“BU BANA KARŞI VERİLMİŞ BİR CEZA DEĞİL, TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ’NE VERİLMİŞ BİR CEZA”
Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Şeyh Said’e ilişkin yaptığı paylaşım nedeniyle hakkında açılan ve “kişinin hatırasına hakaret” suçlamasıyla Hınıs Asliye Ceza Mahkemesinde görülen davanın ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.
Prof. Dr. Ümit Özdağ: “Biraz önce mahkeme kararını açıkladı ve Şeyh Said’in hatırasına hakaretten para cezası verdi ve hükmün açıklanmasını da beş sene erteledi. Tabii bu kabul edilebilir bir ceza değil. Neden? Çünkü Şeyh Said’in hakaret edilebilecek bir hatırası olduğunu kabul ediyor ki biz bunu kabul etmiyoruz.
Bu bana karşı verilmiş bir ceza değil esasen; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne verilmiş bir ceza. Türk Silahlı Kuvvetlerine, terörle mücadele eden, ayaklanmayı bastıran güçlerimize verilen bir ceza ve ne yazık ki doğru değil. Onun için hukuk mücadelemizi devam ettireceğiz ve bu cezaya itirazımızı avukatlarımız önümüzdeki günlerde bir üst mahkeme olan istinafa yapacaklar.
Burada mesele bir kişi ile Ümit Özdağ arasında bir hakaret meselesi değil, bir aile ile ailenin mensuplarıyla Ümit Özdağ arasında bir hakaret meselesi de değil. Burada söz konusu olan, Cumhuriyet’e karşı bir ayaklanmaya benim ve partimin almış olduğu tavırdır.
Bu tavrımızı bugünkü netliğiyle sürdürme kararlılığı içerisindeyiz. Bundan sonra da sürdüreceğiz. Şeyh Said’i tarihte ait olduğu yerde değerlendiriyoruz ve orada değerlendirmeye de devam edeceğiz.”
Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın “Bu davayı siyasi bir dava olarak görüyor musunuz?” sorusuna verdiği cevap:
“Tabii bu siyasi bir davadır.”
“ÖCALAN İLE 1925’TE GENÇ CUMHURİYETİMİZE KARŞI AYAKLANAN ŞEYH SAİD ARASINDA HİÇBİR FARK YOK”
Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Bingöl 33 Şehit Anıtı’nı ziyaret etti.
Video indirme linki: https://we.tl/t-
Prof. Dr. Ümit Özdağ ziyaret sırasında şunları söyledi: “Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi’nde, Şeyh Said’e hakaret suçlaması nedeniyle adli para cezasına çarptırıldım ve Kayseri’ye geçmek üzere yola çıktım. Şu anda Bingöl’deyim. Buradan yola devam etmeden önce, Bingöl’de 1993 yılında 33 silahsız erimizin PKK’lı teröristler tarafından katledildiği, şehit edildiği noktadayım. 33 silahsız Türk askeri burada otobüslerinin yolu kesilerek aşağı indirildi, sıraya dizildi ve üzerlerine bin 600’e yakın mermi sıkıldı. 33 askerimiz burada şehit oldu.
Acaba 1925’te Türk askerlerini şehit eden Şeyh Said ve adamlarının, bugün 33 erimizi şehit etmiş olan PKK’lılardan ve Öcalan’dan ne farkı var? Tabii ki hiçbir farkı yok. Amaçları aynı, yaklaşımları aynı, yöntemleri aynı. Sonuç yine aynı olacak. Ne kadar çabalarlarsa çabalasınlar, Türk vatanını teröristlere ve onların arkasındakilere böldürtmeyeceğiz.
Şimdi birlikte yürüyelim ve 33 erimizin her birinin bir bayrakla sembolize edildiği noktaya doğru gidelim.
Abdullah Kara, öğretmen, Antalya’da doğmuş, 1968 doğumlu; 24 Mayıs 1993’te şehit olmuş. Birol İrfan Aşkar, öğretmen, Afyonkarahisarlı, o da 1968 doğumlu. Selahattin Aysan, mesleği öğretmen; bu sefer atanamayan öğretmen değil, şehit öğretmenleri görüyoruz. O da 1968 doğumlu ve 24 Mayıs 1993’te şehit olmuş. Mehmet Birol, mesleği öğretmen, memleketi Edirne, 1964 doğumlu. Erkan Kaçar, mesleği jandarma er, 1973 doğumlu. Mevlüt Özkan, 1973 doğumlu, jandarma er, Konyalı. Mustafa Yılmaz, jandarma er, Konyalı, 1973 doğumlu.
Böyle uzayıp gidiyor. Evet, bu askerlerimizi, bu silahsız askerlerimizi şehit eden PKK terör örgütü ve onun elebaşı Abdullah Öcalan ile 1925’te genç Cumhuriyetimize karşı ayaklanan, Türkiye’yi arkadan vuran ve emperyalizmle işbirliği yapan Şeyh Said arasında hiçbir fark yok.”






