“ÖCALAN SERBEST BIRAKILACAK, ANKARA’YA GELECEK, PARTİ KURACAK”
Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, dan ilginç iddia:Öcalan serbest kalmayacak, doğru değil’ diyorlar. Hayır, Öcalan da serbest kalacak, Demirtaş da serbest kalacak. Öcalan İmralı’dan çıkacak, Ankara’ya gelecek ve Ankara’da kuracağı siyasi partinin başına geçecek. Bunların hepsinin planlaması yapılmış durumda,dedi.
Türkiye gündemine ilişkin önemli açıklamalarda bulunan Özdağ şunları söyledi.
– AKP hükümetlerinin toplumsal düzende oluşturduğu tahribata ait iki üzücü olay yaşandı geçen hafta. 9 Kasım’da Almanya’dan İstanbul’a ziyaret için gelen Böcek ailesi, 12 Kasım gecesi gıda zehirlenmesi şüphesiyle hastaneye kaldırıldı. Ve maalesef anne-baba ve iki çocukları hayatını kaybetti. Bu kadar ucuz bir ölüm Türkiye’nin en büyük kentinde, turizmin merkezinde doğrusu anlaşılır, kabul edilebilir değil.
İstanbul’un merkezinde bir aile yok olurken Şanlıurfa’dan bir başka feci haberin geldiğini de gördük. Bir marangoz atölyesinde elleri bağlanıp, makatına kompresörle hava basılan 15 yaşındaki bir çocuk hayatını kaldırıldığı hastanede iç organları parçalandığı için kaybetti. Bu saldırıyı gerçekleştiren kişinin de önce şaka yaptığı gerekçesiyle serbest bırakıldığını, sonra gelen tepkiler üzerine tutuklandığını gördük.
Türkiye’deki bu olumsuz tablonun 2025 Küresel Organize Suç Endeksi Raporuna da yansıdığını görüyoruz. Türkiye anılan bu raporda 193 ülke arasında ne yazık ki 10. durumda. Rapora göre Türkiye’de uyuşturucu, silah ve insan kaçakçılığı başta olmak üzere; vergi kaçakçılığı, yolsuzluk, kamu kaynaklarını zimmete geçirme, finansal ve siber suçlarda büyük bir artış görünüyor.
23 yıllık AKP hükümetinin toplumu getirdiği nokta dehşet vericidir. AKP Türkiye’sinde artık ne güven ne asayiş vardır. Yaşamak şansa kalmıştır. Artık ne yediğinizden ne de içtiğinizden emin olabilirsiniz ne de yargıya güvenebilirsiniz. AKP’nin Türkiye vizyonu ve istikrar dediği şey güzel ülkemizi Kolombiya ve Mynmar seviyesine indirmek ve organize suç örgütlerine teslim etmek olmuştur.
Devlet Bahçeli’nin önayak olması ile Türkiye, 2. Bölücü Açılım Sürecine sokuldu. ‘Bir al-ver süreci ve ön şart olmayacak, PKK kendini feshedecek ve silah bırakacak’ diyerek çıkılan yolda; PKK silah bırakmadı, fesih olmadı ama laik-üniter-ulus devletimizi feshedecek gelişmelerin yaşandığını görüyoruz.
TBMM’de kurulan ‘Öcalan Komisyonu’ İnfaz Yasası değişikliği yani Örtülü Af ve Terörle Mücadele Yasasında yapılacak değişiklikleri görüştüğü 16. toplantıyı halkımıza kapattı. 17. toplantı da Türk halkına kapalı yapıldı. Halkımıza kapalı ama siyasi uzantıları vasıtasıyla PKK terör örgütüne açık!
Lütfen dikkat edin, son toplantıda İçişleri Bakanı, Milli savunma Bakanı ve MİT Başkanı komisyona sunum yaptılar. Yani güncel istihbarat bilgileri, asayiş ve güvenlik bilgileri açıklandı. Bu açıklamalar devlet sırrı diye halktan saklandı ama kime açıklandı? PKK’nın siyasi temsilcilerine açıklandı. Arkadaşlar siz aklınızı mı kaçırdınız? Devlet yönetiminde böyle ciddiyetsizlik ve sorumsuzluk olur mu? Dünyada bunun hiç örneği var mı? Mevcut İstihbaratı, polisi ve askeri birliklerin yerlerini anlattıysanız, e artık devletin anahtarını da verin PKK’ya, kapatın gidin! Tekrar ediyorum, böyle bir sorumsuz bir davranışın Dünyada eşi benzeri yok. Bilesiniz ki; büyük Türk Milleti bu süreci PKK ve Öcalan’a mağlubiyet süreci dikkatle izliyor ve bunun siyasi hesabını sizden sandıkta soracak. Haziran 1015 seçimlerini unutmayın. Sonuç olarak; halktan gizlenen ama PKK’ya açık bir süreçten Türk halkına bir fayda gelir mi?
Bu arada PKK’nın da reklamını yapmaya devam ediyorlar. Neymiş? PKK Zap bölgesinden çekilmiş, barışçıl tavrını göstermiş. PKK kış aylarında Zap bölgesinden senelerden beri çekiliyor. Gerçekleri dile getirelim. Bakın resmi bir cumhurbaşkanlığı belgesiyle şimdi PKK’nın silah bırakmadığını size kanıtlayacağım. Cumhurbaşkanı Hukuk Başdanışmanı Mehmet Uçum ne diyor? ‘Silah bırakma pratiklerinin genişletilerek ve geliştirilerek ilerletilmesi gerekiyor’. Eğer PKK silah bırakmış olsaydı hala PKK’nın silah bırakma pratiklerinin geliştirilmesinden bahsedilebilir miydi? Demek ki PKK silah bırakmamıştır. PKK kendisini gerçek anlamda da feshetmemiş sonlandırmamıştır. Bütün örgütsel yapısı varlığını sürdürüyor. PKK’lıların büyük bir bölümü YPG’ye katıldılar. 2 bin kadar PKK’lının PJAK’a katıldığını İran’a geçtiğini biliyoruz. Örgütün genellikle üst düzey yöneticileri şu anda Talabani’nin kontrol ettiği bölgede Süleymaniye ve çevresindeler. Özetle, PKK terör örgütü silahlı varlığını sürdürmeye devam ediyor.
Diğer yanda, Bahçeli en baştan beri Öcalan için bir ‘Umut Hakkı’ çerçevesinde serbest kalması için adeta çırpınıyor! Ve dün Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, Öcalan’ın umut hakkı ile serbest kalacağını tekrar açıkladı. Serbest kalmakla kalmayacak, yeni bir parti kurarak başına da geçecek. İstenilen bu. Bunu açıkladığımız zaman bazı basın-yayın organlarında, iktidarın tetikçileri ‘Öcalan serbest kalmayacak, doğru değil’ diyorlar. Hayır, Öcalan da serbest kalacak, Demirtaş da serbest kalacak. Öcalan İmralı’dan çıkacak, Ankara’ya gelecek ve Ankara’da kuracağı siyasi partinin başına geçecek. Bunların hepsinin planlaması yapılmış durumda. Mesele sadece Türk halkına nasıl anlatacakları, halkı buna nasıl alıştıracakları üzerine kurulu.
Türk milliyetçilerinin öz evladı Sinan Ateş’in cenazesine bile katılmayan ama Sırrı Süreyya Önder’in fotoğrafının yüzünü okşayan Bahçeli İstiklal Savaşını veren, FETÖ’cü darbeye direnen Gazi Meclis’i İmralı’daki mahkûm terörist Öcalan’ın ayağına götürmek konusundaki ısrarını bu hafta da sürdürdü.
Devlet Bahçeli, komisyon eğer İmralı’ya gitmezse 3 arkadaşını alıp kendisi gidecekmiş. Bahçeli’nin bu açıklamasının nedeni komisyonda adaya gitmeme konusundaki düşüncesinin ağır basmış olmasıydı ve onun yerine uzaktan bir telekonferans planlanmış, bu görüş ön plana çıkmıştı. Komisyondaki birçok üye tarihe teröristbaşının ayağına giden milletvekili olarak geçmek istemiyorlar. Bu milletvekilleri yarın seçimlerde, belki de 2026’da yapılacak seçimlerde sokağa çıktıkları zaman Türk halkından ‘Sen neden İmralı’ya gittin?’ sorusuna muhatap olacaklarını biliyorlar. Komisyon üyesi olmak zorunda kalan vatansever milletvekillerine sesleniyorum çünkü biliyorum ki bazılarınız olmak zorunda kaldınız. Bir teröristin ayağına giden adam olarak tarihe geçmeyin, çocuklarınıza ve torunlarınıza böyle bir miras bırakmayın.
TBMM’deki komisyon üyesi milletvekillerinin İmralı’da Öcalan’ın ayağına gitmesinin bahsettikleri bu çözüm sürecine ne faydası var? Öcalan diğer devlet yetkilileri ile konuşmadığı ve onlara söylemediği neyi milletvekilleri İmralı’ya gittiklerinde onlara söyleyecek? Cevap hiçbir şey. Peki, neden bu ısrar? Çünkü, TBMM üyelerinin Öcalan’ın ayağına gitmesi Öcalan’ın Kenya’da yakalanıp getirilmesinin intikamı, Türkiye’nin sembolik mağlubiyeti olarak sunulacak dünyaya.
Mudanya Mütarekesi ile Yunan ordularını denize döken TBMM’nin ordularıydı. Şimdi aynı TBMM’nin milletvekilleri Mudanya açıklarındaki İmralı’da Öcalan’ın önünde diz çökecekler öyle mi? Biz Zafer Partisi olarak buna şiddetle itiraz ediyoruz. Ve adaya İmralı’ya, Öcalan’a gitmeyin, bu fırsatı vermeyin, bu süreci sona erdirin diyoruz.
Eğer İmralı’ya bebek katilinin ayağına gider, onu meşrulaştırır ve Türk Devletinin itibarını yerle yeksan ederseniz, bilesiniz ki; halkımız sizi affetmez!





