TBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder için Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen tören sonrası saldırıya uğrayan CHP Lideri Özgür Özel ;saldırgan Selçuk Tengioğlu’nun Ocak ayında İBB’ye giderek Ekrem İmamoğlu’na suikast yapılacağını ihbar ettiğini söyledi.
Partisinin TBMM deki Grup toplantısında konuşan Özgür Özel;Ama birileri bize şunu söylüyor. Diyorlar ki: “Biz Türkiye’yi bir noktaya getirdik, bir şeye karar verdik. Siz bu kararın önünde engelsiniz. Siz direniyorsunuz, itiraz ediyorsunuz. Hatta yaptığımız işi darbe olarak nitelendirip bu kurduğumuz planı bozmak için emek ediyorsunuz, mücadele veriyorsunuz. Sokağa çıkıyorsunuz, meydanları dolduruyorsunuz. Her hafta bir yerde miting, her çarşamba bir yerde miting, sürekli gündemde tutuyorsunuz. Durun, oturun, Ankara’ya dönün ve partinizde oturun.” Bunu da çok net bir şekilde mektubu kalın kalın yazarak yollamışlar. Kimi yolluyor? Bir evlat katilini. Diyor ki: “Evladını öldürmüş, sana mı kıymayacak? Evladını öldürmüş birinin eli sana değdi. Bugün eli boştu, yarın başka bir şey olabilir.” diyor. Bu saldırıyı önceden gelip planlayıp, görünerek, ona iki saat orada biz beklettik ve sana sokakta saldırttık.” diyor. Yoksa AKM’de yanı başıma da oturtabilirlerdi onu.
.’Bir cevabımız olacak’ diyen Özel, ‘Yarın akşam Beyazıt meydanındayız. Cumartesi Van’dayız, 19 Mayıs’ta İzmir’deyiz. Okudun mu cevabı?’ ifadelerini kullandı.
Özel, kendisine saldırı düzenleyen Selçuk Tengioğlu ile ilgili de ilginç bir iddiayı gündeme getirdi.
Arkadaşlar detaylarını paylaşsınlar. Bu yılın ocak ayında dünkü bebek, evlat katili saldırgan İBB’ye gelir. “Benim koğuşta birlikte yattığım arkadaşlar şimdi tutuklamaya sevk etmişler. Işık hızıyla da tutuklamışlar. Bu soru sorulmadıysa bir geri çağırsınlar. İBB’ye gelmiş. ‘Koğuşta birlikte yattığım arkadaşlara talimat verildi. İmamoğlu’na suikast yapılacak.’ demiş. İhbar etmeye geldim demiş.” Bakın nasıl bir koğuşta yatmış? Bu irtibatta olduğu arkadaşları kimmiş? Bizimkiler polisi çağırıp, iki kişi, iki polise vermişler. “Alın, dinleyin. Bu böyle iddiada bulunuyor.” diye.
Saldırı bize, bana, size, hepimize yazılmış bir açık mektuptur. Bir ihtar çektiler. İlk gün dediğim yerdeyim. Hiçbir siyasi partiyi, oluşumu bu işten doğrudan sorumlu tutmuyorum. “Şu yapmıştır, bu yaptırmıştır.” asla demem. Kimin yaptığını araştırmak savcının, kimin yaptığını araştırmak polisin, devletin görevidir. Bütün bağlantılarına ulaşmak görevleridir. Burada Adalet ve Kalkınma Partisi yönetimi, iktidarının 23. yılında bir büyük sınav verecek. Eğer bu işin uzandığı her yere kadar dosdoğru bir soruşturma ve kovuşturma yapılırsa ne ala. Hiçbir problem yok. O güne kadar ben bu yükü kimsenin sırtına vuramam. Ama işin ucu bir yerlere gittiğinde tıkanırsa o zaman o bir yeri de, bunun üstüne gitmeyeni de konuşmak benim hakkım olur.





