SELAHATTİN DEMİRTAŞ ÖNÜMÜZDEKİ GÜNLERDE SERBEST BIRAKILACAK”
“TÜRKİYE’DE KÜRT SORUNU DİYE BİR SORUN YOKTUR”
“BİZ DEVLETİN KURULUŞ FELSEFESİNİ TAVİZSİZ SAVUNAN TEK SİYASİ PARTİYİZ. MİLLİ MERKEZİ OLUŞTURUYORUZ”
Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Eskişehirde yaptığı açıklamada ;Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş esaslarını PKK terör örgütü ve onun katil elebaşısı Abdullah Öcalan’la yapmış olduğu pazarlıklar çerçevesinde tasviyeye başladığı bir sürecin içerisine girdi diyerek yakında Demirtaş serbest bırakılacak dedi.
Prof. Dr. Ümit Özdağ şunları söyledi: “2025 yılı ülkemiz açısından çok ağır zorluklarla geçti. Bir yandan 8 seneden bu yana dar gelirli ve sabit gelirli yurttaşlarımızın milli gelirden aldığı payı azaltan, sanayi üretimini durduran, tarımda üretimi tasviye eden ekonomik buhranın ağırlığı bir kabus gibi Türkiye’nin üzerine çökerken, öte yandan bu ağır ekonomik krizi açmak için Türkiye’nin önüne hiçbir perspektif koymayan iktidar, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş esaslarını PKK terör örgütü ve onun katil elebaşısı Abdullah Öcalan’la yapmış olduğu pazarlıklar çerçevesinde tasviyeye başladığı bir sürecin içerisine girdi. 2025 evet çok çok zor geçti ve Türkiye Cumhuriyeti ne yazık ki 2026 yılında tarihsel bir kırılmaya doğru sürüklenmek isteniyor. Bu önümüzdeki yıl yaşanacaklar Cumhuriyet tarihinin her anlamda en ağır ve sonuçları açısından en korkutucu gelişmeleri olabilir.
PKK terör örgütü ile yapılan pazarlıklar konusunda şimdiye kadar duymuş olduklarımız İstiklal Savaşı vererek kurmuş olduğumuz Cumhuriyete bir terör örgütünün adeta ortak olarak getirilmek istendiğini gösteriyor. Esasen bu tespitimizi DEM Eş Başkanı Tuncer Bakırhan da ‘Cumhuriyete ortak oluyoruz’ açıklamasıyla doğruluyor. Bu Cumhuriyetin kırılma süreci devam ederken 8 seneden beri devam eden ekonomik buhranın 2026 senesi içerisinde daha da ağırlaşacağı gözüküyor. Ne yazık ki Türkiye yanlış ekonomik politikalar neticesinde ağır bir sanayisizleşme süreci içerisine girmiştir. Türk sanayicisi hükümetin yanlış politikalarının bedelini ya bu ülkeden kaçıp sermayesini başka ülkelere götürerek ya da malını mülkünü yabancı fonlara satarak kurtarmaya çalışmaktadır.
Hükümetin politik duruşundan hoşlanmadığı sermayedarları sanayicileri önce Maliye Bakanlığı’nın cezalandırma sistemiyle baskı altına aldığını bu da yetmezse düşman ceza hukuku uygulamalarıyla malına mülküne her türlü anayasal güvenceden uzaklaştırılmış bir şekilde el koyabildiğini görüyoruz. Bir ülkede ekonomik istikrarın olması sağlam bir adalet sistemine ve kaliteli bir eğitime bağlıdır. Bugün ülkemizde ne yazık ki adil bir adalet sistemi ve kaliteli bir eğitim yoktur. Adaletin olmadığı yerde ekonomik gelişmeden ve ekonomik istikrardan bahsetmek mümkün değildir.







