Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), son dönemde peş peşe yayımlanan haberlerle Mansur Yavaş’ın hedef alındığını belirterek yazılı bir açıklama yaptı.
Sert açıklamada, özellikle yargı süreci öncesinde servis edilen içeriklerin kamuoyunu yönlendirme amacı taşıdığı vurgulandı.
“Bugün Yeni Akit, Yeni Şafak, Akşam ve Sabah gazetelerinde yayımlanan haberler; aynı içerik, aynı dil ve benzer başlıklarla servis edilmiştir. Bu tablo açıkça göstermektedir ki söz konusu yayınlar tek merkezden hazırlanmış, eş zamanlı olarak dolaşıma sokulmuş organize bir algı operasyonunun parçasıdır. Daha da dikkat çekici olan, bu haberlerin yarın görülecek konser davası öncesinde servis edilmiş olmasıdır. Mahkemeye sunulmayan, hukuki değeri bulunmayan içeriklerin manşetlere taşınması da gerçeğe değil, algıya hizmet etmektedir” ifadeleri kullanıldı.
“EŞ ZAMANLI OLARAK DOLAŞIMA SOKULMUŞ ORGANİZE BİR ALGI OPERASYONUNUN PARÇASIDIR”
Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada Mansur Yavaş’ın konser giderlerinden bilgisi ve onayı olduğu yönündeki haberlere ilişkin olarak, şunlar kaydedildi:
“Bugün Yeni Akit, Yeni Şafak, Akşam ve Sabah gazetelerinde yayımlanan haberler; aynı içerik, aynı dil ve benzer başlıklarla servis edilmiştir. Bu tablo açıkça göstermektedir ki söz konusu yayınlar tek merkezden hazırlanmış, eş zamanlı olarak dolaşıma sokulmuş organize bir algı operasyonunun parçasıdır. Daha da dikkat çekici olan, bu haberlerin yarın görülecek konser davası öncesinde servis edilmiş olmasıdır. Bu bir tesadüf değil, yargıyı etkilemeye kamuoyunu yönlendirmeye ve devam eden bir süreci baskı altına almaya yönelik açık bir girişimdir.
Kamuoyunun hafızasında yer eden bir başka örnek de bu yöntemin nasıl işlediğini göstermektedir. Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik konser operasyonundan bir gün önce Melih Gökçek’in sosyal medya hesabından paylaştığı ‘saatli bomba’ görseli hala hafızalardadır. Bununla da sınırlı kalmamıştır. Süreç içerisinde Osman Gökçek’in, hukukun doğal işleyişi dışında, bir hakim ya da savcı yerine bir şüpheliden dilekçe temin ederek kendisini sürecin ‘muhbiri’ gibi konumlandırması da kamuoyunun gözünden kaçmamıştır.”






