18/5/2026
Bir İyiliğin Hayali Bile İnsan Ruhunu Güzelleştirir”
Nevzat AKSOY
Değerli okuyucularımız ,
İnsan bazen hayatın karmaşası içinde kendi iç dünyasına çekilir ve kalbinin en temiz köşesinde sakladığı bir duayı tekrar eder:
“Yarabbi, bana imkân ver de insanlara faydalı olayım…”
İşte gerçek zenginlik tam da burada başlar. Çünkü bazı insanlar serveti parayla ölçerken, bazı gönüller ise bir yetimin tebessümünde, bir mazlumun duasında ve bir ihtiyaç sahibinin huzurunda mutluluğu arar.
Değerli okuyucularımız; benim hayat boyunca taşıdığım en büyük ideallerden biri, insanlara yardımcı olabilmek, zor durumda olanlara destek olmak ve ihtiyaç sahiplerinin elinden tutabilmektir. Bazen öyle oluyor ki geceleri rüyalarımda bile yoksul insanlara yardım ettiğimi görüyorum. Bir çocuğun yüzünü güldürdüğümü, bir yaşlının duasını aldığımı, dara düşmüş bir insanın yükünü hafiflettiğimi hissediyorum. Uyandığımda bunun sadece bir rüya olduğunu anlasam bile, içimde tarifsiz bir huzur oluşuyor. Çünkü insanın niyeti temizse, hayali bile bir iyilik kapısıdır.
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (S.A.V.) bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmuştur:
“İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır.”
İşte bu kutlu söz, aslında hayatın en büyük ölçüsünü bizlere göstermektedir. Makamlar, servetler ve geçici dünya nimetleri bir gün sona erebilir; ancak yapılan iyilikler hem insanların kalbinde hem de Allah katında daima yaşamaya devam eder.
Aslında iyilik; sadece maddi yardım yapmak değildir. Bir insanın kalbine dokunmak, umut vermek, moral olmak, yalnız olmadığını hissettirmek de büyük bir yardımseverliktir. Günümüzde insanların en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri de samimiyet ve merhamettir. Çünkü teknoloji gelişse de insanlık, vicdan olmadan eksik kalır.
Bir başka hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz şöyle buyurur:
“Kim bir müminin dünya sıkıntılarından bir sıkıntısını giderirse, Allah da onun kıyamet günü sıkıntılarından birini giderir.”
Ne kadar derin ve anlamlı bir öğüttür… Demek ki bir insanın gözyaşını silmek, sadece dünyada değil ahirette de insanın karşısına büyük bir rahmet olarak çıkacaktır. Bu nedenle iyilik yapmak aslında insanın kendi ruhunu da güzelleştiren manevi bir hazinedir.
Tarih boyunca büyük insanlar, makamlarıyla değil; insanlara yaptıkları iyiliklerle hatırlanmıştır. Bir gönüle dokunabilmek, bazen yıllarca anlatılacak en büyük mirastır. Çünkü iyilik bulaşıcıdır. Bir kişinin yaptığı güzel davranış, başka insanların da kalbinde yeni umutlar yeşertir.
Bugün etrafımıza baktığımızda insanların çoğu; anlaşılmaya, dinlenmeye ve bir sıcak tebessüme ihtiyaç duyuyor. Belki de küçük gördüğümüz bir yardım, bir insanın hayatındaki en büyük umut olacaktır. Çünkü bazen bir ekmek kadar değerli olan şey, bir güzel söz ve içten bir ilgidir.
Şunu hiçbir zaman unutmamalıyız:
İmkân her zaman para değildir. Bazen güzel bir söz, bazen bir selam, bazen de içten edilen bir dua bile insanın hayatını değiştirebilir. Önemli olan; insanın kalbinde yardım etme isteğinin yaşamasıdır.
Ben inanıyorum ki; Allah, kalbinde iyilik taşıyan insanların önüne mutlaka bir gün yardım kapıları açar. Yeter ki insan niyetini temiz tutsun, vicdanını kaybetmesin ve insanlığa faydalı olmayı kendisine hayat gayesi edinsin.
Unutulmamalıdır ki; iyilik yapan insan kaybetmez. Belki bugün yaptığı yardımın karşılığını görmez ama bir gün hiç ummadığı bir anda karşısına bir dua, bir vefa ve bir huzur olarak çıkar. Çünkü iyilik, insanın dünyada bıraktığı en güzel izdir.
Ne mutlu, sadece kendi mutluluğunu değil; başkalarının huzurunu da düşünebilen insanlara…
Ve ne mutlu, hayallerinde bile iyilik yapabilen güzel yüreklere…
Vesselam
Nevzat AKSOY
..İNSAN OLMAK…..
.İNSAN OLMAK MAKAMDAN DAHA BÜYÜKTÜR
Nevzat AKSOY
Değerli okuyucularımız,
Hayattaki en büyük yatırım; para, makam ya da servet değildir. En büyük yatırım, insana yapılan yatırımdır. Çünkü insan kazanmak, gönül kazanmak demektir. Gönüllere dokunabilmek ise dünyadaki en büyük zenginliktir.
Hayatım boyunca çok insan tanıdım. Sayısız karakterle, farklı vicdanlarla karşılaştım. Bir nevi insan sarrafı oldum. Kapısı da gönlü de insanlara açık olan güzel ahlaklı insanlarla karşılaştığım gibi; kapısını da vicdanını da insanlara kapatmış, kibir duvarlarının arkasına saklanmış insanlarla da karşılaştım.
Ne acıdır ki bazı insanlar; makamını insanlığının önüne koymuş, egosunu karakter zannetmiş, kibri ise güç sanmıştır. Kendini herkesten üstün gören, insanlara tepeden bakan, sevgiyi zayıflık sayan insanlar gördüm. Oysa insanı yükselten kibir değil, tevazudur.
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) bu konuda şöyle buyurmuştur:
“Kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimse cennete giremez.” (Hadis-i Şerif – Müslim)
Düşünün… Bir insanın kalbinde küçücük bir kibir bile varsa, bu onun maneviyatını karartan büyük bir hastalıktır. Çünkü kibir; insanın gözünü kör eder, vicdanını susturur, merhametini öldürür.
Bugün birçok insan aynaya bakınca kendini kusursuz görüyor. Fakat mesele dış görünüş değil; kalbin temizliğidir. İnsanlığı unutmuş bir kalbin, süslü sözlerinin hiçbir değeri yoktur.
Ne kadar acıdır ki bazı insanlar; Parası olunca insanları küçümsemeye, Makamı olunca insanları ezmeye, Gücü olunca insanları yok saymaya başlıyor.
Oysa gerçek güç; affedebilmektir. Gerçek büyüklük; alçak gönüllü olabilmektir. Gerçek insanlık ise; makamı ne olursa olsun insan kalabilmektir.
Hz. Mevlânâ’nın şu sözü de adeta bugünü anlatıyor:
“Testinin içinde ne varsa dışına o sızar.”
Kalbinde kibir olanın dilinden küçümseme dökülür. Kalbinde merhamet olanın ise davranışından insanlık akar.
Unutulmamalıdır ki; İnsanları küçümseyenler aslında kendi eksikliğini gizlemeye çalışanlardır. Çünkü karakteri güçlü insan, başkasını ezerek değil; yaşatarak büyür.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir başka hadisinde şöyle buyuruyor:
“İnsanlara merhamet etmeyene Allah da merhamet etmez.” (Hadis-i Şerif – Buhari)
Bugün insanların en büyük eksikliği; vicdan eksikliğidir. İnsanlar artık birbirinin kalbini kırmaktan çekinmiyor. Oysa kırılan bir kalbin hesabı vardır. Çünkü gönül, Allah’ın nazar ettiği yerdir.
Şunu asla unutmayın: Hayat herkese bir gün kendi aynasını gösterir. Bugün kibirle yürüyenler, yarın yalnızlıkla sınanır. İnsanları hor görenler, bir gün aynı acıyı yaşar. Çünkü hayat; ne ekersek onu biçtiğimiz büyük bir imtihandır.
Bu dünyada geriye bırakacağımız şey; ne malımız ne de makamımızdır. İnsanların kalbinde bıraktığımız izdir. Güzel ahlak, güzel söz ve güzel gönül… İşte insanı ölümsüz yapan budur.
Geliniz; Kibirle değil tevazuyla, Nefretle değil merhametle, Ego ile değil insanlıkla yaşayalım.
Çünkü bir gün herkes susar… Ama vicdan asla susmaz.
Vesselam
Nevzat AKSOY
ANNEYE DEĞER VERMEYEN TOPLUM, GELECEĞİNİ KAYBEDER
Nevzat AKSOY
Değerli okuyucularımız
İnsanlık tarihi boyunca toplumları ayakta tutan görünmez sütunlar vardır. Kimi zaman bir öğretmen, kimi zaman bir lider, kimi zaman bir kahraman… Ama bütün bu kimliklerin arkasında çoğu zaman aynı kişi durur: anne.
Anneler Günü yalnızca hediye alınan, çiçek gönderilen ya da sosyal medyada birkaç cümle paylaşılan bir gün değildir. Bu gün; vicdanın, emeğin, fedakârlığın, sabrın ve insanlığın yeniden hatırlandığı bir muhasebe günüdür.
Modern dünya hızla değişirken insanlar başarıyı makamla, mutluluğu parayla, değeri görünür güçle ölçmeye başladı. Oysa bir annenin yıllarca sessizce yaptığı fedakârlıkların karşısında hiçbir servetin gerçek anlamda büyük olmadığı açıktır. Çünkü anne; yalnızca bir çocuk büyütmez. Bir karakter, bir ahlak, bir toplum ve aslında bir gelecek inşa eder.
Gelişmişlik sadece gökdelenlerle, teknolojiyle ya da ekonomik rakamlarla açıklanamaz. Bir toplumun gerçek medeniyet seviyesi; yaşlısına, çocuğuna ve özellikle annelerine gösterdiği saygıyla anlaşılır.
Bugün dünyanın birçok yerinde anneler yalnızlaştırılıyor. Çalışma hayatının yükü, ekonomik sıkıntılar, sosyal baskılar ve dijital çağın oluşturduğu yabancılaşma; anneliği kimi zaman görünmez bir mücadeleye dönüştürüyor.
Bir annenin gece uykusuz kalması doğal kabul ediliyor ama onun ruhsal yorgunluğu çoğu zaman fark edilmiyor. Ev işleri “görev” sayılıyor ama o emeğin ekonomik karşılığı hesaplanmıyor. Çocuk yetiştirmek dünyanın en zor sorumluluklarından biri olmasına rağmen çoğu zaman sıradanlaştırılıyor.
Oysa bir doktor insan hayatını kurtarır; anne ise o hayatı yetiştirir. Bir öğretmen bilgi verir; anne karakterin temelini atar. Devletler kanunlarla düzen kurar; anneler vicdanla insan yetiştirir.
Bu yüzden annelik yalnızca biyolojik bir bağ değildir. Annelik; insanlığa yön veren en büyük ahlaki kurumdur.
Bir annenin hayatı çoğu zaman görünmeyen mücadelelerle doludur.
Kendi hayallerini çocukları için erteleyen, yemediğini yediren, giymediğini giydiren milyonlarca anne vardır. Çocuğu hasta olduğunda sabaha kadar başında bekleyen ama kendi hastalığını önemsemeyen anneler vardır. Çocuklarının güçlü görünmesi için kendi gözyaşlarını içine akıtan anneler vardır.
Toplum genellikle başarı hikâyelerindeki “kazanan insanı” alkışlar; fakat o insanın arkasında duran anneyi çoğu zaman unutabilir. Oysa birçok büyük insanın temelinde bir annenin duası, eğitimi ve emeği vardır.
Tarihte nice liderler, bilim insanları, sanatçılar ve kahramanlar yetişmiştir. Ancak onların ortak noktası çoğu zaman güçlü bir anne etkisidir. Çünkü anne sadece çocuk doğurmaz; inanç, özgüven ve merhamet de doğurur.
Günümüzde insanlar aynı evde yaşayıp birbirinden uzak hale gelebiliyor. Telefon ekranları bazen annelerin yüzünden daha fazla görülüyor. Birçok genç annesiyle geçireceği zamanı erteliyor; fakat hayatın en acı gerçeği şudur: Ertelenen sevgi bazen geç kalınmış pişmanlığa dönüşür.
İnsanlar annelerinin kıymetini çoğu zaman onları kaybettikten sonra anlıyor. Oysa hayattayken söylenen bir “iyi ki varsın”, dünyanın en pahalı hediyesinden daha değerlidir.
Anneler Günü’nü sadece ticari bir güne çevirmek büyük bir eksikliktir. Gerçek kutlama; annenin emeğini anlamak, ona vakit ayırmak, yükünü hafifletmek ve onu yalnız hissettirmemektir.
Şiddetin arttığı, ahlaki yozlaşmanın büyüdüğü ve insanların birbirine karşı tahammülünü kaybettiği bir dünyada çözüm yalnızca sert yasalar değildir. Çözüm; sevgiyle yetişmiş nesillerdir.
Sevgiyle büyüyen çocuk, topluma zarar verme ihtimali en düşük bireydir. Vicdanı güçlü nesiller yetiştirmenin yolu ise anneleri güçlü kılmaktan geçer.
Bir anne mutsuzsa toplum huzurlu olamaz.
Bir anne güvende değilse gelecek de güvende değildir.
Bir anne değersiz hissediyorsa insanlık büyük bir yara alıyor demektir.
Bu nedenle annelere sadece yılda bir gün değil, hayatın her anında değer verilmelidir. Çünkü annelik geçici bir görev değil; ömür boyu süren kutsal bir emektir.
Bazı insanlar servet bırakır, bazıları makam bırakır, bazıları ün bırakır. Anneler ise insan bırakır.
Ve insan yetiştirmek, dünyadaki en büyük sanattır.
Bugün Anneler Günü vesilesiyle yapılması gereken en önemli şey; anneleri sadece duygusal sözlerle değil, gerçek davranışlarla onurlandırmaktır. Onların yükünü paylaşmak, emeklerini görünür kılmak ve toplumda hak ettikleri değeri vermek herkesin sorumluluğudur.
Çünkü annesine değer vermeyen bir toplum, zamanla merhametini kaybeder.
Merhametini kaybeden toplum ise ne kadar zengin olursa olsun aslında fakirdir.
Başta evlat acısı yaşamış anneler olmak üzere; alın teriyle çocuk büyüten, fedakârlığı sessizce omuzlayan ve sevgisiyle dünyayı ayakta tutan bütün annelerin Anneler Günü kutlu olsun.
Vesselam
Nevzat AKSOY







