Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi‘nde “Karayolları Genel Müdürlüğü Otuz Bininci Kilometre Bölünmüş Yol Hizmete Alma Töreni”nde yaptığı konuşmada, yine sert sözlerle CHP ye yüklendi.
Muhalfetin tek yaptığı şey Takoz koymak diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi:-Biz ülkemizdeki muhalefete zaman zaman takoz benzetmesi yapınca hemen birileri alınıyor bundan rahatsız oluyor. Oysa biz takoz sıfatını birilerini kötülemek birilerine hakaret etmek birilerini rencide etmek tahrik etmek amacıyla asla kullanmıyoruz.
Tam tersine sadece bir durum tespihinde bulunuyoruz. 23 yıldır ülke ve millet hayrına yaptığımız her işin önüne takoz koymaya çalıştıkları için bunları ifade ediyoruz.
Arkaik bir zihniyetiyle ülkemiz muhalefetini mefluz eden çarpık bir anlayışı tarif etmek için bu benzetmeyi kullanıyoruz. Şimdi bakınız değerli dostlar bölünmüş yol projesini ilk açıkladığımızda takoz diye tanımladığımız bu zihniyetle hem de çok acı bir şekilde yüz yüze geldik. Her hizmeti karalamayı, her işe bir kulp takmayı maharet zanneden hizmet ve eser düşmanı muhalefet hemen karşımızda dikildi, bize demediğini bırakmadı. Çıktılar koro hâlinde “Bu yollar çabucak bozulur”, “Milletin kaynağını israf ediyorsunuz” dediler; “Kendilerine yakın müteahhitleri zengin ediyorlar”, “Petrol lobisine hizmet ediyorlar” dediler. “Bölünmüş yola ne lüzum var, mevcut yolları koruyun yeter” diye itiraz ettiler. Hatta muvazeneyi öyle yitirdiler ki, “Bunların bilinçaltında milleti bölmek var, onun için bölünmüş yol adını kullanıyorlar” diye köşe yazıları kaleme aldılar.
O günleri hatırlayanlar bilir. Sırf iş yaptığımız için atmadıkları iftira, vermedikleri soru önergesi kalmadı. Meclis tutanaklarını açıp bakın, muhalefetin bölünmüş yol projesi için daha neler söylediğini, hangi akla ziyan cümleleri kurduklarını, hangi saçma sapan argümanlarla bu projeyi kötülediklerini sizler de göreceksiniz. Şunu bir defa tüm halkımızın bilmesini isterim. Eğer biz bunlara kulak assaydık bugün burada olamazdık. Türkiye’ye hepimizin göğsünü kabartan şu manzarayı yaşatamazdık ama biz tek yapabildiği takoz koymak, karalamak, çamur atmak olan bu vizyonsuzların korusuna aldırmadık.
Israrla devam ettirdiğimiz bu projede hamdolsun 30 bin kilometreyi aştık. Ne dedik? “Yol medeniyettir” diyerek yeni yollar yaptık, emniyetli, rahat ve hızlı ulaşımın önünü açtık. “Yol ver dağlar, yol ver bana; yollar seni gide gide usandım” diye türküler yakan milletimizin yol çilesi çektiği o kötü günleri tarihin tozlu raflarına kaldırdık.
Rüşvetin, talanın, yağmanın yolunu yapmaya çalışanlara rağmen, irtikapla, ihaleyle milletin kaynaklarını peşkeş çekerek yolunu bulmaya çalışıp yolda kalanlara rağmen, “Ne kadar yol yaparsanız trafik o kadar sıkışır” diyen çapsızlara rağmen, milletin parasıyla tropik adalarda sefa süren jet sosyeteye rağmen ülkemizin dört bir yanını bölünmüş yollarla biz donattık. Geçilmez denilen tepeleri geçerek, aşılmaz denilen dağları ve vadileri aşarak milletimizin yolunu açtık.
“YOLSUZLUK YAPMADIYSANIZ BU TELAŞ NİYE”
Taş üstüne taş koymaktan acizler, para kuleleri, baklava kutuları, rüşvet çarkları dışında bizim meselemiz diyebilecekleri hiçbir icraatleri yok. Para kuleleri baklava kutuları rüşvet çarkları dışında işte bizim meselemiz diyebilecekleri hiçbir icraatları yok. İşte sizler de görüyorsunuz belediyeler üzerinden bir deli dumrul düzeni kurup önlerine geleni haraca bağlamışlar. Belediyeye işi düşenin adeta dileğini kurmuşlar. Yola köprüye kavşağa metroya otobüse harcanması gereken kaynakları hiç edip orada burada keyif sürmüşler.
Ortaya saçılan onca pislikten sonra biraz olsun yüzleri kızaracağına bir de çıkıp utanmadan onu bunu tehdit ediyorlar. Yargı mensuplarına belediye başkanlarımıza hakaret ediyorlar kameralar önünde mikrofon tokatlıyorlar. Kimse kusura bakmasın cazgırlık yaparak suç bastırmaya da çalışmasın. Hukukun işlemesine mahkemelerin Türk milleti adına hesap sormasına hakkın er veya geç yerini bulmasına engel olamazsınız.
Konu artık yargıya intikal etmiş suçluyu masumdan ayıracak mahkeme süreçleri başlamıştır. Bağımsız ve tarafsız Türk yargısı inanıyoruz ki deliller dışında en isabetli kararı verecektir. Her gün çok çirkin ifadelerle son derece sorumsuz ve sorunlu cümlelerle mahkemeler üzerinde baskı kurmaya çalışmak ancak yargı süreçlerinden ürkenlerin korkanların çekinenlerin başvuracağı bir yöntemdir. Öyle ya çiğ süt içmediyseniz, bu karın ağrısı ne? Yolsuzluk yapmadıysanız rüşvet almadıysanız bu telaş halini niye? Adaletin tecellisinden niçin tedirgin oluyorsunuz? Kendinize güveniniz tamsa, kendinizden eminseniz “arınmak” sözcüğü sizi neden bu kadar rahatsız ediyor?
Milleti saf yerine koymaktan artık vazgeçin, kimin ne yaptığını, ne yapmaya çalıştığını benim milletim çok ama çok iyi görüyor. Biz de bunların oyunlarını biliyor, giderek daha fazla paniğe kapılmalarının sebebini az çok tahmin edebiliyoruz. Varsın onlar tehditler savurmaya devam etsin, varsın öfke nöbetleri geçirmeyi sürdürsün, biz, işte bugün burada olduğu gibi, eserlerimizle konuşmaya devam edeceğiz. Siyasette nefretin, öfkenin ve gerilimin diline asla teslim olmayacağız, işimize bakacağız, Türkiye Yüzyılı hedefimize ulaşmaya odaklanacağız. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum.





