DERSİMİZ : TARİH
KONU: 9 EYLÜL 1922 ZAFERİ
YAHYA AKSOY
“Başkumandan, düşmandan kurtardığı İzmir’de geçireceği ilk geceyi yaşıyordu. Zengin bir sofra
hazırlandığı halde ufak tefekle karnını doyurdu ve geç vakitlere kadar çalıştı. Ertesi sabah erkenden
uyandık. Hafif bir kahvaltıdan sonra vilayet konağına gittik. Vali, İngiliz konsolosuyla konuşuyordu. Biz
gelince, ayağa kalktı ve konsolos ile Mustafa Kemal Paşa’yı tanıştırdı. Konsolos iyi Türkçe biliyordu.
Paşa, valiye sordu: -Konu nedir?
Vali anlattı: -Sayın konsolos, İngiliz tebası vatandaşlarla Rum ve Ermeni azınlığın güven altında olup
olmadığından endişeleniyorlar. Kendilerine herkesin güven altında olduğunu bildirdim.
Mustafa Kemâl Paşa, konsolosun Türkçe bildiğini biliyordu. Buna rağmen kendisine valiyi muhatap
aldı: -Ee, peki daha ne istiyormuş?
Bu soruya konsolos Türkçe cevap verdi: -Tebamız için Hükümetinizden yazılı teminat istiyorum.
Mustafa Kemâl Paşa: -Ne yani, Yunanlılar zamanında siz, tebanızı daha mı emniyette görüyordunuz?
Konsolos kasılarak: -Evet, dedi. Yunanlılar buradayken tebamızı daha emniyette görüyorduk.
-O halde buyurun tebanız ile birlikte Yunanistan’a gidin efendim.
Konsolos: -Yani majestelerinin hükümetine savaş mı açıyorsunuz?
Mustafa Kemâl Paşa:
-Siz kiminle neyi konuştuğunuzu biliyor musunuz? Ben, Millet Meclisi'nin başkanı ve Türk orduları
başkumandanıyım. Savaş açmaya da barış yapmaya da tam yetkiliyim. Peki siz kimsiniz? Hükümetiniz
adına savaş ve barış görüşmelerini yapmaya yetkili misiniz? Böyle bir yetkiniz varsa görüşelim. Yoksa
(eliyle kapıyı gösterdi) buyurunuz dışarıya!
Konsolos, Mustafa Kemâl Paşa’nın son sözü üzerine sapsarı kesildi ve tek kelime söylemeden kapıdan
çıktı, gitti.
Mustafa Kemâl Paşa, adamın arkasından Vali’ye döndü:
-Bunlara yüz vermeyin Vali bey! Bir donanma önünde pısacak, bir blöf karşısında yelkenleri suya
indirecek bir devletçik sanıyorlar bizi. Küstahlık derecesine bakın, Barut kokan bir odada adamın
sorduğu şeye bak! Savaş halinde değiliz sanki. Bana savaş mı açıyorsunuz, diye soruyor!
Birkaç saat sonra, İngiliz donanma kumandanı hükümet konağının kapısından girerek, Mustafa Kemâl
Paşa’nın odasına yöneldi. Nazik fakat öfkeli bir hali vardı. Ruşen Eşref kendisine ne istediğini sordu.
-Başkumandan Mustafa Kemâl Paşa ile görüşmek istiyorum.Birlikte odaya girdiler, kapı kapandı.
Amiral:-Çok güç koşullar altında bir savaş kazandınız, sizi asker olarak içtenlikle kutlarım.
Çanakkale’deki başarınızın rastlantıya borçlu olmadığınızı kanıtladınız. Büyük bir askerle tanıştığım
için memnunum, diyerek övgüler yağdırmaya başladı.
Paşa, bıkkın bir sesle: "Bunları geçin amiral. Çok işimiz var. Asıl konuya gelin…" dedi.
Amiral bu tavır karşısında bocalıyarak konuya girdi: -İzmir’de tebamız ve sizin azınlıklarınız. Ermeniler,
Rumlar var. Yeni askeri yönetim altında bu insanların statüsü nedir. Güvende midirler?
Paşa :-Hiç kuşkunuz olmasın amiral, tebanız ve azınlıklar Hükümetimizin koruması altındadır. Suç
işlemeyenler, kendilerini güvende sayabilirler.
-Peki suç işleyenler?
Paşa: -Suç işleyenler sayın amiral, muhtemelen ülkenizde olduğu gibi adaletin huzuruna çıkarılır.
Suçlu olanlar cezalarını çeker.
-Fakat Paşa Hazretleri, fevkalade günler geçirdik. Yunan ordusundan cesaret alan Rumlar, şımarıklık
yapmış ola-bilir. Bugün bu insanlar yerli halkın düşmanlığıyla yüz yüzedir. Ermenileri biliyorsunuz
büyük bir toplumu göçe zorlandı ve önemli bölümü hayatlarını kaybetti. Bu ruh haliyle Yunan ordusu
ile işbirliği yapmış bazı Türklere zor günler geçirtmiş olabilirler. Bunlar, fevkalade günlerin olaylarıdır,
bağışlanması, hoş görülmesi gerekir. Eğer bu kişiler halkın husumetine bırakılırsa, bütün dünya
aleyhinize kıyameti koparır.
Son cümleye kadar amirali sakince dinleyen Mustafa Kemâl Paşa “dünyanın koparacağı gürültü” ile
tehdit edilince amiralin sözünü kesti:
-Üstünlük pozunuzu derhal bir yana koyunuz. Tehdit etmekten de vazgeçiniz. İngiltere ve
müttefiklerin kıyamet koparıp koparmayacağını düşünmem bile. Bunlar memleketin dahili işleri ve de
sizin bu işlere karışmanıza müsaade etmem. Majestelerinin devleti bizim azınlıklarımızla uğraşmaktan
vazgeçsin. Kim ki bize saygı beslemez, bizden de saygı beklemeye hakkı olmaz.
Amiralin yüzü bembeyaz oldu. -İngiliz Hükümetinin tebasını her yerde koruma hakkı devletler hukuku
teminatı altındadır. Avrupa devletleriyle birlikte arkaladığımız Rum ve Ermenilerin güven içinde
bulundurulmasını sadece rica ettik. Yoksa biz bu güvenliği sağlayacak güçteyiz.
Paşa: -Arkaladığınız Yunan ordusunun denizde yüzen cesetlerini herhalde görmüş olmalısınız.
Ordumuz asayişi sağlamıştır. İzmir limanını donanmanıza kapatıyorum. İsterseniz tebanızı
gemilerinize doldurabilirsiniz. Donanmanızın en kısa zamanda limanı terk etmesini istiyorum.
Sert sözler karşısında amiral ne yapacağını şaşırdı:
-İngiltere’ye savaş mı açıyorsunuz?
Paşa: Savaş açmak mı? Siz yoksa Sevr antlaşmasının halen yürürlükte olduğunu mu sanıyorsunuz? Biz
onu çoktan yırtıp attık. Karşımda serbestçe oturuşunuzu, sizi konuk saymama borçlusunuz. Fakat,
nezaketimizi kötüye kullanmanıza müsaade etmem. Şu anda hukuken barış antlaşması yapmamış iki
devletiz. Savaş hukuku halen yürürlüktedir. Gemilerinizi derhal karasularımızdan çekmenizi size tekrar
ve son defa ihtar ediyorum.
Bir balmumu heykeline döndü amiral. Sert adımlarla girdiği Mustafa Kemâl Paşa’nın odasında
oturduğu sandalyede küçüldükçe küçüldü ve sonunda kekeleyerek:
“Affedersiniz” dedi. Yerlere kadar eğilerek geri geri gidip dışarı çıktı.
İngiliz ve Fransızlar kendi uyruklarını gemilere bindirmeye başladılar. Birkaç saat sonra da sessizce
çekilip gittiler. .”.(Salih Bozok – ANILARI)
Saldırgan düşman ordusu darbeleri yedi ve dersini aldı Mustafa Kemal Paşa’nın dediği gibi ;
“geldikleri gibi geri gittiler.”
Birinci dünya savaşının en kanlı cephelerinden biri olan Çanakkale cephesinde çok büyük kayıplar
verilmiş, Türk Halkı buna rağmen destansı direnişini sürdürmüştür. Şair, Dünya'nın en büyük
donanmalarından birini Çanakkale boğazında yenilgiye uğratan ve dönemin süper gücü İngiltere’yi
yenilgiye uğratan Türk askerine şiirinde "Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın Bu toprak, bir devrin
battığı yerdir." Demektedir…
İsviçre Cumhurbaşkanı’nın Lozan Konferansı kapanış konuşması : “… Silahların çarpışması insanlar
için büyük acıların sebebidir. Fikirlerin çarpışmasından ışık fışkırır. Dünyada hiçbir millet, insanlığın
hayrına yardım etmek hakkından mahrum edilemez ve yardım yapmak vazifesinden çekinemez….
Bugün uzun seneler süren kahramanca bir savaştan sonra ülkeler silahlarını bırakıyorlar. Dileriz ki,
yaralarını sarmış ve sulhta çalışmalarına yeniden koyulmuş olsunlar….”
“…Büyük devrimci Mustafa Kemal Paşa’nın başlattığı hızla, mutlakiyetçi sultanlar rejimi yıkılmış ve
gerçekten laik bir devlet kurulmuştur. Millet tümüyle çağdaş uygarlıkların önünde yer almak için şevk
ile ilerleme yolunda bir atılım yapmıştır …” 1
“Atatürk, yalnız yeni Türkiye’nin sembolü değil, aynı zamanda çağımızın liderlerinden biridir.Türkiye,
bugün de O’nun izinde yürümektedir. “ 2
Mustafa Kemal Atatürk’ün ,istilacı İngiliz’lerin ve fransız’ların siyaset hakkında söyledikleri :
“…İngilizlerin her dediğine boyun eğecek olursak İngilizlerin ihtiraslarının önüne geçmeye imkân
kalmayacaktır( 5 Kasım 1918). /İngilizlerin gösterdikleri yolda kurtuluş çaresi aramak da abestir. Ve
netice olarak hüsran nedenidir(16 ağustos 1919)./ İngilizlerin hedefi :İç cepheyi çökertmekti(12
Ağustos 1922). / Bağımsızlığın önündeki engel : İngilizler ve Fransızlardır. Düşmanlarla uğraşmak için
sonuna kadar ve her türlü vasıtaya müracaat ederek çalışmaya azmettik( 24-25 Ekim 1919 )./ 3
“…Her safhasıyla düşünülmüş,hazırlanmış,yönetilmiş ve zafere ulaştırışmış olan 30 Ağustos
Başkomutan Meydan Muharebesi,Türk Ordusunun,Türk Subayları ve komuta heyetinin yüksek
gücünü ve kahramanlığını tarihte bir daha tespit eden çok büyük bir eserdir. Bu eser, Türk Milletinin
özgürlük ve bağımsızlık düşüncesinin ölmez bir anıtıdır. Bu eseri yaratan bir milletin çocuğu ve onun
yiğit ordusunun Başkomutanı olduğum için, ilelebet mesut ve bahtiyarım.” Diye tarihin altın
sayfasına kayıt düşen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün savaşta ve barışta dünyaya örnek olduğu
UNESCO kararı ile de dünya tarihine ışık tutmakta ve yol göstermektedir…
.Bu tarih dersi herkes için önemli ve önceliklidir. Tarihten ders alınırsa tekerrür etmez….
———————————————————
1-Venizelos /2 2-”Giovanni Leone, 1963 İtalyan Başbakanı …/ 3 24/25 Ekim 1919,1. Kolordu
Kumandanı Cafer Tayyar Beyefendi’ye (Gazi Mustafa Kemal,Nutuk/Vesikalar s. 356)






