CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “AKP’ye kuruluş yıl dönümü hediyesi” dediği açıklamasında, AKP’de çeşitli görevlerde bulunmuş Mücahit Birinci’nin, İBB soruşturmasında tutuklu olan Murat Kapki’ye “İftira at, 2 milyon dolar ver, buradan kurtul” dediğini öne sürdü. Özel, Kapki’nin yaşananları anlattığı belgeyi de kamuoyuna sundu.
Birinci, hakkında jet hızıyla soruşturma başlatıldı.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında özetle şunları söyledi:
“Bizim 47 yıl gösterdiğimiz dirayeti 47 gün göstermeyen, demokrasiyi 31 Mart’tan sonra inilecek bir tren olarak gören, bugün manşetlerle rakiplerine iftira atanların, vesayet ortaklarıyla sivil siyasetin önünü tıkamaya çalışanların, ikili hukuk uygulayanların dönemindeyiz”
“Bugün ‘Erdemliler Hareketi’ olarak yola çıkanların, ‘kumpasçılar, iftiracılar hareketine’ dönen, paçalarından pislik akan ve bunu en çok birbirleri bilen ama bu kara düzeni devam ettirmeye çalışanların dönemindeyiz. Saat 12.00 bir kesit. Bundan öncesi ve sonrası elbette farklı olarak. Ama bundan sonra AK Parti iktidarının savruluşunun ve tükenişinin önemli kilometre taşlarından birisi. şüphesiz AK Parti’nin iktidarı bugün bitmiyor ama başlamış olan tükeniş, savruluş ve yok oluş sürecinde önemli kilometre taşını geride bırakmaya geldik”
Öyle bir noktaya geldik ki bu çeteyle ilgili elimizdeki bütün bilgileri derledik 15 gün önce HSK’ya başvurduk. Ben bunları Meclis Başkanımıza biraz anlattım. ‘Bunlar olur mu? Siz hukukçusunuz’ dedim. İşte Numan Kurtulmuş’un yüzü. Bunları anlattığım AK Partililer de ‘Çok vahim, biz de onaylamıyoruz’ dedi. Herkesin bildiği bir gerçek bugün bütün somutluğuyla ortaya dökülmek zorunda. Tüm Çağlayan bilmiyorsa, tüm yargı bilmiyorsa, yüksek yargıda beni izleyenler bilmiyorsa, AK Partililer bilmiyorsa ki Türkiye’de yargıda, paraya pulla olan işler var, borsalar var, karar ona göre buna göre, avukatına göre çıkıyor… Yalansa, buna inanmıyorsanız, şüphelenmiyorsanız ben namussuzum, şerefsizim. Ama hepiniz biliyorsunuz ki var bunlar, çeteleşti bunlar. Çağlayan’da çok yönlü borsa var, İBB’nin ayrı borsası var. Borsa içinde borsa var. Çağlayan’da onlarca borsa var. Uyuşturucu ticaretinin mücadelesinde bile bambaşka borsa var. Onun bile işini bitirebilen avukatı var, onun bile gidilebilen savcısı var. Tuz kokmadı, balçık oldu tuz, lağım patladı. Eğer Çağlayan’da yargı sisteminde bugün bir kokuşmuşluk, bir adamını bulmak, savcıyla eşlenik bir avukat sistemi, bir ucu maddiyata dayanan işler yok diyorsanız kapatın televizyonu buradan sonrasını izlemeyin.
Adalet Bakanı kapatamazsın o televizyonu. Biliyorsun ki etrafına diyorsun ki ‘ben de rahatsızım bunlardan’ ama yok ki cesaretiniz tarihe geçesiniz. Adalet Bakanı bunlara karşı hamle yaptı, karşılığında gerekirse istifa etti namusuyla gitti Bartın’daki evine oturdu. Yap bunu göster. Sağına soluna ben de ‘Akın’dan şikayetçiyim. Ben de Akın’a karşı şu başarıyı elde ettim’ demekle olmuyor böyle işler beyefendiler.
Geçen hafta İBB Borsasının önemli bir bölümünü deşifre ettik. Sonra ne oldu biliyor musunuz? Hemen nerden biliyorsa o eve gittiler, birini arıyorlar, o evdeki aradıkları kişiyi bulamadılar annesini götürdüler. Sen nereye annesini götürüyorsun? Savcı ‘evde yoksa yakınlarından birini alın gelin’ demiş. Avukat gelince, ‘Anasını nasıl tutarsın’ deyince anasını saldılar. Evlat kendi ayağıyla gitti emniyete, 1,5 günde İstanbul’a götürdüler Vatan Emniyet’e, sonra hakim karşısına çıkardılar. İnat ettik bekledik, eldeki belgeleri HSK’ya vermedik ki onlar buna göre muamele etmesinler. O işlemler bitti, gittik HSK’ya başvurumuzu yaptık.
-Bu müteahhitlerin başına gelenler, yani doğru avukatın ona gitmesi, nasıl ifade vereceğini söylemesi ve bunu verirsen serbest kalacağın meselesi normal bir şey gibi gelmeye başladı kulağa. Soruşturma gizli yani savcı biliyor eve gittiğinde o evde ne bulduğunu,
Örneğin geçen hafta yaşananlardan sonra İBB soruşturmasında tutuklu kişi Yener Toruner, Mehmet Yıldırım kendisine gelmiş, kızının düğünü ile ilgili konuşmuş, ‘düğüne kadar çıkabilirsin’ demiş, ‘oğlun İBB’de çalışıyor’ demiş, savcı da bunu biliyor, ‘oğlanı da alırız, oğlana da yazık olacak’ demiş.
-Ayrıca ‘bu işi halledelim, gel güzelce imzanı at, şunları söyle’ demiş. Kişi ‘onu yapamam, bunu yapamam’ deyince ‘korkma Savcı Bey’in de haberi var’ demiş. ‘Ya ben bunu dersem adam beni başka bir şeyden mesul tutar’ deyince, ‘konuştuk bundan başka konulara girmeyecek’ demiş. Bunların hepsini Sayın Yener Toruner, bir suç duyurusu olarak, satır satır yazarak verdi. Biz de bunu HSK’ya verdik.
-Buradan somut olay sadece savcının bilmesi gereken bir şeyi avukat bilince Yener Toruner’e gidiyor ve konuşturamadıkları Fatih Keleş’e, ‘Fatih Keleş’in kardeşine sarı bir zarfta küçük bir para verdik, 15 bin dolar falan de bari. Bu büyük bir şey değil.’
-Arama tutanağında adamın evinde sarı bir zarfın içinde 15 bin dolar bulunmuş, tutanağa geçirilmiş. 15 bin dolar büyük bir para. Arama günü kaç ay önce. Onu bugünkü iftiracıya ‘sen ver’ diye söyleniyor.
Kaynak:SÖZCÜ





