Turizm
sektörü
endişeli…
Necdet B.SİVASLI
Rusya’nın yabancı havayolu şirketleri için uygulamaya geçilen sınırlama planı turizmcileri rahatsız etti. Uygulama başladı. Dünyada 41 ülke ile doğrudan bağlantısı olan Rusya’da yabancı havayollarına olan güvenin artması Rus yetkililerini de etkiliyor. Rus yetkililer “Buna izin vermeyiz” diyor.
Yabancı uçakları kısıtlamanın Rusya’ya zarar verebilceği ifade ediliyor. Bu konuda yapılan açıklamada “ Alınan bu karar iç turizme zarar verir” deniliyor.
Rusya’da yabancı havayolu şirketlerinin faaliyetlerinin kısıtlanabileceğine dair açıklamalar, turizm sektöründe kaygı yarattı.
“Aeroflot” Genel Müdürü Sergey Aleksandrovskiy, yabancı taşıyıcıların faaliyetlerinin “yakından izlenmesi gerektiğini” söylerken, uzmanlar bunun fiilen bir sınırlama hazırlığı anlamına gelebileceğini belirtiyor.
Rusya’da şu anda 41 ülke ile doğrudan uçuş bağlantısı bulunuyor; 21 Rus ve 65 yabancı havayolu uluslararası hatlarda faaliyet gösteriyor. “Aeroflot” grubu, Rus yolcuların yurt dışı uçuşlarının yaklaşık yarısını gerçekleştiriyor. Ancak istatistikler, yabancı havayollarına olan talebin hızla arttığını gösteriyor: 2025’in ilk yarısında onların pazar payı %42’ye ulaştı.
Uzmanlara göre, yabancı taşıyıcılara getirilecek olası kısıtlamalar, hem bilet fiyatlarını artıracak hem de uçak kapasitesinde ciddi açıklar yaratacak. “Aeroflot” gibi büyük şirketler kâr getirmeyen iç hat uçuşlarını azaltıp, daha kazançlı uluslararası hatlara yönelmek isteyebilir. Bu da iç turizmi olumsuz etkileyecek.
Sektör temsilcileri, ayrıca yabancı turistlerin Rus havayollarını tercih edemediğini hatırlatıyor. Visa ve Mastercard işlemlerinin kısıtlı olması nedeniyle, yabancılar Rus şirketlerinden bilet satın almakta zorlanıyor. Bu da ülkeye gelen turist sayısını düşürebilir.
ATOR Başkan Yardımcısı Artur Muradyan, “Yabancı havayollarının faaliyetine sınırlama getirmek şu anda uygun değil. Bu, iç turizme de zarar verir” dedi.
Uzmanlar, rekabetin azalmasının hem bilet fiyatlarını yukarı çekeceği, hem de Rusya’nın turizm gelirlerini azaltacağı görüşünde birleşiyor.
Atıklar denize mi boşaltılacak?
Çevre korumasıyla ilgili yönetmelikte yapılan değişiklikle, hafriyat artıkları ile moloz ve arıtma atığı benzeri çamurun deniz dibine bırakılmasının önü açılıyor.
Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği’nin “Denizlerle İlgili Kirletme Yasakları” başlıklı maddesine önemli bir cümle ekledi. Yönetmeliğin, “Hafriyat artıkları, moloz, arıtma ve proses artığı çamurlar ve benzeri atıkların bertaraf amacıyla deniz ve kıyı sularına boşaltımı yasaktır” şeklindeki fıkrasına, 250 metreden daha derine döşenecek borularla denizlere hafriyat atıkları ve moloz dökülebileceğine ilişkin hüküm eklendi.
Düzenlemenin, deniz kirliliğini artıracağı savunuldu. Ekonomisi içinde turizmin payı önemli seviyedeki bir ülke olarak çok riskli bir adım atıldığını düşündüğünü dile getiren Çevre Mühendisleri Odası eski başkanı Dr. Baran Bozoğlu, düzenlemenin, Hatay gibi deprem bölgelerindeki içeriğinde kimyasal atıkları da barındırabilen yıkıntı atıklarının denize dökülmesine neden olabileceğini söyledi.
1980’li yıllarda Haliç dibindeki çamuru toplayıp Marmara’ya boca etmenin, Marmara’nın ölüm fermanı olduğu bilinir ve bilimsel raporlarla ortaya konuşmuşken, çevreyi ve denizlerimizi korumakla görevli Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın, yeniden 1980’lere dönüşü yaratacak böyle bir değişikliğe kapı aralaması, vahim bir karar olarak değerlendiriliyor.
Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın geçtiğimiz yıl Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile işbirliği içinde milyarlarca liralık ihaleyle başlattığı İzmit Körfezi’ni temizleme seferberliği, denizin dibinden toplanan çamurun kıyıda, çevreye zarar vermeden bertarafını içeriyor. Benzer önlemler, yıllardır moloz, hafriyat ve evsel atıklarla çöplüğe dönüştürülen İzmit, İzmir körfezleri ve Marmara’nın bütününün temizliği ve korunması gibi devasa bir görevi Bakanlığın önüne koyarken, Bakanlığın bu kez 250 metre derinliğe ve dolayısıyla, Marmara çukuruyla, Ege ve Akdeniz gibi turizm açısından değerli alanları kirletmeyi göze alması büyük bir çelişki olarak değerlendiriliyor.







