“OCAK AYINDA EMEKLİ 968 TL KAYBETTİ, ASGARİ ÜCRETLİ 359 TL’Yİ GERİ VERDİ”

“SANDIK GELECEK, ÖCALAN’A UMUT HAKKI İSTEYENLER SANDIĞA GÖMÜLECEK”

“OCAK AYINDA EMEKLİ 968 TL KAYBETTİ, ASGARİ ÜCRETLİ 359 TL’Yİ GERİ VERDİ”

“İKTİDARA VE MÜTTEFİKLERİNE CESARETLERİ VARSA SEMT PAZARLARINA ÇIKMAYI ÖNERİYORUZ”

“AK PARTİ İKTİDARININ HALKLA BAĞI KOPMUŞTUR”

“SİYASİ HATALAR ASKERİ BAŞARILARLA ORTADAN KALDIRILAMIYOR”

“PKK SURİYE’DE DEVLETLEŞTİRİLİYOR”

“SURİYE, LÜBNANLAŞMA SÜRECİNE SOKULUYOR”

“AK PARTİ TERÖRLE MÜZAKERE SÜRESİNDE CUMHURİYET HALK PARTİSİ KADAR BİLE ÖN PLANA ÇIKMIYOR”

“BU SÜREÇ BAŞLADIĞINDA ÖCALAN’IN SERBEST BIRAKILMAK İSTENDİĞİNİ AÇIKLAMIŞTIK, KEŞKE HAKSIZ ÇIKSAYDIK”

“EPSTEİN VAKASININ TÜRKİYE İLE BAĞLANTILI OLDUĞU İDDİA EDİLEN NOKTALAR İNCELENMELİ”

“ZAFER PARTİSİ İLK SEÇİMDE İKTİDARIN GÜÇLÜ PAYDAŞI OLACAK”

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ,:” Sandık gelecek ve bu millete açlığı, yoksulluğu reva gören Öcalan’ın ise umut hak ettiğini söyleyenler, bu sandığa gömüleceklerdir. ‘Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönene kadar kararımız nettir’ diyenler bilsin ki Türk milletinin kararı da net, sandığa gömüleceksiniz. Gidiyorsunuz.  dedi.

Düzenlediği  Basın Toplantısında Türkiye gündemine ilişkin önemli açıklamalarda bulunan ;

 

 

Prof. Dr. Ümit Özdağ şunları söyledi: “Türkiye’de bir geriye sayım başlamış durumda. Kendilerine 20 bin lira sefalet aylığı reva görülen emekliler, açlık sınırının 10 bin lira altında maaş alan asgari ücretliler, siftah yapamayan ve 9 seneden beri fakirleşen esnaf, yoksulluk içinde kıvranan orta direk ve geleceğimiz olan gençlik, boş pazar çantası ile 150, 250, 300 liralık bir miktarla alışverişe giden anneler ve uzun zamandan beri milliyetçi sandıkları siyasetçilerin Öcalan’ı kurucu önder yapmasını hazmedemeyen geniş toplum kesimleri ortak bir noktada buluşmuştur. Artık Cumhur İttifakı’nın oluşturduğu iktidar bloğu, sandıkta gömülmeye doğru hızla ilerlemektedir. Sandık gelecek ve bu millete açlığı, yoksulluğu reva gören Öcalan’ın ise umut hak ettiğini söyleyenler, bu sandığa gömüleceklerdir. ‘Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönene kadar kararımız nettir’ diyenler bilsin ki Türk milletinin kararı da net, sandığa gömüleceksiniz. Gidiyorsunuz. Sokağa, halkın arasına çıkamayan, esnaf ziyaret edip esnafın halini, hatırını soramayan ve semt pazarının yolunu unutan iktidar sahiplerine ve ortaklarına halkımız sandıkta hiç unutamadığı bir ders vermeye hazırlanıyor.

Bakın AK Parti Grup Başkanvekili her seçimden önce tekrar keşfedilen Gabar petrollerinden gelen gelirlerle emeklilerin maaşlarında iyileştirme yapacağı vaadinde bulundu. Biz de buradan Sayın Akbaşoğlu’na sesleniyoruz. Sayın Akbaşoğlu, eğer bu ifadenizde gerçekten zerre kadar, yüzde 1’in altında eser miktarda ciddiyetiniz varsa Gabar petrolü halka dağıtılana kadar aldığınız 500 bin lira maaşın 480 bin lirasını emeklilere dağıtın, 20 bin lirayla geçinin. Nasıl olsa Gabar’dan gelen size de gelecek. Yoksa bu milletle alay etmeyin daha fazla.

 

Önceki gün ocak ayı enflasyon rakamları da açıklandı biliyorsunuz. TÜİK enflasyonu, TÜİK yani ne diyelim açıkladığı rakamlara herhalde açıkladığı rakamlar temel olarak Erdoğan’ı üzmeme rakamları yüzde 4,84. ENAG ise 6,32 olarak ilan ettiler. Yıllık bazda TÜİK enflasyonu yüzde 30,65 hiç düşük değil. ENAG enflasyonu ise yüzde 53,42 olarak ilan etti. Yüksek ocak ayı enflasyonu AKP hükümetinin 2026 enflasyon programının tutmayacağını daha ilk aydan gösterdi. Diğer yandan aralık ve ocak ayları arasındaki belirgin fark hükümetin asgari ücret ve emekli memur aylığı artışlarını düşük tutmak için enerji ve petrol ürünleri başta olmak üzere zamları ocak ayına ertelediğini düşündürüyor. Ocak ayındaki yüksek enflasyondan dolayı, 20 bin lira emekli maaşı alan bir emekli cebinden 968 TL’yi kaybetti 1 Şubat itibariyle. 28 bin 75 TL asgari ücret alan kişi ise bin 359 TL’yi geri verdi. Daha şimdiden eriyor. Üzülerek ifade ederim ki bu hükümet emekliye, işçiye, memura, çiftçiye kısaca orta direğe yaşam hakkı tanımıyor. İstanbul’da bir vatandaş AVM’de arkamdan bağırdı. ‘Gıda terörünü durdurun’ diye. Ben gıda terörü lafını duyunca herhalde dedim GDO’lu gıdalardan bahsediyor. Hayır, bahsettiği şey gıdalara yapılan zam neticesinde aç kalmış olduğu gerçeğiydi. Açlıktan bağırıyor. AVM’ye de bir şey almak için değil, ısınmak için girmiş dolaşıyordu.

Siz bu ülkeye kontrolsüz, ne olduğu bilinmeyen milyonlarca insanı alıp, şimdi bunu nasıl ensar muhacir diye ifade edersiniz? İşte politikanızın sonucu, en basiti bu gıda enflasyonudur.

Bu yüksek gıda enflasyonu ve düşük aylıklar halkımızı açlık karşısında feryat edecek duruma getirmiştir. Benim yanımda Gaziosmanpaşa’da bir anne üstelik engelli bir kız çocuğu olan bir anne alışverişe pazara 250 lira ayırdım dedi. Bir kilo havuç, bir kilo ıspanak aldı, karalahana alacaktı, pazarcı 50 lira deyince 40 liralığı yok mu, yoksa kalsın dedi. Durum bu! İnsanlar 10 liranın hesabını yapıp, 10 lira fazla olduğu zaman karalahana satın alamıyorlar bu ülkede. Emekliler çöpten yiyecek topluyorlar veya pazar yerlerinden akşam saatlerinde atılan meyve sebzeleri toplamak zorunda kalıyorlar. İşte o bahsettiğiniz Türkiye Yüzyılı vizyonu bu, halkı getirdiği yer bu. Sonuç itibariyle semt pazarları iktidarın yolunu unuttuğu ama toplumun nabzının çok öfkeli bir şekilde attığı yer. İktidara ve müttefiklerine de semt pazarlarına cesaretleri varsa çıkmayı öneriyoruz. 5 aylık Silivri tutsaklığım hariç her nerede olursam olayım muhakkak semt pazarlarına gitmeye çalışıyorum. Vatandaşı dinliyorum. Vatandaşa kendi politikalarımızı ve bu gıda enflasyonunun nasıl yenileceğini tek tek anlatıyorum. Semt pazarlarında gördüğüm manzara karşısında şu hususları net bir şekilde ifade edebiliyorum: AK Parti iktidarı bitmiştir. AK Parti iktidarının halkla bağı kopmuştur. Erdoğan umut olmaktan çıkmıştır ve AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi için geri sayım başlamıştır. Evet, mecliste muhalefet koltuğunun rahat olup olmadığını anlayacaksınız.

 

Diğer yanda gerek yurt içinde terörle müzakere, ikinci terörle müzakereyle sergilenen teslimiyet ve gerekse Suriye’de PKK, YPG’nin sözlü özerkliğinin alanı küçültse de kurumsal olarak adım adım pekiştirilmesi karşısında hükümetin etkisizliği oldukça kaygı verici ve düşündürücüdür. AKP döneminde de Suriye’de askeri operasyon yapıldı diyebilirsiniz, doğrudur, yapılmıştır. Peki bu operasyonlarla PKK, YPG yapılanması Suriye’de tamamen ortadan kaldırılmış mıdır? Hayır. Peki TSK bu operasyonlarda ne yapmıştır? TSK kendisine verilen görevi kahramanca ve başarıyla gerçekleştirmiş ve bölge kontrolü yapmıştır. Ama kendisine siyasi ve askeri imha emri verilmediği için bu hedefe yönelmemiştir. Peki, bölge kontrolü sağlanınca Suriye PKK’sı imha mı edilmiştir? Harekatın hedefinde yer alan sözde Kobani ve Cezire kantonları dağıtılmış mıdır? Hepsine verilecek cevap ne yazık ki kocaman bir hayırdır. Çünkü terör operasyonları sadece bölge kontrolüyle değil, doğrudan teröristleri ve terör örgütünün altyapısını yok ederek yapılır. Bu operasyonlarda hayatını kaybeden aziz şehitlerimizi şükran duygularımızla ve kahraman gazilerimizi de minnetle mücadele eden bütün asker ve komutanları şükranla anıyoruz, saygılarımızı sunuyoruz. Ama bu askeri operasyonlar AKP hükümetlerinin siyasi hatalarını, Türk ordusunun bütün kahramanlığına rağmen telafi etmemiştir. Çünkü siyasi hatalar askeri başarılarla ne yazık ki ortadan kaldırılamıyor. Türkiye’nin güvenliği sağlanmadığı için gelişen süreçte PKK-YPG Fırat’ın doğusunda Haseke merkezli yeni bir siyasi yapılanmayla fiilen bir özerk alan oluşturdu. Esad’ın devrilmesinden sonra Suriye PKK’sı iyice şımardı ve Şam yönetimini başlangıçta tanımayan bir tavır sergiledi. Böylece Kuzey Irak’tan sonra KCK çatısı altında sözde dört parçalı teröristanın kuzey ve doğu Suriye bölümünde gerçekleştirilmek istendi. Yeniden bu nokta, 24 yıllık AKP hükümetinin Suriye’de büyük bir başarısızlığa imza attığını bize gösteriyor. Efendim, Suriye ordusu Fırat’ın doğusuna operasyon yaptı, PKK, YPG geri çekildi, ABD PKK’yı satmadı mı diye sorabilirsiniz. Arkadaşlar, ABD kimseyi satmadı, atmadı. Sadece PKK’nın alanını coğrafi olarak daraltırken kurumsal olarak derinleşmesini sağladı.

En son 30 Ocak 2026 tarihli Şam-PKK anlaşmasına bakalım. Kobani, Kamışlı, Haseke SDG-PKK’da kalıyor. SDG-PKK burada sözde dört tugay olarak tertipleniyor. Bakın bireysel olarak Suriye ordusuna bağlanmak yok. PKK tugayları bağlanıyor. Sözde özel bölgedeki PKK’lı memurlar görevlerine devam ediyorlar. Bir PKK’lı Haseke Valisi atanıyor. Bir PKK’lı Suriye Savunma Bakanı olacak. Merkezde kamu kurumlarında PKK’lılar görev alacak. Hudut kontrolü ve sınır geçişleri hizmeti ortaklaşa yapılacak. İşte iktidarın Türk milletine algı operasyonuyla, her zaman olduğu gibi, pazarlamaya çalıştığı başarı budur. Sözün özü, kimse kimseyi aldatmaya çalışmasın, PKK burada devletleştiriliyor. Teröristanın Suriye ayağı kurumsallaşarak gerçekleşme süreci içerisine sokuluyor. AKP hükümetinin pembe masallarına bakarsanız, eş-Şara bizimkilerin kontrolünde ve Suriye’de her şey yolunda. Ama gerçek durum farklı, ne yazık ki farklı. Esad’ın devrilmesiyle Suriye fiilen İsrail ve ABD’nin kontrolüne girmiş durumda. Suriye’deki yeni düzende Türkiye’nin etkisi dar olduğu gibi, etkisinin darlığının en somut örneği de ülkedeki en büyük azınlık olan Batı Türkmeneli Türkleri siyasi olarak hiçbir yere konumlandırılmadılar. Bundan dolayı istifalar var Türkmenler arasında Suriye Devlet Yönetiminde. Esad sonrası düzende Suriye’de üniter ve layık devlet yapısı yerine etnisite ve mezhep temelli zayıf bir siyasi oluşum gerçekleşiyor. Suriye, Lübnanlaşma sürecine sokuluyor. Kaderin garip bir cilvesi, Suriye yıllarca işgal ettiği Lübnan’a benzeme süreci içerisine girmiş durumda. Suriye’de etnisite ve mezhep temelli yeni devlet yapısı, gruplar arası gerginlik ve iç çatışmalara sürüklenerek bölge güvenliği ve istikrarına yeni tehditler oluşturacaktır.

Diğer yandan, SDG-PKK’nın terörist yapısını bütünlük içinde kuzeydoğu Suriye’de muhafaza etmesi ve kamuda yapılacak görevlendirmelerle YPG-PKK’nın Suriye devleti içerisinde paralel bir devlet oluşturacağı da net bir şekilde görünüyor. Evet, böyle bir ortamda etnisite temelli PKK-YPG ile selefi cihatçı bir ideolojiye sahip yeni Şam yönetiminin uyum ve entegrasyonu orta ve uzun vadede çatışan çıkarlar ve amaçlar bağlamında yeni bir dinamit olmaya doğru yönelecektir. Sözün özü Suriye, ABD ve İsrail kontrolünde iç hassasiyetler ve uyumsuzluklar ile yeni belirsizliklere doğru ne yazık ki savrulacak bir düzleme kaymıştır. Güvenlik ve istikrar için yapılması gereken esas iş, Türkiye’nin ikinci terörle müzakere süreciyle kendi eliyle milli ve üniter laik devleti dağıtmak yerine bölgedeki terör örgütlerini dağıtmak olmalıdır. PKK’nın bölgede imhasıyla sözde özerk yapı ve kantonların dağıtılması, bölgesel güvenlik ve istikrarın ilk temel şartıdır. Akabinde Suriye’de seçim takviminin açıklanması ve kurucu bir meclisle halkın iradesine dayanan üniter bir yapının oluşturulması diğer gerekli siyasi ve güvenlik adımlarıdır.

. AK Parti hükümeti işçisini, emeklisini sefalete mahkûm ediyor, sonra Grup Başkanvekili çıkıp birisi ‘garip gureba’ diye sesleniyor, diğeri ‘Gabar’dan petrol bulunca size maaş vereceğiz’ diyor. Yine uzun yıllar milliyetçi görüntüsü verenler şimdi katil Öcalan’a umut hakkı diye ortaya çıkıyorlar. Bu arada sarayın sözcüsü Mehmet Uçum hafta sonu uzun bir ileti paylaştı ve mevcut girişimin siyasi sorumluluğundan kaçıp sanki bunu bürokrasi istiyormuş, iktidar da gönülsüz bir şekilde bu sürece destek oluyormuş şeklinde bir açıklama yaptı. Peki, AK Parti kaçak mı güreşiyor? Neden Milliyetçi Hareket Partisi kadar ön plana çıkmıyor? Hatta ilginç AK Parti, Cumhuriyet Halk Partisi kadar bile ön plana çıkmıyor. Hayretle izliyoruz, son süreçte bu terörle müzakere, Öcalan’ın kurtarılması bir AK Parti DEM ve MHP projesi değilmiş de sanki bir MHP-CHP projesiymiş gibi topluma sunuluyor. Ve Cumhuriyet Halk Partisi de bu sunuma adımlarıyla yardımcı oluyor. Bilmediğimiz bir iktidar değişikliği mi oldu? AK Parti muhalefete geçti de Milliyetçi Hareket Partisi’nin yeni ortağı Cumhuriyet Halk Partisi mi? Ne oluyor hakikaten? Murat Bakan’la Fethi Yıldız’ın basın önüne çıkıp Öcalan’ın serbest kalışı ve rapor konusunda uzlaştıklarını söylemesi, Türkiye’de yeni bir kol kola girişimi mi simgeliyor? AK Parti bu işin neresinde? Evet, AK Parti risklerin farkında, Zafer Partisi’nin vermiş olduğu mücadele de Türk milletini bu konuda yapılan yanlış enformasyonlara karşı uyarıyor ve uyandırıyor. AK Parti de işin ağır siyasi maliyetini ve MHP ve CHP’ye yükleyecek bir tavır sergilerken, MHP ve CHP’nin de bunu gönüllü olarak üstlendiğini görüyoruz. Hadi MHP’yi anlıyoruz ama Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu konuda anlamanın mümkün olmadığını ifade etmek isterim.

AK Parti, üniter ulus devletten, milli devletten taviz vermiyor görüntüsü sergilerken, Kürtçeye ilave sosyal, kültürel, siyasal kullanım hakkı ile Anayasa değişikliği çizgisini de devam ettiriyor. Yani değerli Türk milleti, büyük Türk milleti, siyasi çıkarlar ve iktidarın devamı için anayasal düzen üzerinde pazarlık her kademede aleni bir şekilde devam ediyor. Bir yanda ulus devlet, üniter devlet derken biraz sonra Kürtlere yeni bir gelecek deyip popülizm ve istismarın en kötü biçimi ortaya konuluyor. Halkımızın ikinci terörle müzakere sürecine karşı olan açık iradesine rağmen Cumhur İttifakı bir yanda, ana muhalefet diğer yanda süreci zorluyorlar. Bu anlamda DEM ile iş birliği konusunda adeta rekabet içindeler. Anlamak çok zor. Tekrar ediyorum, devlet, millet ve anayasal düzen üzerine perişan bir rekabet ve çatışma yaşanıyor. Diğer yanda umut hakkı konusunda uzlaşma sağladıklarını açıklıyorlar. Türkiye Büyük Millet Meclisi Öcalan Komisyonunda sonuç raporu yazımı için dün 5. toplantı yapıldı. Toplantı çıkışında konuşan MHP temsilcisi, ‘dağında elinde silah olan bir terörist yakalanmadı diye yasa çıkmaz diye bir şey olabilir mi?’ dedikten sonra umut hakkı konusunda uzlaşma sağlandığını beyan etti. CHP temsilcisi ise tam uyum içinde olmasa da uzlaşmaya yakın olduklarını açıkladı.

 

Bu komisyonun Öcalan komisyonu olduğunu, Öcalan’ı meşrulaştırmaya ve serbest bırakmaya hazırlandığını, bu süreç başladığı zaman ifade etmiştik. Şimdi gelinen aşamada bir adım daha ileri gidiyorlar. Öcalan’ın katilini serbest bırakma konusunda uzlaşıyorlar. Yine hatırlayacak olursanız daha bu süreç başladığında Öcalan’ın serbest bırakılmak istendiğini açıklamıştık. Keşke haksız çıksaydık. Bu komisyonun 3 üyesi İmralı’ya Öcalan katilinin ayağına gittiğinde bunların Türk milletiyle bağı kopmuştu. Pervasızlıkları bu yüzden. Bugün Öcalan katiline umut hakkı tanınmasının milletimizin bağrına dayatılmış zehirli bir hançer olduğunun farkında değiller mi? Elbette farkındalar. Milletin bunu kabullenmeyeceğini ve asla affetmeyeceğini anlamıyorlar mı? Komisyona katılanlar içinde hala sağduyusu olan üyelere sesleniyorum: Sakın ha umut hakkına izin vermeyin. Böyle bir hata yapmayın. Umut hakkı dediğiniz Öcalan’ın serbest kalması ve milli üniter devleti zayıflatacak önlemler paketi önünüze geldiğinde Çanakkale’de, Birinci İnönü’de, İkinci İnönü’de, Sakarya’da, Büyük Taarruz’da savaşan, şehit düşen, gaz, olan dedelerinizi düşünün öyle evet deyin ya da öyle hayır deyin. Ya Türk milletinin özgür, onurlu, bağımsız geleceğinin yanında olun ya da yaptığınız şeyin bir terör örgütünün, narkoteröristin taleplerini yerine getirmek olduğunu bilin, biz hatırlatalım size.

Zafer Partisi olarak bizim yerimiz Öcalan komisyonu değil, Öcalan’la müzakereler değil, büyük Türk milletinin yanıdır. İlk yola çıkarken söyledik, siz yanınıza Öcalan’ı alın, biz de Türk milletini alalım, hadi sandığa gidelim, Türk milletine soralım diye. Biz Zafer Partisi olarak Atamızın bize emanetini sonuna kadar savunma konusunda kararlıyız. Büyük Türk milleti müsterih olsun. Zafer Partisi, PKK ile pazarlıklara karşı, umut hakkına karşı, halkımızın sözcüsü ve vicdanı olarak milli üniter laik Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kararlılıkla savunacaktır.

Türk milleti hiç şüphe duymasın ki Zafer Partisi ilk seçimde muhakkak iktidarın güçlü paydaşı olacak ve AKP döneminin yıkım ve tahribatı hızla onarılmaya başlanacaktır.”

  • Çankaya Gazetesi

    1984 yılında yayın hayatına başlayan ÇANKAYA GAZETESİ nin merkezi Ankara dır. Ender Yoldar' ın yönetiminde Atatürk İlke ve İnkılaplarına, Milli ve Manevi değerlere bağlı bağımsız ve tarafsız bir gazetedir.

    Related Posts

    Fenerbahçe yi 3-0 yenen Galatasaray ŞAMPİ……

    Süper Lig’in 31. haftasında Fenerbahçe yi 3-0 yenen Galatasaray arka arkaya 4. şampiyonluğunu ilan etmek üzere. Fenerbahçe,  Galatasaray  karşısında   kaleci Ederson un ikinci sarı karttan kırmızı kartla oyundan atılmasıyla…

    “ÇİFTÇİ BORÇLA AYAKTA DURUYOR”

    GÜRER: “ÇİFTÇİNİN BORCU 55 AYDIR ARALIKSIZ ARTIYOR”   GÜRER: “ÇİFTÇİNİN BANKA BORCU SON 5 YILDA %881 ARTTI”   CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer…

    Gözden Kaçırmayın

    HOPA EMNİYETİNDEN MİNİKLERE TRAFİK KURALLARI EĞİTİMİ

    HOPA EMNİYETİNDEN MİNİKLERE TRAFİK KURALLARI EĞİTİMİ

    Madencilerin Hak Mücadelesine Kadınlardan Destek

    Madencilerin Hak Mücadelesine Kadınlardan Destek

    Fenerbahçe yi 3-0 yenen Galatasaray ŞAMPİ……

    Fenerbahçe yi 3-0 yenen Galatasaray ŞAMPİ……

    “ÇİFTÇİ BORÇLA AYAKTA DURUYOR”

    “ÇİFTÇİ BORÇLA AYAKTA DURUYOR”

    BAŞKENTLİ ÇOCUKLAR İÇİN 50’YE YAKIN ETKİNLİK

    BAŞKENTLİ ÇOCUKLAR İÇİN 50’YE YAKIN ETKİNLİK

    ÇAY ÜRETİCİLERİ DE MEYDANA İNDİ

    ÇAY ÜRETİCİLERİ DE  MEYDANA İNDİ