. Bileğimizi bükemedikleri için, hizmette yarışamadıkları için, onu yenemeyecekleri için hapse atmışlardır. Buradan hemşehrilerimin huzurunda, Ege’nin göbeğinde, kardeşlerimin, analarımın, babalarımın yanında and içiyorum ki; biz bu mücadeleyi kazanacağız, bu iktidarı biz değiştireceğiz. Gençler asla ve asla üzülmesinler. Bizim iktidarımızla birlikte yasaksız bir Türkiye, vizesiz Avrupa geliyor. Emekliler şuna inansınlar. İktidarımızda, üç ay sonra alacakları emekli maaşında bir asgari ücret emekli maaşından aşağı alan kimse kalmayacak. Bütün maaşlar buna oranlı olarak artacak. Bizim iktidarımızda asgari ücret bugünkü parayla 39 bin lira olacak. Bir yıl çalışanlar dışında herkes asgari ücretin üzerindeki kademelerde maaş alacak. Bizim iktidarımızda; çiftçisi de hayvancısı da arıcısı da balıkçısı da hak ettiği yüzde 1’lik desteklemeyi, yani bugünün beş katı desteklemeyi alacak. Bütün ürünler, başta doğru ürüne yönlendirilen teşvik ve destek programları ile alım garantili ve ekildiğinde, dikildiğinde hangi paraya alınacağını bilerek iflasa sürüklenmeden yepyeni bir tarım politikasıyla, devlet destekli bir tarım politikasıyla, çiftçilerin de hayvancılıkla uğraşanların da yüzü gülecek. Her şeye rağmen, iş bulamazsak, ‘İşin yok, aşın yok’ olmayacak. Sosyal devlet kimsesizlerin kimsesi olacak. Temel Vatandaşlık Geliri ile işi olmayanın çocuğu aç olmayacak. Ayağı çıplak olmayacak. Tenceresi boş olmayacak. Okulda gözü arkadaşının beslenme çantasında olmayacak. Hepsinin sahibi Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti olacak.”

“BİZE KATIL, İKTİDARI DEĞİŞTİRELİM”

“Ben buradan bir hayali anlatmıyorum. Bir hakkı tekrarlıyorum, hakkı. Bugün dünyadaki gelişmiş ülkeler, ki hiçbiri bizim gibi zengin imkanlara sahip değil. Üç tarafı deniz, tarih ise tarih, nüfussa nüfus, madense maden, petrolse petrol, balıksa balık. Ne ararsan hepsi taşıyor memleketten ama birileri bunların hepsini kendi kesesine taşıyor. Yoksulun kesesini düşünmüyor. Onun için bir hak olanı söylüyorum ve bundan sonrası için de diyorum ki, ‘Artık bu kabustan uyanmanın, artık silkinip ayağa kalkmanın zamanıdır. AK Parti‘ye oy verip yoksul kalanlara sesleniyorum. AK Parti’ye oy verip işsiz olanlara sesleniyorum. AK Parti’ye oy verip mağdur olanlara sesleniyorum: Katlanmak zorunda değilsin, bize katılabilirsin. İktidar değiştiğinde ilk senin yüzün gülecek. Çünkü sen suçsuz, günahsız, AK Parti’nin kara düzeninin oyunu aldığı, emeğini çaldığı, yarınını kararttığı güzel bir insansın. Bize katıl, bu iktidarı değiştirelim.”

“HAKKIMIZI KENDİMİZ, SÖKE SÖKE ALACAĞIZ”

“Tayyip Bey’in dediği gibi. Diyor ki ‘Bu gidişi durduramazsın Özgür.’ O gidişi hızlandıracağız. Seni yollayacağız, milletin iktidarını kuracağız. Her güzel şeyin bir sonu var. 89’uncu eylem Milas’ta. Ben de bitsin istemiyorum, bir kişi de ayrılmıyor, bitsin istemiyor. Ama şimdi bitsin. Evlerimize gidelim ve bundan sonra ne zaman çağırılıyorsak koşa koşa meydanlara gelelim. Ne görev veriliyorsa yapalım. Bu iktidarı değiştirelim. Hakkımız kimse vermeyecek, kendimiz alacağız. Söke söke alacağız. Milas, güzel Milas bu büyük iktidar yürüyüşüne var mısın? Birlikte yürüyecek miyiz? Ekrem Başkan içeride olsun varsın. Onun yerine adayım sensin, var mısın? Sokak sokak, kapı kapı, köy köy, ev ev çalışmaya hazır mısın? Biz pijamayı çıkarttık, meydandayız. Pijamayı çıkarmayanın kapısına gideceğiz, gönlünü alacağız, oyunu alacağız. Hazır mısın? Yürüyor muyuz hep birlikte? Haydi o zaman, yolunuz açık olsun, yolunuz açık olsun. Yürüyelim arkadaşlar.”

  • Çankaya Gazetesi

    1984 yılında yayın hayatına başlayan ÇANKAYA GAZETESİ nin merkezi Ankara dır. Ender Yoldar' ın yönetiminde Atatürk İlke ve İnkılaplarına, Milli ve Manevi değerlere bağlı bağımsız ve tarafsız bir gazetedir.

    Related Posts

    Tulumtaş’ ın bitmeyen çilesi: ELEKTRİK KESİNTİLERİ!

    Ankara’ nın  son  yıllarda  parlayan yıldızı  olarak gösterilen ve yoğun  bir yerleşim alanına dönüşerek nüfusu hızla artan Gölbaşı’ na bağlı  Tulumtaş Mahallesi kış ortasında adeta karanlığa mahkum edildi. Başkent Elektriğin…

    “Akaryakıt Zamları Üretimi Tehdit Ediyor”

    Gürer: “Cumhurbaşkanlığı Sistemi Sonrası Mazot 12 Kat Arttı”   Gürer: “Akaryakıt ve Gübre Zamları Üretimi Tehdit Ediyor”   Cumhuriyet Halk Partisi Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu…

    Gözden Kaçırmayın

    Beşiktaş- Galatasaray maçını Ozan Ergün yönetecek

    Beşiktaş- Galatasaray maçını Ozan Ergün yönetecek

    Tulumtaş’ ın bitmeyen çilesi: ELEKTRİK KESİNTİLERİ!

    Tulumtaş’ ın bitmeyen çilesi: ELEKTRİK KESİNTİLERİ!

    “Akaryakıt Zamları Üretimi Tehdit Ediyor”

    “Akaryakıt Zamları Üretimi Tehdit Ediyor”

    ”PKK İRAN’A SALDIRMAK ÜZERE HAZIRLIKLARINI TAMAMLIYOR”

    ”PKK İRAN’A SALDIRMAK ÜZERE HAZIRLIKLARINI TAMAMLIYOR”

    Gürer: “Emekli bayram ikramiyesi artışından neden vazgeçildi?”

    Gürer: “Emekli bayram ikramiyesi artışından neden vazgeçildi?”

    ÇANKAYA’DA ATIKLAR EKONOMİYE KAZANDIRILIYOR

    ÇANKAYA’DA ATIKLAR EKONOMİYE KAZANDIRILIYOR