İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik “yolsuzluk” iddiasıyla aralarında İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 53’ü tutuklu 7’si firari toplam 436 sanığın yargılandığı davanın 2’nci celsesi 35’inci gününde görülmeye devam etti.
Duruşmayı ayrıca, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, bir kısım Yeni Parti milletvekilleri, Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu, oğlu Selim İmamoğlu, annesi Havva İmamoğlu ve babası Hasan İmamoğlu da izledi. İzleyiciler, “Direne, direne Kazanacağız” “Özgür İstanbul, Özgür Türkiye”, “Özgür Basın Susturulamaz” şeklinde sloganlar attı. Duruşma saat 11.55’te başladı.
Savunmasında Sel felaketinin yargılandığı davayla ilgisi olduğunu söyleyen İmamoğlu, “Çünkü İstanbul; rant, yağma, imar artışı gibi konularla hayatımızı ne yazık ki yıllardır meşgul ediyor. Tek başına Sazlıdere Barajı’nın, neredeyse İstanbul’un görünmeyen ama en önemli su havzalarından birinin, yaklaşık 136 milyon metrekarenin, göz göre göre, sadece bir tek imzayla yok edilmesinin ve oraya 2 milyona yakın nüfusun hazırlık yapılmasının, bunun hiçbir teknik altyapısının olmamasının… Bakın şu anda orada kurulan şehirlerin kanalizasyonunun bile hangi arıtmaya gideceği belli değil. Böyle bir ortamda, böyle bir müdahalenin yapıldığı bir ortamda, bunu yapanlar tabii ki Ekrem İmamoğlu’nu İstanbul’da istemedi. Ekrem İmamoğlu’nu derken, temsil ettiğimiz belediyeciliği istemedi. Hani kulelere kızılıyordu. Bizim karşı çıktığımız kuleler bile Ankara’dan izin alarak işine devam etti. Niye Resul Emrah Şahan burada? Taş Yapı kulesine baktığınızda o beton yığınını gördüğünüzde bunun cevabını çok rahatlıkla bulabilirsiniz.” dedi.
Yol arkadaşları, belediye başkanları burada tutsaktır ya da başka davalardan başka bir şekilde tutsaktır. Bütün Türkiye’nin ve aziz milletimizin bütün bunları görmesini diliyorum.” dedi.
Aklanması gereken kişinin kendisi olmadığını söyleyen İmamoğlu, “Aklanması gereken birinci kişiyi biliyorum. İkinci kişiyi de biliyorum. Üçüncü kişiyi de biliyorum. Sıralamasını yaptım, isimlerini vermeyeceğim. Aklanması gereken onlardır ve onlar olacak. Hem millet huzurunda, hem yargı huzurunda, hem yüce Yaradan huzurunda. Hukuk kılıfına sokulmuş bir siyasi operasyon, hem de vahşi bir operasyon. İçinde işkence var. İçinde zulüm var. İçinde insan haklarına aykırı her şey var. Bu dosyanın içinde kaybolmayacağım, bu dosyanın üzerinden geçeceğim. Her hukuksuzluğun üstünde bir an duracağım, gösterip yoluma devam edeceğim. Çünkü bu dosyada, hukuksuzluklar o kadar çok ki ve o kadar bariz ki, her birinin dibine dalmaya ömür yetmez. Bugün yargılanan ben değilim, bugün yargılanan bu iddianamedir, iftiranamedir, onu yazdıranlardır ve onu yazanlardır. Hükmü de her zaman ifade ettiğim gibi ve her zaman olduğu gibi, tarihten nice örneklerini göreceğiniz gibi millet verecek.” dedi.
Duruşmaların tutuklanmalarından 1 yıl sonra başladığını söyleyen İmamoğlu, “Duruşmalarda 7 ayı bitirdik, 8 aya gidiyoruz. Hâlâ insanlar neyle suçlandıklarını öğrenemedi. İddianameyi okuyan herkes bir şeyi hemen fark eder: Bu metin bir hukukçunun değil, bir manşetçinin kalemidir. Ahtapotun kolları, güç zehirlenmesi… Gasp etti bile deniyor. Böyle bir suçlama yok ama. Gasp etti deniyor ama öyle bir suçlama yok. Çünkü bu kelimeler mahkeme için değil, ekran için yazıldı. Seviyorlar. Bu dosyada tek bir banka dekontu yok, para izi yok, talimat yazısı yok, ses kaydı yok, görüntü yok, “Gözümle gördüm,” diyen tanık yok. Tekraren söylüyorum: Bu dava siyasidir.” dedi
“KEMAL KILIÇDAROĞLU’NUN TANIK OLARAK DİNLENMESİNİ İSTEDİ”
CHP’nin İstanbul il binasının satın alınmasıyla ilgili konuşan Ekrem İmamoğlu, “Ya buradan suç çıkarılmaya çalışılıyor. Benim gözümün önünde, o dönemin genel başkanına, Kemal Kılıçdaroğlu’na bu olayın buranın nasıl alınacağı anlatıldı. İl başkanı anlattı. O da biliyor her şeyi. Her şeye laf yetiştiriyor. Bu konuda çıt yok. Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu madde ile ilgili buraya tanık olarak çağrılmasını talep ediyorum. Ayıptır ya. Sanki o il binası gökten zembille indi. Talep ediyorum. Tanık olarak dinletilmesini talep ediyorum. Ayıptır. İki kelime edecek edemiyor. Bu nasıl bir iş ya?” dedi.




